Sayfalar

Jean Christophe Grange etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jean Christophe Grange etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2013 Salı

Kaiken

Kaiken-Jean Christophe Grange

Bu ay Kitap Kardeşliği kapsamında okudum Kaiken'i. Geciken kargo nedeniyle planladığım tarihte başlayamadım ama arayı kapattım sanırım ;)

Haftasonu temizliği bitirip salıncağa yerleştim ve bir merasimle kitaba başladım. 10-15 sayfa okuyabilmiştim ki salıncak Eylül'ün baskınına uğradı :)


Grange kitaplarını (birkaçı hariç) severek okudum; favorim Kızıl Nehirler, en sıkıcı bulduğum ise Koloni'dir.
Kaiken ise sanki aralarda bir yerde benim için.
Neyse yorumlarımı Kitap Kardeşliği'ne saklayayım :)

1,3,5 derken Ramazan da bitiyor. Biz sabah Gönen yolcusuyuz, yol arkadaşlerimdan birisi Çiçek Senfonisi/Özdemir Asaf..
Herkese mutlu bayramlar dilerim....

6 Haziran 2012 Çarşamba

Kurtlar İmparatorluğu

"Paris'te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu...İstanbul'a kadar süren ve Nemrut Dağı'nda sona eren bir kaçma-kovalamaca..Grange'e yaraşır bir kitap." Le Monde 



Kitabın arkasında yazan yorumlar genelde abartıdan ibaret olur ama bu Kurtlar İmparatorluğu için geçerli değil..Hayal kırıklığı yaratmayan, aksiyon dozuyla okuru memnun eden, Türkler etrafında geçen ve zaman zaman "biz neymişiz de haberimiz yokmuş" dedirten, İstanbul'a uzanmayı unutmayan ve finalinde tüm haşmetiyle  Nemrut Dağı olan sürükleyici bir kitap..
Haa son dönem kitapların olmazsa olmazı "hançer zarf açacağı" da var kitapta, merak etmeyin :))
Konu eskinin vatansever ülkücüsü olup, sonrasında mafyaya dönüşen bozkurtların üzerinden ilerliyor. İşin siyasi geçmişi bir kaç defa tekrarlanıyor. Olaylar "bizden" olduğu için sıkılmadan okunuyor ama başka dillerde okunduğunu düşünürsek bu siyasi hikaye boyutu sıkıcı ve hatta telaffuzu zor olabilir.
Telaffuz demişken zaten kitaptaki polisler de türkçe kelimeler geçince, heceletip, ah bu zor kelimeler diye sıkıntılarını bildiriyorlar..Sanki biz okuduğumuz fransızca kelimelere bayılıyoruz!!Grange; hikayenin geçtiği yere gidersek bir gün, her şeyi elimizle koymuş gibi bulabilelim diye tasvirler yaparken, harfin altında üstünde her bir yerinde nokta-şapka varken biz şikayet etmiyoruz di mi? Göz gezdirip sonraki kelimeye geçiyoruz:)
Türk kadınları hep balık etli olur gibi de bir intiba oluşturuyor okurda. Muhtemelen Türk kadınlarını görmeyen okurun gözünde topacık, elma yanaklı, bol yuvarlak hatlı, tek gayesi üç çocuk doğurabilmek olan, kış gelse de kömür yardımı sırasına girsek diyen (tamam bu kısmı ben eklemiş olabilirim)  hatunlar canlanacak :) 

Kurtlar İmparatorluğu yine filmlenen kitaplardan. Az biraz modifikasyonla  Nemrut sahneleri Kapadokya'da çekilmiş :) Henüz izlememekle birlikte içide Jean Reno'nun olduğu tüm filmler benim için güzel filmlerdir :) Sinema konusundaki hassas seçiciliğimi ve engin bilgi birikimimi de göz önüne serdim ya artık fotoğraflara geçebilirim ;)





Grange sever olup da henüz okumayanınız varsa hiç durmayın derim...
Zaten Grange'i sevmem diyorsanız, kitabı okuyun ki yazarı sevmemek için elinizde geçerli nedenleriniz olsun..
Hiç Grange okumadınız mı? Duymamış olayım ;)



Not: Bugün doğum günüm ...İyi ki doğdum :))Kendime hediye ettiğim kitapta sıra; Gizli Ajans ...

26 Aralık 2011 Pazartesi

Leyleklerin Uçuşu




Rampalı Çarşı ganimetlerinden; Leyleklerin Uçuşu-Jean Christophe Grange...
Genel olarak Grange kitaplarını severim, hayal kırıklığına uğramayacağımı bilirim. Aynı şey Ahmet Ümit kitapları için de geçerlidir.
Grange kitapları ilk 100 sayfa sıkar beni, sonra akış biraz hızlanır, mevzunun çerçevesi netleşir ve elimden bırakamayağım hale gelir. Finali genelde olmadık yerlerde ve zamanlarda yaparım (mutfakta yemek pişerken, eylülün oyuna dalıp beni unuttuğu dakikalarda ya da servisten inmeme 5 dakika kala..)
(spoiler içerebilir)..
Leyleklerin Uçuşu şimdilik okuduklarım içinde bana en tatsız gelen Grange kitabı oldu. Konu ve kurgu (kaçakçılık mevzu,Tek Dünya vs) iyi düşünülmüş olabilir ancak esas oğlanla aranan cerrah arasındaki bağlantı zorlama olmuş, yeşilçamvari yada 'Lisbeth Sallander'imsi olmuş gibi. Gerçi ortada hiç ilgi çekici bir yön yokken Antioche'nin o kadar yok katetmesinden, iki leylek göreceğim umuduyla dağ tepe aşmasından ve analığının piskopatça aramasından kıllanmıştım ama...
Bi de anlamadığım, bir adama kaç kez kalp nakli yapılır yahu! fermuarlı mı bu adam!!
Birçok kişi gibi kitapların ters köşeye yatıranlarından hoşlanırım. Mevzu daha kitabın ortalarında netleşip, katil/kaçakçı vs de kolaylıkla tahmin edilince birisi bana kitabın sonunu fısıldamış gibi hissediyorum..
Neyseki son 100-150 sayfa bol kanlı olmakla birlikte sürükleyiciydi. İşte beklenen aksiyon diyerek bir (olmasa da iki-üç) solukta bitirdim :)
bitti bitti :)

Yine de birçok yazara göre Grange "tavsiye edebileceğim" yazarlardan. Ha okumaya bu kitaptan başlanmasa olur :)
Ve ben kitabımı okurken lapa lapa yağan kar...