Sayfalar

Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Temmuz 2014 Salı

Ve Duru Aramızda...

Evet 9 Haziranda Duru Kızım ailemize dahil oldu. Geldi geliyor derken bugün bir ayı geride bıraktık...(Yazıyı birkaç seferde ancak tamamlayabildim, her defasında güncellendi bu rakam ;) ).

Doğum sezeryanla olacağı için takvim belliydi, bense ilk doğumda yaşadığım 'ne zaman doğacak' stresini yaşamayacak, bu kez ağrı çekmek zorunda kalmadan güle oynaya ameliyata girecektim. Evet evdeki hesap hastaneye uymadı tabi, zor geçen son günlerin üstüne Duru'nun da kendi gelme çabaları eklenince ben yine sancılar eşliğinde tuttum ameliyathane yolunu...
Spinal anestezi sayesinde sürece kopukluk yaşamadan dahil olup kızımla hemen tanışabildim...Sonrası biraz zordu çünkü Duru ciğerlerinde kalan su nedeniyle yenidoğan yoğun bakım servisi olan bir hastaneye sevk edildi, on gün boyunca ayrı kaldık. Günde iki defa kızımızı uzaktan görebilmek için hastanenin yolunu tuttuk, süt taşıdık... Ailemin de desteği ile bu zor günleri geçirdik ve sonunda kızımızı alıp evimize döndük çok şükür :)


   Ramazan nedeniyle anneanne desteğinden de kısa süreli faydalanabildik. Bana da ilk on günde annemden öğrendiklerimi evde uygulamaya çalışmak düştü; et/kemik sulu çorbalar, pekmezli kompostolar, rezene çayı...vs

 Duru ile dejavu yaşıyorum bugünlerde.. Görüntü olarak da ablasına benzediği için Eylül'ü tekrar büyütüyormuş gibi hissediyorum . Tabi Eylül bizzat olaylara dahil olunca hikaye karmaşıklaşıp John Malkovich Olmak'a dönüşüyor ama idare ediyoruz artık ;)

Şimdilerde Duru'yu günlük rutinimize dahil etmeye çalışıyoruz yavaş yavaş tabi benim uykusuzluğum el verdiği  ölçüde. Eylül'de tanışmadığımız durumlar da var tabi; rutin gaz sancıları, ısrarla geçmeyen pamukçuk, ABR Testi vs...

Kırkımızın çıkacağı günü (uyku düzeninin kurulacağı umuduyla) iple çekiyor, Duru uyanmadan bir bardak çay içmeye gidiyorum.

Bizi özleyin anacım :)






16 Nisan 2014 Çarşamba

Kutsal İnek, Gebelere Balon ve Hamilelik...

(Azıcık iç döküş yazısıdır)
 
Erkeklerde de 'gözü kapalı yorum yapma hakkına sahibim' düşüncesi oluşturan durumlar var mıdır acaba? Belki askerlik ama o da gebeliğin yerini tutamaz...Bizim çeşitliliğimizin katalizörü koccaman 'hormonal' değişimlerimiz var işin içinde, hahha kim boy ölçüşebilir şaşarım!!!
 
Bu gebeliğimde (ki ilkinden kalma engin tecrübelerim olduğunu sanıyordum, yanılmışım) çevremde çok fazla 'akıl veren' yok, e haliyle kendi gelgitlerimi kendim yapıyor, 'ikizler' burcu oluşumdan feyz alıyorum...
 
İlkinde neyin ne olduğunu anlayamadım, bu sefer gebeliğin tüm nimetlerinden faydalanacağım; gece-gündüz aşerme bahanesiyle listeler halinde yiyecekler isteyecek, canım çekince milletin elinden lokmasını bile kapacağım gibi 'oburluk' ekseninde hedeflerle yola çıktım. Tabi evdeki hesap çarşıya uymadı!!! Beş ay kadar kusup 'canım şunu çekti' aşamasına hiç geçemedim. Sonrasında da teşrif eden 'gebelik diyabeti' sayesinde salatalık ve beyaz peynire talim ettim, hala da ediyorum... Hayatım boyunca etrafından dolandığım diyetin kitabını yazıyorum. Meğer ihtiyacım olan eli sopalı irade, damarlarımda akan asil hormonlarda saklıymış...
 
Haa iki arada bir derede de canım birşey çekti; yeşil erik... Rüyalarımı süsleyen bu küçük topların (talebimin üzerinden 1 ay kadar geçtikten sonra, hıza bak!!!) kilosunun altın değerinde olduğu tarafıma bildirilince çeyrek altının daha lezzetli olacağını düşünüp vazgeçtim...Bahçede serada yetiştirdiğimiz ekşi otlar sadık yarimdi artık.
Not: Dün oturup bir kg erik yedim, sanki etrafı daha parlak görüyorum ;))
 
Eylül'e hamileyken ne kadar yazılı kaynak varsa alıp okumuştum; kitaplar, dergiler, internet siteleri, bloglar...vs. Hani görüş alanım sınırlı olmasa kendi sezeryanımı da yapabilecek kapasitedeydim ;) Şimdilerde kendimi rüzgara bıraktım, sırf bu dönemde okumazsam yeterince zevk alamayacağımı bildiğim kitaplarla ilgilendim. Bunlardan birisi Kutsal İnek...
 
 
Hamilelere tam da ihtiyaç duyduğu 'yalnız değilsin' şeklindeki sırt sıvazlamasını sunuyor kitap, hem de eğlenceli bir şekilde. Başlayıp bitiriyorsunuz zaten, nedense o bebek doğmadan kitabı bırakamıyorsunuz :) Belki o kadar yaşlanmadım, kuşak farklılıklarından dem vurmak için erken ama 'bizim dönem/seksenler' yazarlarının kitapları, yaşanmışlıkları daha sıcak geliyor okurken. Sanki soruların çalındığı aynı ÖSS Sınavına girenlerin gebelikte edineceği deneyimler de benzer olurmuş gibi :))
 
Üst üste okuduğum kitaplardan ikincisi de Gebelere Balon
 
 
Ne yalan söyleyeyim kıskanılası bir hikaye bu. Hani Nasreddin Hoca'nın 'damdan düşen gelsin yanıma' demesi gibi kitaptaki gebelerimiz resmen senkronize damdan düşüyorlar, hem de çok samimi iki arkadaş, tadından yenmez valla :) Ben de 'psikolojik gebeliği' ile beni benden alan eşime dayadım sırtımı artık napiyim, tek derdim 'yalancı doğum' ağrılarından yana çok sıkıntı çekmesin garibim, bir avazda doğursun!!!
 
Lohusalığım zamanında Siyah Sütü okuma gafletinde bulunmuş birisi olarak derim ki; etrafınızdaki gebelere bu iki kitaptan birisini (kırmızı bir kurdelaya sararak) hediye edin, hem ağlayıp hem de gülerek okusun. Bebeği 4-5 yaşına gelmeden Siyah Sütü eline almaması gerektiğini de hatırlatın.
 
Haftasonu annemle bebek için hazırladığımız bez sepetini de gösterip 'gebelik' temasını sonlandırayım di mi? Birkaç hafta içinde doğum iznine ayrılacağım, o zaman detaylı bir hazırlık postu yaparım artık...
 

Kün'ü okuduktan sonra tüm Sezgin Kaymaz kitaplarını okumalıyım dedim. Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz Misafir ile devam edeceğim, hevesli ve de heyecanlıyım...

 
Okunacak kitaplarınız ve yeşil eriğiniz bol olsun :)

7 Nisan 2014 Pazartesi

Bugünlerde...

Havanın ısınmasıyla nispeten hareketli geçen bir haftasonunun ardından işbaşı...
Güneş yüzünü gösterince Eylül'ün bahçe oyuncakları, topları, bizim kazma-küreklerimiz yavaş yavaş boy gösterir oldu. Balkon salıncağımız da yerini alınca tam olacak :)
 
Aynı binayı paylaşan üç komşu olarak yazın en sevdiğimiz faaliyet bahçede çalışıp üzerine de kendimize çay keyfi yapmak, tabi bu keyfe bol kalorili lezzetlerin eklenmesi de kaçınılmaz. İşin içinde diyabetli bir gebe de olunca son aşama uzun akşam yürüyüşleri oluyor tabi ;)

 
Cuma akşamı yapılan künefeci ziyareti ile start verdik, ben akşam yemeği yerine salatalık+beyaz peynir yiyerek hazırlığımı yaptım ;) Bir porsiyon künefeyi Eylül'le paylaşıp üzerine de yürüyünce kan şekerimi dengeledim...
 

 
Cumartesi gününü bebek nevresimi dikerek geçirdik (bir ara onu da fotoğraflarım), ee üstüne de içli köfteyi hak ettik...Benim ilk içli köfte denememdi, komşularım da acemi sayılırdı ama kullandığımız tarif tam 'acemi' işi olduğu için kolaylıkla şekillendirebildik. Pişenlerden de sadece birisi patladı. Sonuç gayet güzeldi. Tabi üzerine gecenin onbirinde yapılan yürüyüşü unutmayalım ;)
Pazar günü menüsünde de kıymalı çiğ börek vardı ama kayıtlara geçebilecek kadar varlık gösteremedi maalesef...Süzme yoğurt eşliğinde yiyenlerden tam not aldı...


 Ve bahçe çalışmalarına da başladık (yani komşular fiilen başladı, ben bu sene seyirciyim). Geçen hafta çiçek saksılarıyla başlayan çalışma bu hafta bahçeye sıçradı :)

 Çileklerin yanına deneme amaçlı fıstık ektik. İklim ve toprak isteği itibariyle çok uygun olmasa da Eylül nasıl yetiştiğini öğrensin istedim, kendi elleriyle ekti küçük hanım. Arka planda yeşil soğan ve sulanan minik marul fidelerimiz.

 Bu hummalı çalışma da maydanoz, marul ve biber için. Biber ve marullar biraz büyüyünce yeni yerlerine aktarılacak.
 
Serayı fotoğraflamayı unutmuşum ama epeyce güzelleşti. Marul ve ekşi otlarımız hevesle büyümekte, tohumdan ekilen domates, salatalık ve biberler de çıkmaya başladı. Mayıs başında asıl yerlerine geçecekler...

Bir gebenin sadık yari, çağla ;) Son derece tok tutucu bir ara öğün benim için...

 Düşe okuma hızımı arttırma çalışması; polisiye. Akıcı bir hikaye ama ben akmaya pek müsait değilim bu günlerde...Bakalım er geç yakalayağız katili ;)

Bebek hazırlıkları tam gaz devam ediyor. Satın alınacaklar bitti gibi, haftasonu sipariş ettiğim kumaşlar da geldi; Eylül'le bana anne-kız elbisesi, bebişe çarşaf, anakucağına örtü vs dikme planlarım var. Komşudan alınacak ufak destekle tabi.
 
Eylül evde 'Ey mavi göklerin kızıl ve beyaz süsü...' diyerek dolanmakta, 23 Nisan'da şiir okuyacak, ilk kez bir gösteride tek başına sahneye çıkacak, ailecek heyecanlıyız. Ezberi ve kırmızı-beyaz elbisesi hazır... Yıl sonu gösterisi için de çalışmalar devam ediyor, o güne kadar doğurmam inşallah ;)
 
İçimizi ısıtacak bir hafta diliyorum...

31 Aralık 2013 Salı

Mutlu Yıllar

'Yeni yıla nasıl girersen, öyle devam eder' iddiasının işe yaramadığını defalarca tecrübe ettiğimden bu kez kendim için 'eski yıl nasıl biterse, yenisi de öyle devam eder' desturunu uydurup yılın son iki gününde kendime kitap aldım :)

 Evde okunacak kitaplarım olsa da , 'kendime yılbaşı hediyesi alıyorum' bahanesiyle ve de yukarıdaki kitapları 2013 yılında okuyamamış olmanın verdiği gazla aldım gitti. Sevine sevine eve götürdüm kitaplarımı.

 Maymun iştahımın da devreye girmesiyle çok merak ettiğim Aile Çay Bahçesi'ni okumaya başladım,

kıyıda köşede okuyup bitirdim. 2013 bitmeden Müzeyyen ile tanışabildiğim için memnun oldum. Kendisini yılın son kitabının kahramanı olarak kenara not ettim.

 Yılın son günü, işini son ana bırakanlar sayesinde epeyce yorucu geçti ama aldığım bir zarfla tüm yorgunluğumu unuttum :) Sevgili Özlem Hanım'a iyi dilekleri için çook teşekkür ederim..


Kitap siparişim iki parça olarak geldi, 2013'ün kendinden söz ettiren kitabı Peri Gazozu sona kalmıştı, artık 2014'te okunacaklar arasına girdi..

Yeni yıla yarım kalan kitabımla gireceğim...

2013 sancılı bir yıldı, bazı karmaşaları da 2014'e devredecek gibi. Umuyorum ki yaşadığımız olaylardan ders alır, şişirilmiş gündem konularının etkisinde kalıp bu günleri unutmayız...

Yeni yılın sevgi, saygı, hoşgörü, adalet ve de sağlık getirmesini diliyorum.

Vee 2014'ün (hayırlısıyla) bize vereceği hediyelerden birisi yeni bir bebek :) Yeni aile ferdimizin de sağlıklı bir şekilde aramıza katılmasını diliyorum.

Mutlu yıllar...