Sayfalar

Ahmet Ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Ümit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Şubat 2014 Perşembe

Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

Bir polisiye-sever olarak Ahmet Ümit kitaplarının birçoğunu zevkle okumuşumdur.
 
 
 
Beyoğlu'nun En Güzel Abisi de detaylı tasvirleri ile ön plana çıkan bir  'İstanbul' romanı. Bize Tarlabaşı'nın geçmişini, asıl sahiplerini anlatıyor. Kitapta karşımıza çıkan insanlar 'yaşayan' karakterler, anlatılan toplumsal olaylar -insanlar kabullenmekte zorlansa da- yakın geçmişimize ait...
 
Hikaye tıkanmadan, okuyucuyu sıkmadan devam ediyor, karakterler -diğer kitaplardan- aşina olduğumuz insanlar olduğu için 'kaldığımız yerden devam ediyormuş' gibi geliyor ama sayfaları heyecanla çevirdiğimi söyleyemeyeceğim, aksiyon dozu diğer kitaplara göre biraz düşük.
 
 
Arka kapağın büyük harflerle yazılmış olmasının sevimsizliği dışında kitabın kapak resmini ve rengini çok beğendim...
 
Polisiye sevenlere öneririm...
Nevzat Başkomiserimden daha nice hikayeler dinleyebilmek dileğiyle...

10 Ocak 2013 Perşembe

Kukla

Okumadığım birkaç Ahmet Ümit kitabından birisiydi Kukla, görünce hevesle aldım.
Çalışma şevkini kaybeden gazeteci Adnan ve üvey kardeşi Doğan çevresinde dönen ve gündemi alt üst eden Susurluk Olayından yola çıkılarak yazılmış bir roman...
Kitap ilk sayfalardan itibaren beni bir türlü içine çekemedi. Adnan'ın bunalımlı yaşantısı nedense çook sıktı beni, bir an Adnan mı Müştak mı karşımdaki karıştırdım. Olaylar hız kazandıktan sonra da bildiğim bir hikayeyi okuyormuşum gibi hissettim. Bu kadar çok bilinmeyenli bir durumun daha karmaşık bir çözümünün olması gerektiğini düşündüm belki de...
Artık okuma zamanlamamdan mı, işlenen konudan, kopuk kopuk okumam yüzünden mi bilinmez, diğer Ahmet Ümit kitapları kadar severek okuyamadım..
 

Diğer okurlar ne düşündü kitap bitince, öğrenmek isterim...

6 Mayıs 2012 Pazar

Sis ve Gece

Ahmet Ümit'in öykü kitaplarından sonra yazdığı ilk roman, bana göre en iyilerden..



İstihbaratçı Sedat'ın saldırıya uğraması, sevgilisi Mine'nin ortadan kaybolması ve her iki olayda da başrolde olan örgüt üyesi Fahri...Teşkilat içinde yaşanan fırtınalar, Sedat'ın içinden çıkamadığı bilinmezler..
Bir yanda karısı ve çocukları, diğer yanda beraberinde götürdüğü soru işaretleri ile Mine..
Oldukça sürükleyici bir hikaye, yerliyerine oturan taşlar ve sürpriz final..Polisiye kitaplarda final beklentileri karşılamazsa insanda "boşuna okumuşum" düşüncesi oluşuyor haliyle, Sis ve Gece bu açıdan tüm beklentileri karşılayan ve tadı damağınızda kalacak bir kitap...
Bu kitap kütüphanemde yoktu ve daha önce okuyup okumadığım konusunda emin değildim, kitaba başladım ve çok da tanıdık gelmedi gidişat, ama kitabın yaklaşık dörtte birine geldiğimde okuduğum bir cümle ile kafamda bir ampül yandı resmen :) Yani kalanını finali bilerek okudum ama yine de müthiş zevk aldım...
Tavsiye edeceğim A. Ümit kitaplarının başında geliyor..

Yine filmi yapılan bir Ahmet Ümit kitabı Sis ve Gece, kadro tek kelime ile süper. Sadece isimlere bakarak kimin hangi rolde oynayacağını tahmin edebildim:) Yani karakterler ve oyuncuların uyumu müthiş..



En kısa zamanda filmini de izlemek istiyorum.



4 Mayıs 2012 Cuma

Bir Sis Böler Geceyi

Bu hafta Ahmet Ümit'ten gidiyorum. Okumadığım 2-3 kitabı kalmıştı, elimdekilerle devam ediyorum. Aynı yazarın birkaç kitabını üst üste okumak rahat oluyor, kitabın diline aşina oluyorsun az çok, tanıdık birisiyle sohbet etmek gibi. Tabi sayıyı çok tutunca sıkıcı da olabiliyor. (Hatta Tess Gerritsen gibi yazarlar da insanı paranoyak yapabiliyor:))



Bir Sis Böler Gece'yi alışıldık A. Ümit kitaplarından biraz farklı; öncelikle kısa bir kitap, bir günde bitiyor. Tarzı da farklı biraz, beklenen cinayetler-soruşturmalar yerine daha gizemli...Alevilik ekseninde işlenmiş bir hikaye ve ona paralel olarak  (ya da teğet geçen mi demeliyim-ki bu terime gıcık oluyorum artık, matematikten- teğetten-çemberden soğuttular beni!!) sorgulanan bir geçmiş..
Kitabı okurken filminin de çekilmiş olduğunu öğrendim. 



Mart ayında vizyona girmiş, fragmanı çok cazip görünmedi ama geneli nasıldır bilemiyorum. Cem Davran varmış başrolde, çok başarılı bir oyuncu olduğunu düşünmüyorum, Ali Sürmeli dışında da pek tanıdık isimler yok, o yüzden çok gündeme gelmemiş sanırım (ya da ben duymamışım)..

Kitabı ilgiyle okudum,  tasvirler oldukça etkileyiciydi olayların geçtiği köyü çok net canlandırabildim gözümde ama final çok tatmin edici gelmedi açıkçası, daha net bir yere bağlanmasını umuyordum..

Okumak isteyenlere farklı bir Ahmet Ümit kitabı olduğunu tekrar hatırlatmak isterim...
(Farklı deyince Ninatta'nın Bileziği de çok farklı bir kitaptı ve ben çok sevmiştim, okumayanlara onu da tavsiye ederim..)

Ahmet Ümit kürüne devam ediyorum, sırada Sis ve Gece var....

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Sultanı Öldürmek

Ahmet Ümit'in gündemdeki kitabı Sultanı Öldürmek.
Fetih ve Fatih'in ön plana çıktığı günümüzde, popüler olmaya aday bir kitap..
Aslında yeni çıkan kitaplarla arama hep mesafe koyarım ama bir kaç yazar söz konusu olduğunda bu geçerli olmuyor. Ahmet Ümit de bunlar arasında..



Kitaba  başlarken (belki pek çok insan gibi ) sadece Fatih döneminde geçen bir konusu olduğunu düşünmüştüm, işin içinde başka "Sultan"lar da varmış. Aslında konu birbirini güzel tamamlıyor ama Fatih'in hikayesinin finali biraz havada kalıyor.
Gerçi beklentiyi karşılamasa da ben Fatih ve Fetih'in gündemde kalmasını, daha iyi çalışmalar ortaya çıkabilmesi için yapılanlara (eksik de kalsa / yanlış olmadığı sürece) destek olunması taraftarıyım. Kıytırık Vietnam hikayeleri ile büyüyen bir nesil olarak, Fetih'in işlenmeye fazlasıyla müsait olduğunu düşünüyorum. (Haremli halvetli diziler bu kapsamda değil tabii:)

Kitaba dönersek, biraz daha derinlerden, psikolojik açıdan işlemiş konuyu A. Ümit. Tarzını biraz Masumiyet Müzesine (evlerden ırak) ve Orhan Pamuğa benzettim (gerçi artık kendisine sinir olmakla birlikte, Orhan Pamuğun tarzını daha doyurucu bulurum). Dönem itibariyle Benim Adım Kırmızı'ya da benzetilebilir ama Sultan'ı Öldürmek çok daha zayıf kalır yanında..
Neyse ne çok kıyaslama yaptım.
Kitap vesvesesi bol, finali şaşırtıcı, Fetih'in anlatıldığı kısımlar ise oldukça heyecanlı. Hemen alın okuyun diyemeyeceğim ama aklınızın bir köşesinde dursun, okunacaklar arasına ekleyin...
(Fetih'le ilgili Beyazıt Akman'ın kitabı Dünyanın İlk Günü'nü öneririm, okuyun ve de özellikle gençlere okutun)