Sayfalar

Ayşe Kulin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayşe Kulin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2016 Salı

Dönüş

Kütüphaneden...
Dönüş-Ayşe Kulin , yılın ilk kitabı. Gönül isterdi ki açılışı şöyle ağız tadıyla okunan bir kitapla yapmış olayım ama bu kitap benim için bir zaman kaybıydı.

Spoiler içermez...

 
Dönüş Gizli Anların Yolcusu , Bora'nın Kitabı ve Handan daki bitmek bilmeyen hikayenin bilmem kaçıncı kez ısıtılmış versiyonu. İlhami, Bora, Handan tarafından anlatılanları bu kez de Derya (İlhami'nin kızı) dile getiriyor. Hepi topu 10 sayfada özetlenebilecek hikayenin 295 sayfaya yayılmış versiyonu. Bir de kitapta tekrar tekrar 'bizim hikayemiz roman olsa çok satardı' çıkarımları yapılmış ya insanı televizyon dizisiyle konuşan anneanneye çeviriyor, denk geldikçe kitaba 'hadi oradan !' derken buluyorsun kendini....
Uzun uzun yazmak istemiyorum şuralarda aktardığım düşüncelerim baki...
 
Ekşi arkadaşın gazabına mı uğradım bilmiyorum ama son yıllarda Ayşe Kulin kitaplarından hiiç tat alamıyorum. Nerede Adı Aylinler, Füreyalar, Umut/Vedalar....
 
Ölçün tartın sonra okumaya başlayın derim.
 
Not: Yeni yıl dileğimde düzeltme yapmak istiyorum, 'bol kitaplı' değil 'bol ve kıymetli kitaplar getiren ' bir yıl olsun ...

15 Şubat 2015 Pazar

Handan

Ayşe Kulin'in yeni kitabı Handan'la ilgili pek bilgim yoktu, sadece göz aşinalığım vardı. Tatilde Migros'taki kitap indiriminde görünce düşünmeden attım sepete. Abim Deniz'i okurken araya başka kitap almakta sorun olmayacağını fark edince hevesle başladım Handan'a.



(Ağır spoiler içerir...)

Yine bir kadının hayatına mercek tutuyordu kitap, zaman zaman 'diğer' Handan'dan sıkılsam da merakımdan pek birşey kaybetmemiştim. Derken kitabın konusu tanıdık gelmeye başladı, İlhami Bey ortaya çıktığında 'acaba?' demiştim ama Bora da olaylara dahil olunca 'haydaaa!!!' dedim. Kulin'in birkaç sene önce yayımlanan kitapları Gizli Anların Yolcusu'nda 'sığ' bir hikayeyi okumuş, daha önceden almış bulunduğum Boranın Kitabı ile de bu lüzumsuz hikayeyi farklı bir ağızdan dinlemiştim. Kitaplar bitince takasla göndermiştim başka bir okura. Ama gelin görün ki araştırmadan aldığım 'yeni' kitabım sayesinde Bora'yla İlhami'yi yad ederken buldum kendimi. Üstüne bir de 'Gezi' olayları serpiştirilmişti ki anlatılanlar bana çok yüzeysel ve hızlandırılmış/sıkıştırılmış geldi. Hatta bir ara kırmızı elbisesiyle Derya Gezi'nin simgesi olacak diye çok korktum. Allah'tan herkes akıllandı, Ege Kasabası'na sığınıp şarap işine/klişesine girdi de büyük  bir 'ohh' çektim!!!

Velhasıl ben Handan'ı sevmedim, zaman kaybıydı...

2 Mayıs 2013 Perşembe

Bora'nın Kitabı

 


 
Gizli Anların Yolcusu ile birlikte almıştım. İlk kitabı beğenmesem de Bora'nın Kitabı devamı olduğu için ödev mantığı ile okudum.. Zaten gereksiz bulduğum hikayenin detaylarını da öğrenmiş oldum çok mes'udum ;)
 
 
 
Antalya'ya giderken yolda okudum, sayfa sayısı az, çabucak bitiyor zaten kitap. Kitaplarda olaylara farklı açılardan bakılarak anlatılmasını severim ama bu kitapta o tat yoktu, bilmediğimiz birşey anlatmıyordu. Gereksiz, lüzumsuz bir hikaye...
Benim gibi merakınıza yenilip ilk kitabı okuduysanız, kalın orda. Bora'nın Kitabına para vermeye gerek yok, onun yerine alın bir bademli dondurma yiyin, oh serin serin...

17 Nisan 2013 Çarşamba

Gizli Anların Yolcusu

Gecikmeli okudum Ayşe Kulin'in kitabını.
Gündeme gelen tartışmalarla konusunu az çok tahmin edebiliyordum, bu yüzden kitaba karşı hem önyargılıydım hem de merak ediyordum.
 
 
 
(Spoiler içerir.)
 
Kitaba gümdende tutan Bora'nın hikayesinin, asıl olayların yanında paralel ilerleyeceğini, ne bileyim ince bir tül arkasında kalacağını düşünmüştüm.
Okumaya başlayınca öyle olmadığını gördüm, en azından hikayenin boyutu değişir diye umdum bu kez de. Ama kitap bitince anladım ki başından sonuna hep birşeylerin değişmesini beklemişim.
 
Tüm hikaye aheste bir şekilde ilerlerken, finalin alel acele yapıldığını düşündüm. Kim kime neyi anlatmış kafam karıştı biraz.
 
Sevmedim hikayeyi, sevemedim. Empati kurmak isteyeceğim, kitabın kahramanı adına üzüleceğim/sevineceğim bir hikaye değildi benim için. Baştan sona zorlama bir hikayeydi bence. (Mesela Zenne'yi izlerken etkilenmiştim, anlatımı samimiydi.)Yazarın bir kadın olduğunu bilmek de beni olumsuz etkiledi, bir sürü "belki"li cümle kurdum...
 
Aslında kitabı satın almaktansa kütüphaneden ya da ikinci el alabilmeyi ummuştum ama olmadı. (Fazla beklenti içne girmediğim ama bir yandan da merak ettiğim kitaplara genelde para vermek istemiyorum) Bir de işgüzarlık edip devam kitabıyla birlikte aldım. Üstelik okuyanların çoğu Bora'nın Kitabını ilk kitaba göre zorlama/gereksiz bulunmuş. Devam kitabı olmasının verdiği "baskı" ile onu da okurum artık bir ara....
 
Tavsiye notuyla bağlayayım; okunacak onca güzel kitap var.(Belki bu konuda daha naif kitaplar da vardır). Daha iyi bir seçim yapabilirsiniz bence.