Sayfalar

Antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2019 Çarşamba

Antalya'da Bahar...

Ve Antalya'ya beklenen bahar gelir...


ZeytinPark'ın bize sürprizi papatyalardı. Bir tür kar imitasyonu gibiydi, her yer bembeyaz...


Denize taş atma keyfimiz dört mevsim devam etse de baharda daha keyifli olduğu aşikar. Dönüşte bir poşet taşla dönme kısmı ise zaruri :)



Enginar azmanı bahçeden. Olsa da yesek :)



Bitmeyen bitemeyen kitabım, piknik kahvem ve Duru'nun benim için topladığı çiçekler.



Balkonu bu hızla çiçeklendirmeye devam edersem korkarım bize oturacak yer kalmayacak. Ama hevesim bahardan biliyorum, geçer zamanla. Ölenler ölür, kalan sağlarla balkona sığarız artık.


Zeytin ağacı 1200 yaşındaymış. Bir yol inşası sırasında buraya nakledilmiş. Değişik bir haşmeti var, karşısına oturup saatlerce izleyebilirsin.


Piknik sezonunu açtığımızı söylemiş miydim :))

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Tatil, Bekleyiş vs

Tam da tatil hazırlığı yaparken izinler durdurulmuştu. Çocukların tüm hevesi kaçmış, ben de bir kenara ayırdığım mayoları dolabın derinliklerine kaldırmıştım. Geçen hafta izinlerin açılmasıyla bende bir ipten boşanma hali hasıl oldu :) Yarım saat içinde eşimi tatile, müdürü izine, diyetisyeni yeni bir listeye ikna ettim...Devamındaki 3-4 saat sonunda bu tatil denen şeyin ne kadar yorucu bir şey olduğunu hatırlamıştım, yorgun ama mutluydum...

Komşuma göre biz kazana düşmüştük, tatil neyimizeydi :))
İptal ettiğimiz tatili güncelleyerek yola çıktık. Az molalı, çok müzikli üç saatlik yolculuk sonunda Manavgat'a ulaştık. Mecburi bir Migros molasından sonra istikamet Belek, az kaldı Duru uyuma :)

 Gerisi bol sulu bir tatil işte...


 Diğer annelerin tatil formatı nasıl oluyor bilemiyorum ama bizde süreç; kahvaltı ve hevesli birkaç havuz saati, 'biz acıkmadık ama Duru uykudan önce birşeyler yemeli' saati, 'anne beni uyut' halleri, 'Duru uyurken ben kitap okuyacağım, başınızın çaresine bakın' dakikaları, bir gölgeye sığınma-bu şezlong neden bu kadar sert acaba düşüncesi, azıcık okuma, Eylül'ün on-yüz-bininci kez yanıma gelip birşeyler sorması, Duru'nun uyanması, birlikte havuz faslı, beni annem tutsun halleri, tepeden tırnağa dondurmaya bulanma, havuzdan sıkılıp etrafı keşfetme, mini clupta oyun ve boyama, tekrar çocuk havuzu, altıdan sonra odada duş faslı, park-yemek-tekrar park saati, mini diskoda zıplama zamanı, çay-kahve isteği tavan yapmış annenin bebelerinin uykusunun gelmesi, çocukların yatağa serilmesiyle 'tatili' başlayan annenin balkon sefası, babadan içecek servisi :)
 


Şu hamaklarla ilgili pek çok hayal kurmuştum ama yatanları sallamak dışında bir şey yapamadım. Dur ben de seni sallayayım diyen bile çıkmadı iyi mi?

Duru'nun miniclup'a ilgi göstermesiyle içimde umut tohumları yeşerdi, acaba anaokulunu düşünsek mi? Antalya'da  bir süre babaannesiyle vakit geçirmesini planlıyoruz, olmazsa okul alternatifi de şurada biryerde dursun...

 Eylül sırf sahneye çıkabilmek  için çanta boyamak istedi, hayhay dedik ama en zor ve detaylı figürü seçmiş olduğunu geç fark ettik. Kendisi  istediği gibi boyasın dedim ama görevli abla illa düzgün olsun, güzel görünsün deyince iş başa düştü. Tatil için gittiğim otelde bana zorla boyama yaptırdılar blog, üç renk verip ten rengi de istediler, buz rengi de!!! Muhtelif uzuvlarımdan ter damlatarak boyadım!!! Eylül Oscar alacakmış gibi mağrur adımlarla çıktı sahneye, çantasını alıp döndü :)
 
Bu da Duru'nun sandalye ile temas ettiği ender akşamlardan. Tatil dediğin bir kaykılma halidir zaten :)

Tatilde Napoli Romanları'na başladım, bu aralar o kadar çok kişi bu seriden bahsetti ki daha fazla erteleyemedim...

Ben tüm bunları anlatırken içinizde 'acaba odalarındaki gece lambası nasıldı?' diye merak edeniniz varsa hizmet ayağınıza geldi, Eylül sizin için fotoğraflamış :) Daha ne acayip fotolar çekmiş de şimdi ekleyip bloğun selametini riske atmayayım...

Duru'sal anlardan birisi... Uykusunu iyi almış olduğu günler tüm danslara 'kendince' eşlik etti, uykusu varsa illa salıncağa binelim diye tutturdu...
 
Her sene olduğu yorgun ama mutlu döndük...
 
NOT: İki çocuklu ikinci tatilimde kendimi biraz daha 'olmuş' gördüm... Çocuklardan birisi kenarda ağlarken ben yemeğimi yiyip çayımı içebildim. Bu çocuk neden böyle yapıyor deyip tatili kendime zehir etmedim, yemeğini yemedi deyip dertlenmedim....Artık annelik olgunluğu mu yaşlılık belirtisi mi bilemeyeceğim :)
 
 
İşin bekleyiş kısmı da anlaşılacağı üzere devam ediyor. Taşınma süreciyle ilgili attığım tek adım Marie Kondo kitabı almak oldu, e işin çoğunu halletmiş sayılırım di mi :)))

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Bayram, Tatil Vs

Ramazan'ı sağ salim bitirdik, ufak çapta bayram çokça yol yaptık döndük.
Bugünlerde atacağımız her adımı erteleyip 'şu tayin işi bi netleşsin' diyoruz. Her iki alternatifte de beni farklı boşluklar bekliyor, kafam karışık. Ve tek kelimeyle 'hayırlısı'...
 
Bayram'ın ilk günlerinde Antalya'daydık ve bayram olduğu belli değildi. Ama normaldi, zaten komşuluk bitmişti, yakında akraba yoktu, sıcaktı, herkes tatildeydi, yayladaydı...
Bayramın son günü Konya'ya geçtik, ilginç yine ortalıkta bayram yoktu...
Duru el öpüldüğünü sadece bir kez gördü, garip garip baktı ve de unuttu gitti.
Bayramda çikolata ve kolonya ikram edildiğini de hafızaya kaydedemedi ama anneannesinin çikolatasının yerini öğrendi...
Bayram öncesi bizi uğurlayan komşumuza 'iyi bayramlar' diyerek bizlere 'konuştuğunuz herşeyi kaydediyorum, ayağınızı denk alın' mesajı verdi :)



Eylülümüzü de aldık döndük...
 
O kadar yer gezip iki fotoğrafla döndüm. Neden? Çünküü daha bir ayını tamamlamayan (yeni)telefonumu denize düşürdüm!!!
 
Sadece alo diyebildiğim bir telefonum var, şarjı hiiç bitmiyor...
 
Tatile kadar iki hafta bolca çalışmalıyım.
Sağlıcakla kalın...
(telefonlarınızı boynunuza asın :) )

24 Haziran 2016 Cuma

Bir Atama Listesi, Bolca Hayal, Azıcık Umut...

Bu yazı bir atama listesinden yola çıkılarak kurulan hayallerden bahsetmektedir. Az da olsa umut içermektedir, bolca da sıcak.

İlk görev yerim/yerimiz Kayseri'ydi. 7 seneye yakın kaldık, Eylül kuzumun doğum yeri aynı zamanda. Mutlu mesut çalışırken bir anda atama listelerinin açıklanmasıyla tayin istedik Beyşehir'e. Maksat ailelerin bulunduğu Konya ve Antalya'ya yakın olsun, hafta sonları üç saatte ayaklar denize girsin, yıllık izinler bayram tatillerinde heba olmasın, bize de zaman kalsın, çocuk(lar) ayağı toprağa değerek büyüsün... Kayseri'den üzgün ve endişeli ayrıldık, bolca 'acaba' getirdik, şimdilerde hemen hepsini 'iyi ki' ye dönüştürmüşüz...

Burada da 6. yıla girdik, yine bir atama listesiyle adım attık.
Antalya'nın listeye girmesiyle fitil ateşlendi. İkisi merkez ilçe diğerleri de Finike ve Demre. Merkezle ilgili aklımızda soru işareti yok ama Finike hele de Demre nasıl olur? Sorarak yol alsak binbir çeşit yorum alacağız, en iyisi gidip görmek.


İki saat içerisinde karar verip yola çıktık. Tabi bu kare yolculuğun en ütopik anlarından, sonrasında kitaptan sıkılanlar, tablet paylaşamayanlar, ikinci tableti sırf bu kavgaların önüne geçmek için almadık mı? neden onu da almadın diye atarlanan anneler, tabletten sıkılanlar, midesi bulananlar, abur cubur isteyenler, molada kuduranlar, tüm çabalarıma rağmen yolun son yirmi dakikasında sızanlar, evde uykuyu dağıtıp ikiye kadar 'men uyumak istemiyomm' diye diretenler...
 
 
Ertesi sabah kızları babaanne ve dedeye bırakıp yola düştük.

 
İstikamet Finike ve Demre...
 
 Ağaçlara ve gölgesine bayıldığım Kumluca. Listede yok ama Finike'ye 15-20 dakika...

Finike
 
 

 
 Kıvrımlı yollar ve ufukta Demre...


 Bu harika deniz de Demre'den. Tayin vs bir yana tatil için çok isabetli bir yer olacağına karar kıldık. Henüz büyük oteller tarafından işgal edilmemiş, denizi tertemiz...


Ve dönüş yolu, her bir koyda minik plajlar...
 
Bu kare de temelli dönüşten :)
 
Bu iki günlük tatil provası sonrasında dün itibariyle tayin tercihlerimi yaptım. Hizmet puanım/puanlarımız az olduğundan şansımız düşük ama hayallerimiz büyük :)
 
Bir de Eylül Antalya'da kalmak istedi, zaten 10 gün sonra tekrar gideceğimiz için tamam dedik. Biraz kendi kendine zaman geçirsin, tek çocuk olduğu dönemlere döndün istedik.
Ev sessizlikten çınlıyor iki gündür, Duru her sabah ablasını uyandırmak için odaya gidip eli boş dönüyor :( Bir hafta kaldı ama uzun bir hafta olacak sanki...
 
Tayin sonuçları Temmuz sonuna doğru netleşecek, hakkımızda hayırlısı olsun...

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Bir Nisan Klasiği; Antalya

Her sene Nisan sonunda Antalya yolu görünüyor bize, Eylül'ün doğumgününü babaannesi-dedesi ve halasıyla birlikte kutluyor, bu bahaneyle baharın en güzel halini kucaklayıp geliyoruz.

 

 
Yolculuk günü aynı zamanda Eylül'ün yaş günü. Sabah kahvaltı öncesi şiş gözlerle mum üfleyip yola koyulduk.
 
 
Herkes yerleştiyse başlıyoruz!!!
Rotamız Isparta üzerinden Antalya; yeşillik ve manzara garanti, tabletten çizgi film, yetişkinler için 90'lar yayınımız mevcut, elmalar müesseseden :)
 
 
 
Her geçişimizde tekrarladığımız 'Neden Eğirdir Gölü bizimkinden daha mavi?' muhabbeti yapıldı :) Onyüzbininci defa manzara fotoğraflandı...
 

 
 
Akşama hızlı bir organizasyon ile doğum gününü kutladık. Duru da dahil üfleme faslı birkaç kez tekrarlandı, Duru'nun mumu avuçlama girişimi yine annesi tarafından son anda engellendi :)
 
 
Sıra gezmeye gelince ilk durak Çakırlar. Hafta sonu kahvaltısı için en çok tercih edilen yerlerden birisi, biz hafta içi sükûnetinde yudumladık çaylarımızı. Tüm salıncaklar da bize kalmıştı tabi :)
 

 





 Duru etrafı seyrederken ayıcığını mavi arabanın üzerinde unutmuş. Allahtan son anda eksikliğini fark ettik de olası bir mızmızlığı önledik.

Bu da meşhur ayıcığımız, bizimle her yeri dolaştı, demli çayını içti :)

 
 
Sonraki günü piknik günü ilan ettik.
Deniz kenarı dört mevsim gibiydi; hırkayla gezenler, tişörtle gezenler, denize girenler...
Biz taşlarla epeyce vakit geçirdik, Eylül ıslanmayı göze alıp suyla oynasa da Duru her zamanki nine haliyle 'üşüdüm, üşüdüm' diye sudan uzakta oynamayı seçti :)
 

 Çizgi film izlemek ciddiyet işidir :)


 Kumla oynarken ciddiyete gerek yok :)

 Ağaca kendin tırmanmış gibi poz vermek de serbest ;)





Dört günlük mini tatil bundan ibaret. Artık devamı deniz sezonunda...