Sayfalar

Eylül'ün Kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eylül'ün Kitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2015 Salı

Kasım...

Hem takvime göre hem de meteorolojiye göre kışa girmiş bulunmaktayız, hadi hayırlısı...
 
Kasım beklediğimin aksine ilkbahar edasıyla geldi geçti...
Evde hummalı yazı çalışmaları devam ediyor. Ela ve Lale'den yakamızı yeni kurtarmıştık ki Talat ve Onat çıka geldi!! Bu çat kapı ziyaretlerden bir süre daha kurtulamayacağız gibi...
 
 Bu evin annesinin fi tarihinden kalma bilgileriyle yazdığı ve geçerliliğini kısmen kaybetmiş alfabesi...

Bu da Eylül'ün esneyerek yaptığı ödevi ;)

Ödevlerden kalan zamanda okumalara devam. Bu hafta Eylül babasıyla gitti kütüphaneye, kendince seçimler yapmış :) Resim ve Heykel'den başladık, malum resim bizim işimiz ;)


Evdekiler arasında da Sara Şahinkanat kitapları açık ara favori
 
 
 
Eylül yeni harflerle boğuşadursun Duru da türlü maymunluklar peşinde :)
 
 
Ve yeni tatlar ;)
 

 
Eylül'ün de zamanında hevesle karıştırdığı 'Neden, Niçin, Nasıl' Serisi bugünlerde Duru'nun elinden düşmüyor. Kitaplara ablası kadar nazik davranmasa da kemirmeyi biraz azalttı...
 
Görsel buradan 
Serinin 4-6 yaş grubu olanlarını Eylül hala çok seviyor...
 
Kasım ayının nerdeyse yarısını diş ağrısı ile geçirdiğim için kitap okuyabilmek bir hayal oldu. Ağrının nedeni olan dişimle vedalaşıp işe ve kitaplara dönüş yapabildim.
 


Kütüphaneden alıp bir türlü zaman ayıramadığım kitabımı nihayet bu hafta sonu bitirebildim. Açıkçası kafamda farklı bir Nazım portresi oluştu... Tüm kitap sonunda aklımda kalan şiir, hep en sevdiğim şiirdi;
 
HOŞGELDİN KADINIM
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

NAZIM HİKMET
 
 Saramago'ya devam... Araya farklı kitaplar alınca uzadı okumam, kütüphaneden de süresini uzattırmak zorunda kaldım.



Filin Yolculuğu'nu unutup hevesle yanımda getirdiğim yeni kitabım :) Kısa öykülerden oluşan kitap göreve giderken ve aralarda okumak için çok uygundu. Çarpıcı öyküler içeriyor...

Dünkü görevden...
 
Bu arada yeni bir işe el atıp evdeki beyaz çantalarımdan birisini siyaha boyadım. Su bazlı bir deri boyası kullandım, bir kaç kat uygulamam gerekti. Şimdilik görünüşü iyi ama saplarını boyamayı unuttuğum için henüz kullanamadım. Artık kullanım sonrası memnun mu kalırım, Arap Bacı'ya mı dönerim göreceğiz :))
 
 Kış geldiyse çatıdaki sobanın da çıtırdama zamanı gelmiştir. Bu görüntü bile içimi ısıtıyor benim :)


 
Ve bir yemek önerisi ile bitiriyorum; Fırında Mücver... Benim gibi kızartılmış yemeklere mesafeli olanlar için ideal, börek tadında, hafif bir alternatif. Tarifini de tembellik edip kopyalıyorum ;)
 
 
Ve hoş geldin Aralık.
Artık bere, atkı, eldiven, sahlep zamanı...
Bir de Rico ve Oskar zamanı ;)

16 Kasım 2015 Pazartesi

Kütüphane Ganimetleri (Sanırım 6)

Duru'nun gelişiyle kütüphane ziyaretlerime bir süre ara vermek zorunda kalmıştım. İşe başlayınca kütüphaneye de uğramam lazım diyordum her önünden geçişimde, evdeyken gitmemek için geçerli bir bahanem varmış da şimdi o da kalmamış gibi, ne ilgisi varsa artık...
Eylül okullu olunca onu da üye yaptırmak için söz vermiştim (ki üyelikte yaş sınırı yokmuş, neden beklediğimizin cevabı yok...)
Yaklaşık bir aydır cumartesileri vakit ayıramıyorduk, en sonunda Duru'yu komşulara (babasının şansı artık) bırakarak kütüphanenin yolunu tuttuk.
Kütüphanenin bahçesinden her girişimde en kem bakışımla 'keşke benim olsa' diyorum çünkü kütüphane binası gölün karşısında, ağaçlar arasında ve tek katlı, yani tam benim hayalimdeki konumda. Zaten bu kadar cazip bir yeri kesin birilerine verir yerine Toki'den bir uyduruk bina ayarlarlar kesin de bari alan kıymetini bilse...
 
 
 
Neyse önce çocuk kitaplarını karıştırdık biraz; orijinal kapağa sahip kitaplara ilgiyle göz atarken, kütüphane tarafından ciltlenmiş olanlar bana biraz sevimsiz geliyor. Kitabın kendi özgün kapağı, rengi, yazı karakteri üzerinde kalabilmeli bence... Eylül bir yandan ben bir yandan kitap seçmeye koyulduk, beğendiklerimizden bir kaçını emanet alamayacağımızı öğrendik (kayda geçmemişler henüz), nihayetinde üç kitabı kolumuzun altına kıstırıp kaydolmaya gittik.
Eylül'ün kayıt işlemleri hallolurken genç (muhtemelen üniversite öğrencisi) bir kız görevliye aradığı yazarın ismini heceliyordu; jo-se sa-.... Saramago!!! dedim içimden hızlıca :) Sonrasında gözüm kitap seçerken kulağım onlardaydı; ödevi için yazarın bir kitabını okumalıymış. Rafta kitapları ararken ben içimden 'kitap kapağı sarı' diyordum. Nihayet kütüphanede mevcut dört kitap masaya geldi; Kabil, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş ve benim henüz okumadığım Filin Yolculuğu, Kopyalanmış Adam. Kız kitapları yan yana koyup hangisi daha ince hesaplaması yaparken artık kendimi daha fazla tutamadım. Saramago hakkında az çok bildiklerimi ve bol virgüllü yazım şeklini anlatıp,  ona Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'u önerip, görevlinin de 'diğer ikisini de siz alın o zaman' önerisine uyarak Filin Yolculuğu ve Kopyalanmış Adam'ı aldım.
Aslında çok fazla kitap almaya niyetim yoktu ama Hıfzı Topuz'un kitabını görünce onu da ekledim okunacaklara.
 
 
Maisy Eylül için çok basitti, oturup salonda okuruz diye düşünmüştüm ama karanlık ortam onu da pek cezbetmemiş olacak ki evde okuruz dedi. Uzayın Kralı ise bol görselli, eğlenceli bir kitap... Bay Porsuk ile Bayan Tilki'yi de bugün okuyacağız.
 



 
Kitaplarımızı yüklenip güneşin tadını çıkararak eve döndük.
 
Moralimin bozuk olduğu bir anda (kendimi mutlu etmek için), epeydir aklımda olmasına rağmen ertelediğim kitap mührünün siparişi vermiştim. Hafta sonu nihayet geldi :)

 
İnternette kitap mühürleriyle ilgili pek çok site var; fiyatlar değişken, görseller üç aşağı beş yukarı benzer, ürün ve teslimat detayları yetersiz, açıkçası insanın kafası karışıyor... Ben uzun bir araştırma sonrasında www.sekervekagıt.com da karar kıldım. Ürün kalitesi ve bilgilendirme aşamalarından memnun kaldım.
 
Bir süre kitap satın almama kararı aldım (çocuk kitapları hariç  :) ), evde epeyce okunacak kitap birikti. Bu süreçte yine kütüphaneye uğrayarak yeni kitap alma hevesimi gidermeyi düşünüyorum. Bakalım ne kadar sürdürebileceğim...
 Daha aydınlık bir hafta dileğiyle...

9 Kasım 2015 Pazartesi

Martıya Uçmayı Öğreten Kedi (Eylül'ün Kitaplığından)

Martıya Uçmayı Öğreten Kedi, adından da hikayeyi üç aşağı beş yukarı çıkarabildiğimiz, dostluk ve sorumluluklar üzerine yazılmış, eğlenceli ve öğretici bir kitap.
 
 
 
Bu yıl Eylül (6,5) ile uzun soluklu kitaplar okumaya başladık. Günlük 20-30 sayfa okumaya çalışıyoruz. Kitaplarda yer alan yaş grubu uyarısını baz alsam da kitaba başlamadan (ya da ben okumadan) Eylül için yeterince anlaşılır olup olmadığını anlayamıyoruz.
Martıya Uçmayı Öğreten kedi 7+ etiketiyle satışta, altı yaş üzeri için yeterince anlaşılır olduğunu düşünüyorum. Karakterlerin Türkçe isimlerle yer alıyor olması da kitabın küçük zihinlerde daha kolay yer edinmesini sağlıyor.
Hikaye şişman kedimiz Zorbanın, kendisine emanet edilen martı yumurtası/yavrusu Şanslıyı koruyup, yuvadan uçurmasını anlatıyor. Kitapta yer alan diğer kediler (Profesör, Sekreter, Albay) de (ve maymun da) oldukça eğlenceli karakterler :)
Kitap bölümler halinde ilerliyor ve bir iki bölüm günlük okumamız için yeterli oluyor. Ayrıca hikayeyi de ortasında bırakıp uykuya gitmemiş oluyoruz.
Eylül'ün severek dinlediği kitaplar arasında yerini aldı, okul çağı çocuklara tavsiyemizdir :)

10 Eylül 2015 Perşembe

Matilda


Matilda, ilham perimiz :)
Çocuk kitaplarıyla başlayan samimi ilişkimiz devam ediyor. Bu insanlık için küçük, benim için büyük bir adım oldu (bence doğrusu bu, karışıklık yok). Bu çok farklı bir dünya, çok farklı bir bakış açısı ve en önemlisi olayları bize bu şekilde anlatabilmek de farklı bir yetenek...
 
Spoier içermez çünkü hepsini başka yerlere sakladım :)
 
Matilda tam bir kitapkurdu, çok zeki bir kız. Anne-babası ise Matilda'nın tüm yeteneklerini ve ışığını 'yaramazlık' olarak yorumlayan, televizyonla yatıp kalkan insanlar. Bir de Bayan Trunchbull var ki Eylül'e özellikle okumadım, çocuğu daha başlamadığı okuldan soğutmak, ürkütmek istemedim.
Ama ne mutlu ki Bayan Honey gibi isminin hakkını veren insanlar da var :)
İlk kez Roald Dahl kitabı okudum, dedim ya bu konuda yolun başındayım ve ne şanlıyım ki çok güzel rehberlerim var :) Yeni Dahl kitapları aklımda, çok yakında da kitaplığımda.
İşin en güzel tarafı Eylül okumayı öğrendiğinde ona gönül rahatlığıyla verebileceğim kitaplarım oluyor/olacak, o okurken ben de gözlerindeki pırıltıyı izleyeceğim inşallah...
Bence kendinize bir güzellik yapın, Matildayı okuyun, yanında da ılık bir bardak çikolatalı sütü ihmal etmeyin....

1 Nisan 2015 Çarşamba

Miguel


Bir grup anne çocuk kitaplarıyla haşır neşiriz bugünlerde :)
Bir de okumak istediğimiz kitapları kolayca  bulabilsek tadından yenmeyecek...

Miguel başlangıç kitabımızdı. Bir solukta okuduk, uzun uzun üzerinde konuştuk. Empati kavramından yola çıkarak hikayeler anlatıyor Miguel bize, etkileyici karakterlerle tanışmamızı sağlıyor. 
Kitabın hitap ettiği yaş gurubu üzerinde konuşurken +7 'den 10 yaşa kadar okunabileceği konusunda hemfikir olundu. Bense kitabı okurken her sayfada 'Eylül'e okusaydım nasıl bir tepki verirdi?' diye düşündüm, olaylara onun gözünden bakmaya çalıştım. Hikayeyi çok sevdim ve ufak tefek değişiklikler yaparak Eylül'le okumaya karar verdim.

Kitaba başlamadan konuştuk, ilk kez bu kadar uzun bir kitap okuyacaktık, kitabın günlere ayrılmış olması işimizi kolaylaştırdı. İlk gün hikayeye giriş yaptık, olaylar henüz kafasında netleşmedi ve işin fantastik tarafı biraz karmaşık geldi. Hatta biraz da ürktü sanki ama kitap üzerine biraz konuşunca aklındaki soru işaretleri azaldı...
Ertesi gün okuma saatinde daha meraklıydı, olayların örgüsünü çözmüştü. Sonraki günler kitabı kucağında beni bekliyordu :) Hatta haftasonu kitabı anneannesine götürmeyi unutunca mecburen ara verdik, Eylül kitap yanımızda olsaydı diye epeyce hayıflandı.
Dün akşam Duru'nun tüm huysuzluğuna rağmen kitabı bitirdik. Eylül kitabın sonunu çok beğendi ve Miguel'in devamı var mı diye sordu :)

Kitapta Eylül'ün yaş grubu (6) için anlaşılması zor ve olumsuz etkileyebilecek ifadeler vardı; savaş detayları, suçlu aileler, ülkelerle ilgili detaylı bilgi gibi. Okurken bu kısımları atladım ya da okuduktan sonra konuyu onun için detaylandırdım. Bu haliyle bizim için oldukça keyifli bir kitap oldu. Bazı kısımlarda anlayıp anlamadığını sorduğumda güzel dönüşler yaptı Eylül, bazı kısımlarda da o bana hatırlatıcı oldu :) Okuduğumuz kitaplarda görseller kadar konuya da ilgi göstermiş olması beni mutlu etti :)

Miguel'i sadece bir çocuk kitabı olarak değerlendirmeyin, edinin, okuyun, okutun....