Sayfalar

Murat Gülsoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Murat Gülsoy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2021 Salı

Yazarıyla Konuşanlar-Murat Gülsoy

 Yazarıyla Konuşanlarda Ekim ayının ikinci konuğu Murat Gülsoy'du.


Yazar bizi dakikliği ve harika hitabeti ile karşıladı. Düzgün bir Türkçe ile bu kadar akıcı konuşabilmesi hepimizde afyon etkisi yaptı. Önce bolca dinledik, hayran oldu, dinledik...


Kitapta yer alan öyküler üzerinden başlayan sorularımıza uzun uzun ve detaylı cevaplar verdi M.Gülsoy. Yaratıcı yazarlığa dair eğitimler veriyor olmasının sohbetin akıp gitmesinde payı büyüktü bence.
Kitap kapağı, hikayesi ve kitapla olan derin bağı, üzerine bolca düşündüğüm, eşimle sohbetini ettiğimiz konulardan oldu.
'Neden yazarız', 'neden yazdıklarımız okunsun isteriz' ve bence gecenin en faydalı yanıtlarından birisini aldığımız 'kimi okumalıyız' üzerine devam eden, çook keyifli bir sohbetti.
Kitaplarını severek okuduğum yazarla tanışmış olmak benim için çok kıymetliydi. Şimdi Murat Gülsoy videoları izlenecekler listemde, tavsiye ederim...

15 Ekim 2021 Cuma

Belirsiz Bir Anın Kıyısında

 

Tek katlı, bahçeli evlerin olduğu otoban kenarındaki gizemli mahalleden oyuncu belleğin dehlizlerine, kuyuya fısıldanan sırlardan mezarından kalkıp gelen ölülere, insan gibi makinelerin tuhaf dünyasından uykuyla uyanıklık arasındaki belirsiz anlara uzanan tekinsiz bir yolculuk; acımasız bir yazarın kaleminden çıkan uçuş korkusu ve nihai sonsuzluk. (Arka Kapak)

    Murat Gülsoy hikayelerinde tasarladığı kurgu ile beni her zaman şaşırtan, kendisine hayran bırakan bir yazar. Yazarı Sevgilinin Geciken Ölümü ile tanımıştım, yıllar önce okuduğum kitabı net bir şekilde aklımda ve  en etkileyici kitabı bence. Tanrı Beni Görüyor mu? ve Bu Filmin Kötü Adamı Benim okuduğum diğer kitaplar, yazarı tanıdıkça okurken aldığınız tat da artacaktır.

    Yazarıyla Konuşanlarda Ekim ayı yazarlarımızdan ikincisi Murat Gülsoy, üzerine konuşmak için seçtiğimiz kitabı da Belirsiz Bir Anın Kıyısında. Gülsoy ile gerçekleştireceğimiz sohbet beni fazlasıyla heyecanlandırıyor. Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim üyesi olan yazar mühendislik ve yaratıcı yazarlık dersleri veriyor. Sayısal bellek ile yazarlığın iki farklı uç olarak nitelendirildiği günümüzde bu kesişimden harika kurgulanmış öyküler okuyabilirsiniz. Yazarla tanışmak isteyenler için uygun bir kitap Belirsiz Bir Anın Kıyısında.

    Kitap yedi öyküden oluşuyor, arasında seçim yapmakta zorlansam da en etkileyici bulduğum öykü Trapped oldu. Sadece okumakla kalmayıp kitabı göğüs hizanızda hissedeceğinizi garanti edebilirim. Kitabın tam ortasında yer alan Babanız Geldi ise misafir odasındaki kanepeye bakış açınızı değiştirebilir, bu öyküde çok eğlenen arkadaşlar oldu.

    Kitap üzerine farklı düşünce ve görüşler için pazartesiyi bekliyorum.



 

24 Haziran 2013 Pazartesi

Haftasonu, Bahçe, Kitap, Dikiş vs...

Hızlı bir haftasonunu daha geride bıraktık. Susuz ve de uykusuz işbaşı yaptık :)
Cumartesi anne-kız evde yalnızdık, Eylül'ün isteği üzerine kahvaltımızı balkonda yaptık, sonrasında tüm gün evde amaçsız gezinip durduk. Eylül boya yaparken ben de kitabımı bitirdim.

Takasla gelen kitaplardan.
Bir ileri bir geri Önder'in hikayesi...Aslında o kadar da kötü bir adam değil sanki...

Pazar günü tüm bina sakinleri için bahçe ve çalışma günüydü. Beyler bahçede masa yapım işlerine devam etti, ben bahçedeki otları çapaladım, kızlar bahçede toza toprağa bulanıp oynadı.

 Bu masanın verniklenmemiş hali. Masayı bitirip taburelere geçtiler. Takım tamamlanınca bahçe keyfine bu ekiple devam edeceğiz :)

 Minik seramızın içinde çekirdekten yetiştirdiğimiz domates ve salatalıklar. Gözümüz gibi baktık onlara :) Salatalıkları yemeye başladık, darısı diğerlerinin başına.

 Bahçenin genel görüntüsü, geçen hafta çekmiştim fotoğrafı, bir haftada epeyce büyüdüler. Duvar dibinde de haşmetli patateslerimiz var, bu sene yüksek bir rekolte bekliyoruz kendilerinden :)
Duvarın üzerinde kirazlara dadanan bir ikili var ama belli olmuyor.

 
 Çilekler ve marullar.

 Duvarın üzerine çıkıp dallar arasında kaybolan Eylülle teyzesi. Tabi kirazı dalından yemesi bir başka :)


Ve pazar sabahı tamamladığım şortum. Kumaş esnek değil o yüzden rahat olsun diye bir beden büyük kesmiştim. Ama çok bol oldu, yanlardan daraltmama rağmen pantolon-etek gibi durdu :) Uzun uğraşlar sonunda cep diktiğim için daha fazla oynama yapamıyorum. Bu haliyle giyeceğim artık.
Yalnız kumaş mütkiş renk verdi. Elim, yüzüm, makina herşey boyandı. Makinayi alkolle temizledim, kumaşı da tuzlu suya yatırdım. Umarım işe yarar yoksa şortu giyince şirinlere döneceğim...

Uzun zamandır aklımda olan Murakami kitaplarından Yaban Koyununun İzinde'ye başladım, bakalım nasılmış...



En hızlısından bir hafta diliyorum :)

18 Aralık 2012 Salı

Tanrı Beni Görüyor Mu?

Murat Gülsoy gördüğü eğitimle kitaplarını şekillendiren bir yazar bence; bir mühendis gözüyle yazıları şekillendirip, psikolojik unsurlarla da derinlik katıyor. Ve ben kitaplarını okumaktan büyük bir zevk alıyorum.
 
 
 
Uzun bir aradan öykü kitabı okumanın verdiği hevesle, yazarın kelimelerle oynadığı oyun birleşince; " keşke kitap emanet olmasaydı, ben bunu geri vermeye kıyamam ki" düşüncesiyle bitirdim kitabı...
Kitabı tanımlamak da zor benim için, eminim işin eğitimini alanların bu tarz kitaplar için kullandığı tanımlar/sınıflar mevcuttur. Ben sadece hemen her cümlesini severek okuduğum için zorlukla seçtiğim bir kaç cümleyi aktarıp, bu kitabı muhakkak okuyun diyebilirim...
 
"Evcil oyunlara zorlanan çocuklar maskeli olur. Doğru demişsin. Şiirde yanlış olur mu hiç? Doğruluk değeri ölçülemeyen cümleye dize denmez mi zaten? Ah, bir zamanlar, sen, ben ve her konuştuğumuzu temize çeken puhukuşları. Nerdeler şimdi?"
 
"Başkalarını nasıl gördüğümü biliyor musun? Nerden bileceksin ki...İnsan sadece kendi gözüyle yanılır."
 
Konuşan Sözlük'ten;
(Uzak)
"Ne kadar uzaksa o kadar iyidir. Ne mi? Her şey. Hayal uzaklığın karesi ile ters orantılıdır."
 
(Ve)
Şeyleri bir araya getirdiğimde aralarında oluşan boşluğu küçültmek için uydurduğum bir sözcük 've'. Ben ve sen, dedektif ve katil..."
 


 
Bize Kuşdili Öğretildi adlı öykünün çok farklı bir tarzı vardı, tasarımı Sercan Şengül tarafından yapılmış.
 
 
Murat Gülsoy'un bu kitabını öyküseverlere, Sevgilinin Geciken Ölümünü de romanı tercih edenlere tavsiye ediyorum...

3 Aralık 2012 Pazartesi

Kütüphane...

Uzun zamandır aklımda olan kütüphane ziyaretini bu haftasonu gerçekleştirebildik.
Eylül ilk defa gideceği için öncesinde kütüphanenin nasıl bir yer olduğunu, orada nasıl davranması gerektiğini konuştuk.



Kapıdan girerken baktım parmaklarının ucunda yürüyor :)



Göl manzaralı bir İlçe Kütüphanemiz var. Salonları da oldukça ferah. Eşimle umduğumuzdan daha modern , daha donanımlı bir kütüphane bulduk.


Burası giriş kısmı, kahvehane tarzı örtüsü ve karanlık oluşuyla  ilk etapta göz korkutuyor ama salonlar öyle değil. Daha aydınlık, ferah ve de masa örtüsüz...


Tabi Ayşe'yi de götürdük..


Salonlarda fotoğraf çekemedim, hem Eylül'ün hem de benim ayakkabılarımız set zeminde gıcırdayınca zaten herkes bize bakıyordu, olayı turistik geziye çevirmek istemedim :)
 
Bir süre sonra Eylül sıkıldığı için babası ile bahçeye gönderdim, kitaplara hızlıca göz atıp 2 tane seçtim. Kişi başına ikişer kitap alınabildiğini öğrenince sevinçle iki tane daha ekledim. Eşimle üyelik işlemlerimizi tamamladık, 20 sene önceki yöntemin hala kullanıldığını görüp şaşırdık; kitabın arka iç kısmında bulunan cepteki kart alınıp, üyenin kartına koyulur ve bu kart dikdörtgen ahşap kutuya yerleştirilir. Kitabın iç kapağında bulunan çizelgeye de kitabın teslim edilmesi gereken tarih yazılır. Sahi tüm kütüphaneler hala bu yöntemi mi kullanıyor?
Ganimetlere gelince;
 
 
Murat Gülsoy sevdiğim yazarlardan, Tanrı Beni Görüyor mu? yu da daha önce görüp okunacaklar listeme eklemiştim.
 

Jose Saramago artık liste başı, görür görmez aldım. Ama Kabil ve Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş vardı sadece, diğer kitaplarını da alırlar umarım.

Eco eşimin seçimi, biraz sabır isteyen bir kitapmış, zamanı gelince göreceğiz...

Ruh ve Yürek de katalizör kitap, olur da okuma hızımı kaybedersem diye ;)



Saramago'dan başladım, yine çok enteresan bir konusu var, kapağın güzelliğine bakar mısınız?