Sayfalar

Beyazıt Akman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beyazıt Akman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2015 Çarşamba

Son Sefarad

Beyazıt Akman'ı Dünyanın İlk Günü ile tanıdım, İstanbul'un fethini destansı bir şekilde anlatır, hala tavsiye ettiğim kitapların başındadır (özellikle lise dönemi öğrencilerine öneririm.)
Son Sefarad'ı uzun zaman önce aldım, destansı bir hikaye okuyacağımı biliyordum.
 
 
 
Kitabı başlar başlamaz karşılaştığım 'ithaf' bölümünü hiç sevmedim. Detaya girmeyeceğim ama benim hazzetmediğim mizansenlerden birisi anılıyordu. Neyse ki kitapla ilgili sevmediğim tek şey bu olarak kaldı....
 
Spoiler içermez...
 
Son Sefarad, son Endülüs Yahudisi, yaşanan dehşetin tanığı.
Kitap farklı kollardan ilerliyor, okurun kafasının her köşesinde bir hikaye yol alıyor;
Sultan Bayezıd'ın gençliğinden başlıyor, Şeyh Hamdullah ile değişen hayatını, hattatlıkta ilerleyişini, nefsiyle giriştiği mücadeleyi anlatıyor.
Diğer yandan Granada İslam İmparatorluğu çökmüş, Katolik Kral ve Kraliçe topyekün bir kıyıma başlamıştır. David ve etrafındaki bir grup yahudi kurdukları matba ile gizlice ibranice ve arapça sayfalar basarken, Santiago engizisyonun verdiği yetkiyle tüm ülkeyi karış karış dolaşıp latince dışındaki tüm yazıtları yakmaktadır. Aslında içinde de bir yangın vardır ve zamanla büyümektedir.
Ülkede yaşayan Yahudilere ülkeyi terk etmeleri ya da Hristiyan olmaları için tanınan süre bitmeden katliamlar başlamıştır.
Osmanlı adına Endülüs'te bulunan Kara Davut ise aldığı emirle listelenen insanları yanına katıp zorlu bir yolculuğa başlar, hedefte hem Hilal_i Zafer hem de Elif vardır...
Yahudilere yapılan zulme kayıtsız kalamayan Bayezıd, Kemal ve Burak Resi'i sefaradları getirmeleri için görevlendirir ve eski korsanların da desteğiyle uzun bir deniz yolculuğu başlar. Rotayı belirleyen ise gecelerini yıldızları takip etmekle, hesaplar yapmakla geçiren Piri'dir.
Piri kadar doğru hesaplamalar yapamasa da İspanyol denizci Kristof da denizde tam yol ilerlemektedir. Amaç Hindistan'a ulaşmak olsa da dünya tarihine değiştirecek bir hata ufuktadır.
 
Özellikle hikayeyi yarıladıktan sonra kitabı elinizden bırakamayacağınızın garantisini veririm.
 
Kendinize bir iyilik yapıp bu kitabı okuyun :)

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Sultanı Öldürmek

Ahmet Ümit'in gündemdeki kitabı Sultanı Öldürmek.
Fetih ve Fatih'in ön plana çıktığı günümüzde, popüler olmaya aday bir kitap..
Aslında yeni çıkan kitaplarla arama hep mesafe koyarım ama bir kaç yazar söz konusu olduğunda bu geçerli olmuyor. Ahmet Ümit de bunlar arasında..



Kitaba  başlarken (belki pek çok insan gibi ) sadece Fatih döneminde geçen bir konusu olduğunu düşünmüştüm, işin içinde başka "Sultan"lar da varmış. Aslında konu birbirini güzel tamamlıyor ama Fatih'in hikayesinin finali biraz havada kalıyor.
Gerçi beklentiyi karşılamasa da ben Fatih ve Fetih'in gündemde kalmasını, daha iyi çalışmalar ortaya çıkabilmesi için yapılanlara (eksik de kalsa / yanlış olmadığı sürece) destek olunması taraftarıyım. Kıytırık Vietnam hikayeleri ile büyüyen bir nesil olarak, Fetih'in işlenmeye fazlasıyla müsait olduğunu düşünüyorum. (Haremli halvetli diziler bu kapsamda değil tabii:)

Kitaba dönersek, biraz daha derinlerden, psikolojik açıdan işlemiş konuyu A. Ümit. Tarzını biraz Masumiyet Müzesine (evlerden ırak) ve Orhan Pamuğa benzettim (gerçi artık kendisine sinir olmakla birlikte, Orhan Pamuğun tarzını daha doyurucu bulurum). Dönem itibariyle Benim Adım Kırmızı'ya da benzetilebilir ama Sultan'ı Öldürmek çok daha zayıf kalır yanında..
Neyse ne çok kıyaslama yaptım.
Kitap vesvesesi bol, finali şaşırtıcı, Fetih'in anlatıldığı kısımlar ise oldukça heyecanlı. Hemen alın okuyun diyemeyeceğim ama aklınızın bir köşesinde dursun, okunacaklar arasına ekleyin...
(Fetih'le ilgili Beyazıt Akman'ın kitabı Dünyanın İlk Günü'nü öneririm, okuyun ve de özellikle gençlere okutun)