Kitabı ilk gördüğümde yüzümü buruşturmuştum; Ferdi çalıyor, hem de bangır bangır. Böyle bir evle hiçbir ortak noktam olamaz demiştim. Ön yargımı korudum...

Ta ki takip ettiğim bloglardan birisinde kitabın tanıtımını görünceye kadar. Bu kitabın da biz 80 kuşağı insanlarına kendini yaşlanmış hissettiren kitaplardan olduğunu anlayınca okunacaklar listeme ekledim (kulağa biraz mazoşistçe geliyor ama...)
Kitapta yer alan dokunaklı hikayelerin orta yerinde çocukluğunuzdan aşina olduğunuz bir detaya rastlayıp gülümsemeniz mümkün..
Hava pek cümbüşlük değil. Kampta matem, kaşe bir palto gibi örtmüş aydınlığı. Bilirmiş gibi yağmur bile yağmış, hava kapanmış, iptal edilen okul gezisi günlerindeki gibi olmuş.
Gülümsüyor. Öğretmen gülümsemesi bak bu. "Bu dünyada herkes, sevilmeye değer olmasa bile, yine de bir öğretmenin ilgi ve şefkatine muhtaçtır" gülümsemesi. Yabancılara gülerken kullanıyor bunu, biliyorum.
İkinci cümle hikayeler içinde en sevdiğim 'ben evlenmeyi boşanmaktan daha çok seviyorum'dan...
Kitap tam bir yolculuk kitabı bence, okuru yormayan ve yolculuk süresinde başlanıp bitirilebilecek uzunlukta.
Evde, yolda okumanızı öneririm :)