Sayfalar

kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2015 Salı

Evde Geçen İlk Kış

Neredeyse otuz yıldır evde geçirdiğim ilk kış bu. Okul+iş hayatımda evde cam kenarında olabildiğim kışlar maksimum onbeş gün sürüyordu, çocukken bir defasında kar yüzünden sömestir tatili bir hafta uzatılmıştı, üç haftayı da görebilişim demek ki.
Bu sene ücretsiz izin sayesinde hayatımın en gamsız kışını geçiriyorum, dışarıda dondurucu soğuk varmış, ne gam ;) Tamam Eylül'ün okula gideceği günler endişeleniyorum ama o da dizimin dibindeyse dünyadan haberimiz olmuyor :) Sabah eşim arabayı çıkarmak içi tam bir saat uğraşmış, komşularla küreklerle yol açmışlar, benim hiiç haberim olmamış, camdan dışarı bakmamışım ki. Aslında baktım da farklı pencereden fotoğraf çekmek için ;)



Sabah karı görünce kendimce Eylül'ün okulunu tatil ilan etmiştim ki yarım saat sonra Kaymakamlığın da benimle hemfikir olduğunu öğrendik :)

Karın yoğun olduğu günlerde bizim çanak kullanım dışı oluyor, yani hard diskten Sünger Bob izleme zamanı.



Bugün evde de kar tatili ilan ettim, herhangi bir işe bulaşmayı düşünmüyorum, planım 2015'in ilk kitabına başlamak, bakalım torbadan hangisi çıkacak...Yanında da Tea&Pot çaylarım var, daha iyisi Şamda kayısı ;)

Keyifli günler dilerim...




25 Kasım 2014 Salı

Kar...

Annem havanın rengine bakar 'Kar geliyor' derdi, bir çeşit 'Winter is coming' uyarısı yani :) Ertesi günü karın yağdığını görünce anneme olan saygım bir kat daha artartı, imrenirdim, nasıl anlıyor acaba diye. Zaman zaman kar veya dolu yağacağına dair kehanetlerde bulunsam da sonuç fiyaskoydu ;)

Akşam çöpü atmak için balkona çıkınca ürperdim, hava birden soğumuştu. Ama bu kez farklı bir şey daha vardı; kar kokusu. Evet evet hani Ahmet Ümit'in kitabı gibi. Komşu teyzeye de söyledim kar kokusu var diye. Sabah ev halkını uyandırma çabasıyla perdeyi açınca bembeyaz bahçeyi gördüm. Eylül'ün hiç bu kadar hızlı yataktan fırladığını görmemiştim :) Yol boyunca babasından geride kalıp kartopu pususu kurmayı planlayarak gitti :)





Evde olmanın rehaveti ile bir o pencereden bir bu pencereden karı seyrediyorum, tahminimin tutmasına da sevinemiyorum, aklımda tek düşünce var; yaşlanıyorum galiba....

(Yazmaya başladığım bir yazım vardı ama hava muhalefetine takıldı, bir başka sefere artık...)

4 Aralık 2013 Çarşamba

Kışa Merhaba

Takvimsel olarak gelen kış, bu sabah kendisini resmen gösterdi. Sabah hafif hafif yağan kar yerleri beyaza boyayamasa da Eylül'ün yatağından zıplayarak kalkmasını sağladı :)
Evde on dakikalık eldiven arayışının ardından (arabanın üzerindeki karları toplayarak) kendimize yılın ilk kartopunu yaptık.
 

 
 
Sonbahar beni biraz zorladı, kıştan yana daha iyi beklentilerim var...
Kasımdan kalanlar;
 

 Eylül'ün gözünden denizler, karalar ve ormanlardan oluşan dünyamız :)

 Namını çok duyduğum Menengiç Kahvesi, tatmak için yanlış zamanı seçmiş olmalıyım, bir süre görmek istemiyorum...

 Görevli gittiğim köyden bir kare. Hep cumbalı bir evde yaşamak istemişimdir...

 Raporla geçen bir hafta, battaniye altında Game of Thrones...

 Ve hanemize anne eli değer ;)




Evet evet Aralık daha güzel geçecek...

 

9 Ocak 2013 Çarşamba

Bugünlerde...

Kış kendini iyice hissettiriyor ama henüz görsellik kazanamadı, çünkü kar yağmadı. Bir haftadır karın haberlerini izliyor, soğuğunu duyuyoruz.



 Her sabah işyerinde konuşulan konu çevremizde kapanan yollar, yolda kalanlar vs. Gerçi yağdığı zaman iş çileye dönüşecek biliyorum ama sabahları perdeyi açarken bir sürpriz beklentim oluyor hep :)

Haftasonu karın yağmamış olmasını fırsat bilerek kendimizi Konya'ya attık yine. Eylül'e verilmiş bir sinema sözümüz vardı. Gerçi ben yarıyıl tatili için söz vermiştim ama sinema konusu geçtiğinden beri tek gündemimiz bu oldu. Yeğenleri de toplayıp gittik, alternatifimiz çok değildi ve şansımıza Thor çıktı. 




Sıkıcı bir filmdi, ikinci yarıda çocuklar filme odaklanmakta epey zorlandı ama en azından tatile kadar bekleyebilecek hale geldiler :)

Dönünce biz de kendi ev-sinemamızı kurarız dedik. Hazırlıklar tamamlandı, önce görünüm buydu;


Saatler ilerleyince, bizim pepe büyüyüp serpilip futbolcu olmuş meğer!!


 Eşimin hevesinin nedenini de anlamış olduk. Baktım Lülü "ben çizgi film izleyecem, babam da maç" diyor, meğer ben duymadan ne pazarlıklar yapılmış...


Kar yağmadığı için biz de bununla avunuyoruz ;)


Son kare de Sehpa Altı Sinemasından..Bu aralar Pak ile Pırpır'a taktı, her bölümü ezberledi, eyy yapımcılar yeni bölüm hazırlayın artık!!

Üç gündür elimdeki  bebek yeleğinin lastiğini söküp söküp örüyorum, bu sefer birşeye benzer umarım. Bir yandan da Kukla (Ahmet Ümit) okuyorum ki o da süründü resmen. Allahtan konu hız kazandı da, saçım ağarmadan bitirebileceğim...

Sıkıntısız bir kış dileğiyle...

2 Mart 2012 Cuma

Sen misin rüzgardan şikayet eden!!



Dünkü rüzgar isyanımın üzerine bugün dışarıda tipi var, okullar tatil...
(Gördüğünüz üzere hiiç isyan modunda değilim. Daha bunun çığı var, kapanan yolları var Allah korusun :))
Ve bugün Cuma :))

1 Mart 2012 Perşembe

Mart geldi mi cidden?


Teorik olarak kış bitti bugün..Her ne kadar etrafın çiçeğe böceğe bürünmesini beklemesem de isyanıma az kaldı!!!
Dışarıdaki uğuldayarak rüzgar esiyor, yer gök buz tutmuş halde, kardan kıştan arabamızı servisten almaya gidemiyoruz..
Küresel Donma mı ne yaşıyorsak bitsin artık!!!!!

12 Ekim 2011 Çarşamba

Kış...



Memlekete sonbahar, çalıştığım ilçeye ise bildiğin kış geldi! Oturduğumuz ilçede hava nispeten ılık ve hatta kaloriferler yanıyor.Ama işyerinde katkat giyinip oturuyorum.Neyi kimi  bekliyorlar kalorifer yakmak için, ya da depoda bekleyen onca kömürle kime şirin görünecekler bilinmez ama bekliyoruz bakalım.İşin kötüsü karra mercii olan beylerde hiiç üşüme belirtisi de yok (ya da erkekliğe çamur sürmemek için çaktırmıyorlar!)


Yelek, şal, bilimum yünlü giyecekleri çıkardık.Sünger Bob'u da ihmal etmedik:)


(alıntıdır)

Evde marmelat olmayı bekleyen kuşburnu vardı, bir kısmını piknik dönüşü topladık, bir kısmını da pazardan aldım.Haftasonu evde olmayınca yapamadığım ayıklama işini dün nihayet yapmaya karar verdim. Ama benim kuşburnu olmuş "kurtburnu"!! İçinde envai çeşit kurtçuk fink atıyordu. Yıkadım, süzdüm , üstüne çıkan meyveleri aldım derken sağlam olanları temizleyip ayıkladım.Bu akşam marmelat olacaklar inşallah..


(alıntıdır)

Haftasonu pazarda görünce alıçları, dayanamadım aldım. Resimdeki gibi ipte sıralı değildi ama, görüntüsü daha cezbediciydi..Tabii alıçta da epeyce kurt olduğundan dikkatle yedim, kalanını da küçük bi tabakla tezgahın üstüne koydum.
Kuşburnu ve alıç aynı anda mutfakta olunca tezgahı kurtlar işgal etti tabii!!!Hadi lavabodakini ve çöp kovasının üzerindekini anladım da örümcek ağı gibi bişeyle dolaptan aşağı sarkan kurt bunu nasıl becerdi halan anlayabilmiş değilim.


Ağız tadıyla izlediğim bi dizi vardı onu da kuşa çevirdiler.Leylası, Ardası derken yönetmeni de ayrıldı.Kimi yeni Leyla olacağı işini memleket meselesi yaptık, bakalım nolacak. En sinir olduğum şey de alıştığım dizi oyuncusunun değişmesidir. Neyse İsmail Abi, Erdal Bakkal ve İskendere sahip çıksınlar da onlar da telef olmasın!!
Va kapanışa ne yakışır? Tabii İsmail Abi;
"senin agzindan cikanla kulaginin duydugunun tuttugunun ayni yerde kesismesine ragmen algilamamakta cok isyankarsin "