Sayfalar

Bugünlerde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bugünlerde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2021 Perşembe

Bugünlerde...

 

Selam, mesainin başlamasına yarım saat kala ofisten bildiriyorum. Kahveyi hazırladım, müziğin sesini yalnızlığımdan aldığım güçle yükselttim, klavyeyi kendime yaklaştırdım.
Ve başlıyoruz...

( Imagine Dragons-Natural açalım lütfen, senkronize olalım)


Yaklaşık 2 senelik ara, söylerken ne kadar kısaymış gibi geliyor kulağa. Ama neler neler sığdı bu zamana, başı hala devam eden pandemi çekiyor tabi. Evin pencerelerini bile açmaya korktuğumuz günlerden 'maskesiz de olur' denilen günlere geldik, ikişer üçer doz aşılandık, herkesin her şeyi bildiği memleketimde genetik olarak zaten hastalığa yakalanmayacağımızı temin eden doktorlardan burnuna tereyağı sürerek iyileştiğini öne süren gazeteci (!)lere kadar neler neler gördük. Şu anda ise Biontech olanların bugünden itibaren ölmeye başlayacağı yönünde, repeat after me; Eşhedü enla......


Bu süre zarfında biyolojik olarak epey büyüdük, bendeki etkiler pek sevimli görünmese de kızlar epey yol aldı :) Eylül'ün boyu yakında benimle aynı olacak, Duru'nun da dili benimki kadar ;)

Antalya'da yaşamak hala güzel...


Doğada olmak, insanlardan uzaklaşabilmek hala çok kıymetli hatta daha da kıymetli...



Yazı bitirdik, kışa doğru yol alıyoruz. Bizim için keyifli bir mevsim geride kaldı. Tatil ve kafa dinlemeye dair alışkanlıklarımız değişmedi tabi. Antalya'da sakin yer bulabilmek hayal olsa da, pandemiyle birlikte ayağına terliğini geçirip eline tabure alan herkes kampçılığa heves etse de biz  kendimize göre kamp alanları bulabildik.


Durucuk artık 2. sınıf öğrencisi. Uzaktan, yakından, ekran başından derken 1. sınıf nasıl geçti anlayamadık. Bu sene normale yakın bir eğitim öğretim yılı olsun diye umuyoruz. 

Bazı kamp alanları artık evimiz gibi oldu, her türlü kalabalığın ortasında huzurlu alanlar bulabildik.




Denizine bayılsak da mevcut popülasyondan yaka silkip arkamıza bakmadan kaçtığımız yerler de oldu tabi.

Şahane günbatımları kaydettik hafızamıza...





Kamp sakinliğinde ağaçların altında en keyifli aktivite kitap okumak. Eylül sıkı bir okur olma yolunda ilerliyor. 



Bu kadar fotoğrafın üzerine yazı özlemeye başlayabiliriz, malum yolumuz uzun :) Bir bardak demli çayla bu yazıya son verirken bir sonraki 'kitap' ağırlıklı yazıda buluşabilmek dileğiyle.
Hoşgelmişim :)

26 Ekim 2018 Cuma

Bugünlerde

Blogda geriye dönüp seçmece okuduğum yazılar arasında kendi favorim 'Bugünlerde' yazıları oluyor. Bi nevi sevgili günlük :)

Bir yakın zaman yazısının vaktidir. Kızlarla birlikte hızla akan günlerimizi şuraya bir yere not etmeli.
Antalya'nın en sevilen dönemlerini yaşıyoruz, hoş ben hemen hemen her mevsimini seviyorum ya...


Kızların ikisi de okullu artık, Duru da babanne himayesinden anaokuluna geçiş yaptı. Ailede sabahları 'uyanma vakti' dendiğinde dikey pozisyona geçebilen yegane eleman, Allahtan :) Şimdilerde hevesle gidiyor okula, şarkılar şiirler ezberliyor. Bugün ilk gösterisini izledik, çok heyecanlıydı...4 yaşın sonlarına doğru artık ablasına kök söktüren bir çocuk oldu. İki kız, bir ikizler anne ile evde cümleler uçuşuyor, susan eleman bulabilmek zor.



Eylül ilkokulda son senenin keyfini çıkarıyor, 'Anne biliyor musun okulda en büyük sınıf biziz' sevincinde. 

Geçtiğimiz haftasonu bir organizasyon için AKM'de bulunmamız gerekiyordu, devamında da uzun zamandır uğrayamadığımız Doğan Hızlan Kütüphanesi'ne yollandık. Ufak tefek değişiklikler yapılmış kütüphanede. Duru ile sessiz kalabilmek biraz zor oldu o yüzden kütüphane bahçesine çıkmak zorunda kaldık.



 Bahçe kısmı çok huzurluydu, yerler de park geneline göre temizdi. Çocuklar gönüllerine göre okuyup, oynadılar, meyvelerini yediler.


Kitap seçimini rastgele yaptım, listem yanımda değildi. Murakami, Hakan Günday, Oya Baydar, Gerritsen derken ortaya bu beşli çıktı.



Son fotoğraflar da yazdan kalma Marmaris Kampı görüntüleri. İki çocuklu uzun süreli kampı sonunda hayata geçirebildik ve çok sevdik. Kış gelmeden bir de sonbahar kampı planlıyorduk ama okul açıldıktan sonra süreç çok hızlı ilerledi. Belki Antalya'nın sonbaharı bize sürpriz yapıp geri döner, kim bilir?

22 Ekim 2015 Perşembe

Bugünlerde...

Bu bol fotoğraflı bir 'bugünlerde' yazısıdır...

Bugünlerde tempomuz hızlı; işyerinde yaklaşan yıl sonunun da etkisiyle işler hızlanırken evde de bir adet birinci sınıf öğrencisinin varlığı tüm dengeleri bozmakta...



Eylül'ün henüz ödeve konsantre olamayışı, yazmaktan sıkılması, çizgilerin üzerinden geçmeyi çocukça bulması, ne zaman okuyabileceğini merak etmesi, gerekliliğini her akşam sorguladığımız 'estetik' el yazısı...vb nedenlerle akşamları sabit ikametgahım Eylül'ün odası. Duru ise mütemadiyen ablasının masasına oturmak istiyor, birkaç saniyelik ihmalimiz de bize karalanmış kitaplar şeklinde geri dönüyor :) Çalışma masasını büyüterek sıkıntıyı kısmen giderebilmeyi umuyoruz bakalım...
Eylül okula az biraz ısındı gibi, henüz özleyeceği bir arkadaşı yok ama çok da muzdarip değil bu durumdan. Annelerin dahil olduğu aktiviteler hala favorisi, bir de yeni başladığı spor saatleri...



 Duru bizim odaya kapanmamızdan hiç memnun değil ama bir şekilde oyalamaya çalışıyor babası. Onun dışında etrafında ne kadar çok insan varsa o da o kadar mutlu :) Ara ara tabletlere ve telefonlara el koyup format atmak, düşünceye kadar kendi etrafında dönmek, reklamlara eşlik etmek, evdeki çantaları sırtlanıp sahiplerine götürmek ve bunun için alkış beklemek, ablasının kalemlerini aşırmak, biberonundan yerlere su dökmek, kitaplığı dağıtmak Duru'nun ev hallerinden bazıları...

Ceviz toplamayı da çok sevdiler abla-kardeş ama şanslarına bu sene ağaçlar üşüdü, meyve yok denecek kadar az...

Havanın serinlemesiyle bahçe keyifleri de rafa kalkıyor. Artık bahçeye  hafif de olsa bir hırka ile çıkıp, kısa bir turun ardından evlere sığınma zamanı...
 
Sonbahar gelince gittiğimiz görevlerde de daha güzel manzaralar çıkıyor karşımıza. Şehrin içinde insan mevsim geçişlerini pek yakalayamıyor ama ilk ve sonbaharda yollarda olursanız doğanın renkliliği sizi kendine hayran bırakacaktır.














Kitaplara pek sıra gelemedi bu hafta. Biraz okuma hızımı arttırır düşüncesiyle başladığım kitap da anlaşılmaz çevirisi nedeniyle beni iyice kendisinden soğuttu. Cümleler bir garip geldi bana, kafasını toplamadan ders çalışan öğrenci gibiyim, okusam da anlamakta zorlanıyorum. Velhasıl benim de kargo ödüyor olması nedeniyle tercih ettiğim Karanlıkta Islık Çalmak üstüne kargo parası vermediği sürece tercih edilmemeli...

 Arada tatlı ve nostaljik dostlarla da karşılaştım tabi. Her ne kadar tadı hatırladığım kadar güzel gelmese de hiç birşeyin eski tadı yok ki... Bu son cümleyle de alenen ifşa ettiğim gibi yaşlanıyorum ...

 Okuyamasam da almaya devam; üsttekiler Rampalı Çarşı'dan, alttakiler internetten. Bir ikisi okuma listemden, kalanı son anda sepete atılanlardan.
Gizemli bir arkadaşımın tavsiyesiyle Momo'ya başlayacağım :)

Eylül için birkaç tane 8-9 yaş grubu kitap aldım. Matilda'yı büyük bir hevesle dinliyor, bitirmek üzereyiz, sonrasında Martıya Uçmayı Öğreten Kedi'yi okuyacağız.
 
İşte böyleyken böyle...
Dışarıda yağmur pusuda ha yağdı ha yağacak, hafta sonu için piknik ihtimali  kalmadı gibi...
30 Ekim de tatil olmuş, ne yapsak acep ?