Sayfalar

Dikiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dikiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Anakucağı Kılıfı-Dikiş

Uzun bir aradan sonra döndüm. Doğum iznine ayrıldım ve yaklaşık bir aydır evdeyim. Günler düşündüğümden çok daha hızlı geçerken ben planladığım pek çok şeyi yapamadım. Son haftalar beni daha ziyade dinlenmeye zorluyor, ben de şansımı zorlayamıyorum :)

Dikişle ilgili planlarımın pek çoğunu uygulamaya koyabildim neyseki, bu konuda komşumun yardımını da es geçemem. Dikiş konusunda sorun yaşamasam da kalıp kesimi aşamasında fiziken epeyce zorlandığım için komşum yardımcı oldu sağ olsun...

Anakucağına kılıf dikmek uzun zamandır aklımdaydı. Mevcut kılıfı tamamen çıkarma şansım yok, anakucağı ile birlikte yıkamam gerekiyordu, öte yandan kumaşın sentetik oluşu nedeniyle üzerine ince bir kundak örtmek zorunda kalıyordum. Bu kez de emniyet kemerini kullanamıyordum. Ben örnek bir model ararken hazır örtülerin satıldığını gördüm, hevesle inceledim ama çok kalitesiz kumaştan yapılmış, özensiz ürünlerdi, üstelik de değmeyecek kadar pahalı!!

Ben daha iyisini dikerim diyerek başladım :)

 Beni zorlayan tek aşama kalıp çıkarma kısmıydı. İnce bir kundağı anakucağının içine oturtarak yaklaşık bir büyüklük belirledim. Kenarlarda tutma kısmına göre göz kararı girintiler açtım, kumaşın köşelerini de yuvarladım.Fotoğrafta alt kısım daha geniş gibi görünse de büyüklük aynı...
Daha kalın olması ve çift taraflı kullanabilmek için ben kumaşı iki kat yaptım.

 Ters çevirip iki kumaşı birbirine diktim, dört parmak kadar boşluk bırakıp çevirdim. Düz yüzünden de düzgün durması için tekrar dikiş geçtim, lastik geçirecek kadar boşluk bırakıp bir cm içeriden ikinci dikişi geçtim.

 Lastiği kılıfı geçirdikten sonra sabitledim.

Emniyet kemeri için kesikler açıp kenarına şerit biye geçerek diktim.

 Aynı kumaştan bir de kundak diktim.

 Tutarken rahat olsun ve tek taraflı açılabilsin diye cırt cırtlarla içinden tutturdum.

 Boyunu kumaşın uçları yere değmeyecek şekilde ayarladım.

Ve son hali budur :)

Benim gibi acemilere fikir vermesi açısından detaylı anlattım...

37. haftaya girdim ve muhtemelen bu haftaki kontrolde sezaryen tarihim belli olacak. Umarım sağlıkla kavuşuruz Duru bebeğe...








29 Haziran 2013 Cumartesi

Eylül İçin Diktiğim Tulum

Yazın çocuklar için en ideal kıyafetlerden birisi tulum. Uzun zamandır internetten model bakıyordum, nihayet ben de diktim bir tane.

 
 
 
 
 
Kalıbın çıkarılışı ve dikiş en ince detayı ile burada anlatılmış. Benim gibi acemiler için oldukça açıklayıcı.
Orjinalince direkt şorttan kalıp çıkarılmış ama ben pantolon patronu kullandım, henüz elim o kadar yatkınlaşmadı. Üst kısımları ve boyunu göz kararı yaptım, roba kısmına çok uğraştım ama sonunda oldu. Sadece biraz yüksek yapmışım ama boynuna değmediği için sorun olmadı.
Benzer bir kumaş daha almıştım, onu da elbise yapmayı planlıyorum. Tabi tatil sonrasında :) Gerçi o zaman da Ramazan gelecek, artık bayrama dikerim :)

24 Haziran 2013 Pazartesi

Haftasonu, Bahçe, Kitap, Dikiş vs...

Hızlı bir haftasonunu daha geride bıraktık. Susuz ve de uykusuz işbaşı yaptık :)
Cumartesi anne-kız evde yalnızdık, Eylül'ün isteği üzerine kahvaltımızı balkonda yaptık, sonrasında tüm gün evde amaçsız gezinip durduk. Eylül boya yaparken ben de kitabımı bitirdim.

Takasla gelen kitaplardan.
Bir ileri bir geri Önder'in hikayesi...Aslında o kadar da kötü bir adam değil sanki...

Pazar günü tüm bina sakinleri için bahçe ve çalışma günüydü. Beyler bahçede masa yapım işlerine devam etti, ben bahçedeki otları çapaladım, kızlar bahçede toza toprağa bulanıp oynadı.

 Bu masanın verniklenmemiş hali. Masayı bitirip taburelere geçtiler. Takım tamamlanınca bahçe keyfine bu ekiple devam edeceğiz :)

 Minik seramızın içinde çekirdekten yetiştirdiğimiz domates ve salatalıklar. Gözümüz gibi baktık onlara :) Salatalıkları yemeye başladık, darısı diğerlerinin başına.

 Bahçenin genel görüntüsü, geçen hafta çekmiştim fotoğrafı, bir haftada epeyce büyüdüler. Duvar dibinde de haşmetli patateslerimiz var, bu sene yüksek bir rekolte bekliyoruz kendilerinden :)
Duvarın üzerinde kirazlara dadanan bir ikili var ama belli olmuyor.

 
 Çilekler ve marullar.

 Duvarın üzerine çıkıp dallar arasında kaybolan Eylülle teyzesi. Tabi kirazı dalından yemesi bir başka :)


Ve pazar sabahı tamamladığım şortum. Kumaş esnek değil o yüzden rahat olsun diye bir beden büyük kesmiştim. Ama çok bol oldu, yanlardan daraltmama rağmen pantolon-etek gibi durdu :) Uzun uğraşlar sonunda cep diktiğim için daha fazla oynama yapamıyorum. Bu haliyle giyeceğim artık.
Yalnız kumaş mütkiş renk verdi. Elim, yüzüm, makina herşey boyandı. Makinayi alkolle temizledim, kumaşı da tuzlu suya yatırdım. Umarım işe yarar yoksa şortu giyince şirinlere döneceğim...

Uzun zamandır aklımda olan Murakami kitaplarından Yaban Koyununun İzinde'ye başladım, bakalım nasılmış...



En hızlısından bir hafta diliyorum :)

27 Haziran 2012 Çarşamba

Plaj Elbisesi / Havlusu

Eylül'e bir havlu elbise diktim plajda giymesi için.



Bu elbiseleri hep kullanışlı bulmuşumdur zaten, geçen gün bloglarda gezinirken evde yapılan versiyonunu gördüm ve evdeki bir havluyla uygulamaya koyuldum.





Havlumuz sponsorlu ama idare edeceğiz artık, ya beceremezsem diye diğer havluları kullanmaya kıyamadım..
Ufak tefek desenlerle kamufle ettim..
İşin en zor kısmı da Eylül'e denetmekti, inadı tuttu mu nuh diyor peygamber demiyor..
Duruşu güzel oldu, inşallah kullanışlı da olur..

10 Haziran 2012 Pazar

Haftasonu...

Bu hafta sonunu evde yayılmak suretiyle giçiriyoruz...
Dikiş makineme kavuşmanın sevinci ile dün uzun uğraşlar sonunda kızıma bir nevresim takımı diktim..Kumaşı düzün kesebilmek için epey uğraştım ama sonuç güzel oldu :)



Eylül, bebekliğinden beri süt içme konusunda isteksiz. Tüm denemelerime karşın sadece çilekli süt içmeyi seçti. Biraz içsin sonra onu ballı sütle değiştiririm diye düşünmüştüm ama ballı, kakaolu, muzlu hiç bir çeşidi içiremedim. Bir süre çilekli süt içmesi hiç süt içmemesinden iyidir diye idare ettim ama artık müdahele zamanı geldi..
Çilek mevsiminin gelmesiyle işe koyuldum. Çalıştığım İlçede bolca çilek yetiştiriliyor. Organik çilek pazarında epey yer etmişler. Cuma günü iyi tanıdığım bir yetiştiriciden aldığım çileklerle Eylül için uzun süre muhafaza edebileceğim çilek püresi hazırladım..





Çilekleri dilimleyip, bir miktar şekerle kaynattım. (Şeker miktarını marmelattan biraz daha fazla tuttum ki dayanıklılığı artsın) Kaynayan karışımı blenderdan geçirdim ve 1-2 dakika daha kaynatıp,sıcakken kavanozlara doldurup, ters çevirdim. Kavanozları özellikle küçük seçtim ki en fazla bir hafta içinde tüketilebilsin..



Büyük bir bardak süte 3-4 tatlı kaşığı eklediğimde gerekli renk ve aromayı elde edebiliyorum, şekeri de hazır sütlere göre daha az..

(Fotoğraf parladığı için rengi pek anlaşılmıyor ama sütün rengi pembe,  bir önceki resimde daha iyi görünüyor..)

Eylül de beğendi..
Benim de içim rahat eti.
Aynı karışımın dondurmaya da çok yakışacağını düşünüyorum :)
Bugünlerde çilekli sütte kullanılan renklendiricilerle (karmin) ilgili epey haber yapıldı biliyorsunuz. Benim eğitimini aldığım konu olduğu için sürpriz bir durum değil. Zaten gıda katkı maddelerinde de benim için öncelikli olan böcekten elde ediliyor olması değil, kanserojen etkisini olmaması. Ve hazır çilekli sütten kaçacağım derken kullandığım çilekte pestisit ve hormon olmaması..Maalesef bu konuda açıklama yapanlar da konunun ehli olmayıp müftüsünden spor hakemine kadar alakasız kişiler..
Neyse çilek karışımına dönersem, hazır çilekli sütün tadını ve aromasını yakaladım diyebilirim. Sütte ve dondurmada çilek sevenlere de denemelerini öneririm.

Ve bahçenin yenilesi ve seyredilesi güzellikleri :)





İyi hafta sonları diliyorum..

27 Mayıs 2012 Pazar

Dikiş

Son derece acemice bir dikiş..Öncelikle onu belirteyim ki beklentiniz yüksek olmasın :)

Daha önce hiç dikiş makinesi deneyimim olmadı. Yavaş yavaş bir şeyler yapabilmeyi ve öğrenmeyi umuyorum. Bu arada dikiş bilenlerden de (annem, komşum..) yardım alacağım tabii..
Severek kullandığım bir peçeteliğim var..Önlük, tutacak ile takım, Koçtaştan almıştım yanılmıyorsam. Bu evin mutfağına pek uymasa da masanın üzerini toparladığı için çok işime yarıyordu. Tek sıkıntı kirlendiği zaman yıkayamamam. Çünkü içinde karton var.
Ben de ilk deneyim olarak diktiğim masa örtümle takım bir peçetelik dikmeye karar verdim. Açıkçası hem model hemde kullandığım kumaş beni zorladı. Kumaşın kenarından sürekli ipler çıktı, peçeteliğin içine koyduğum kartonları tam olarak sıkıştırmadım dikerken..
Ama kel kör de olsa bir şeyler ortaya çıkardım :)
En azından deneyim oldu, rengi uygun farklı bir kumaşla tekrarlayacağım en kısa zamanda..

Bu kirli peçeteliğim :)

Açılmış hali..

 Bu da benim diktiğim..

Masada yerini almış hali :) Bir sonraki dememde karton yarine plastik kullanacağım içinde..

Bu da Eylül'ün eteği..Beline ince lastik geçtim önce ama sıkılığını ayarlayamadım. Onu da sormalı, tecrübe etmeli..Ben de bebe lastiği kullandım belinde..

Acemi flz yeni denemelerle gelecek:)


21 Mayıs 2012 Pazartesi

Makinelendim döndüm...

Bir haftalık eğitimden sonra tekrar işbaşı..
Yokluğumuzda hava epeyce soğumuş, eve girip de kaloriferlerin yandığını görünce çok sevindim. Eylül'ü hasta etmeden yıkadığımı umuyordum ama bu sabah mide bulantısıyla uyanmış ...Babası doktora götürüyor şimdi, ciddi bir şey değildir umarım..Soğuktan kımıldamaya üşenir haldeyim, bir de üstüne "çocuğu hasta olan çalışan anne" ağırlığı bindi ki, zaman geçmez artık!! Farklı bir ilçede çalışmanın sıkıntısı en çok bu durumlarda hissediliyor. Acil durumlarda baba harekete geçiyor, ben telefonla takipteyim. Mesafe çok değil aslında, büyük şehirdeki mesafelere eşdeğer neredeyse ama her istediğinde araç bulunmuyor, özellikle öğleden sonrası sıkıntılı...
Makinelenme mevzusuna gelince;
Geçen hafta nihayet dikiş makineme kavuştum. En basit modelinden bir Singer aldım. Hiç tecrübem olmadığı için bir süre bakıştık, annemi izledim, bir kaç düz dikiş denemesi yaptım. Bolca parça kumaş ve patronla eve döndüm. İlk iş olarak aldığım kumaştan masa örtüsü diktim, bir de Eylül'e evde giymek için pantolon. Gerçi kumaşım çocuklara uygun bir kumaş değildi ama maksat elim alışsın. Uzaktan bakıp detaya inmeyince pantolona benziyor :) Eylül de nasıl sevdi, akşam zor çıkardı, sabah da hevesle giymiş:) Uygun kumaşlarla alternatifleri çoğaltmalıyım..
Konya'da hava kapalı ve çoğunlukla yağmurluydu geçen hafta...Nadir yakaladığım açık havalardan bir kaç fotoğrafla kaçıyorum...Diktiğim kıyafetler başlıklı bir yazı hazırlayabilme umuduyla...
(Blogları epeyce inceledim ama dikiş konusunda önerilerinizi bekliyorum (site, kitap, forum vs..)

 Akyokuş'tan Konya manzaraları..Sağdan sola doğru (Meram'dan Selçuklu'ya doğru) yeşil azalıyor, bina yüksekliği artıyor..


 Japon Parkı. Restoranı dışında çok bir özelliği yok ama yine de Eylül'ü zor çıkardım parktan..

 Eylül ve kaçamak bakışıyla "Ayşe". Evet evet ayımızın adı Ayşe:) Kendisi yeğenimden kızıma ismiyle birlikte kalan, her yere bizimle gelen çilekeş bir oyuncaktır. Ayşesiz evden çıkılmaz!!


 Annemlerin sokağı..(Ben işe başladıktan sonra taşındılar bu eve, o yüzden "evimiz" diyemiyorum, kendimi her zaman misafir hissediyorum.. Çocukluk ve öğrencilik anılarım eski evlerde kaldı:( )

 Yağmura rağmen semaverde çay..(Teras henüz yaz formatında değil tabii)

Daha eskilerden bir fotoğraf; bir iki  hafta önce, güneşi görebildiğimiz bir hafta sonu. Aynı zamanda bir yaz klasiği..Eylül bahçede oynar, annesi işini bitirip çayını alır ve Eylülü izler..