Sayfalar

Gönen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gönen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2013 Perşembe

Bayram Gezisi

Son bir kaç yıldır olduğu gibi bu Ramazan Bayramında da adresimiz (eşimin memleketi) Gönen'di. İlk gün bayram faslını tamamlayıp kalanını turistik geziye dönüştürdük, iyi de oldu :)
Bool fotoğraflı bir yazı başlıyor...

 Biz hemen her yolculuğumuzda harita ya da navigasyon cihazının gösterdiği 'kestirme'  yola kanar ve dağ başındaki köylerden geçerek itinayla yolumuzu uzatırız. Bu sene de kuralı bozmayıp Yalvaç-Çay arasını kestirmeden(!) gittik :) Bu vesile ile de koccaman bir bataklık (Karamık Bataklığı imiş) görmüş olduk. Yukarıdaki resim de köyün hayvansever gençlerine ait ;)

 Sayısını unuttuğum kereler mola verdik...

 Uğradığımız her mekanda sözleşmiş gibi Eylül'e şeker verdiler.

 Karacabey'e yaklaşınca klasikleşen (binmeyeceğimiz) feribot kuyruğuna girdik, bu sene daha insaflı bir kalabalık vardı Allahtan.

 Gönen'e ulaştığımızda kayınvalidem bizi bu ev yapımı ve buz gibi içecekle serinletti...

 Eylül, bol bol resim yaptı, dedesinin bulmacalarını iç etti ;)

 Gönlü olunca poz verdi,

Büyük anneannenin bahçesinden domates yedi...

 Bayram sonrası rotayı Bozcaada'ya çevirdik. Hem oraya tayin olan arkadaşı ziyaret etmiş olduk, hem de adayı gezdik.
 Gidişte ve dönüşte birer buçuk saat feribot beklesek de, beklememize değdi :)
Geyikli'nin denizine ise bayıldık, seneye detaylı bir gezi planladık, bakalım...

 Akvaryum Koyu, tertemiz bir denizi var...


 Ve denizle bütünleşen mavi-beyaz temalı evler, sokaklar.

 Ve benim için ada sürprizi,kitap fuarı :) Gerçi fuar etkinlikleri henüz başmamıştı, kitaplar etiket fiyatına satılıyordu ama ben yine de kendimi tutamayıp iki kitap kaptım ;)





 Bozcaada'da Gökçeada'nın meşhur kurabiyesini tattık :) Ekip beğendi ama bana ağır geldi, kokusu bana göre değil...
Bozcada'nın koylarını ve sokaklarını çok sevdik. Huzurlu bir tatil için ideal. Ama yiyecek içecek konusunda çok memnun kalmadık çünkü adaya özgü pek birşey göremedik. Mesela dondurma aradık ama birkaç yerde bulamadık, diğerleri de klasik markalardı. Limonata sorduk, yine ambalajlı ürün vardı. Damla sakızlı muhallebi orjinaldir diye umduk o da ambalajdan ters çevrilip geldi...
Balığı saymazsak ki o da adaya yetmediği için dışarıdan geliyormuş, gönlümüzce yiyip içtik diyemeyeceğim...

 Bir başka durak Bandırma. Hem ziyaret hem ticaret yaptık, ben özellikle Kipa'ya uğrayıp sezon indiriminden çocuk kıyafetleri aldım. Hep söylüyorum, F&F'in çocuk kıyafetleri çok güzel...

 Son durak Erdek. Kalabalık boğucu değildi, rahatça dolaştık...Her köşeden taze bir kuruyemiş göz kırpıyordu; taze ceviz, taze fındık, buzlu badem :) Benim gözdem taze ceviz ;)

Gönen denilince akla iğne oyası gelir. Biz de salı sabah erkenden oya pazarının yolunu tuttuk. Kadınlar ellerinde, kollarında oyalarla dolaşıyorlar. Durdurup bakıyorsun...Yanlardaki tezgahlar ise sabit satıcılar için. İlk kez böyle bir satış gördüm çok ilginçti...
Fotoğraflamayı unutmuşum, yukarıdaki resim alıntı .

 Kayınvalidem epeyce alışveriş yaptı, bir kısmı çeyiz için sanırım. Siyahlılar fular diğerleri namaz örtüsü.

Bunlar da benim aldıklarım...
 
 Hediyelik bebek örtüsü ve fularlar...

 Ve dönüş zamanı. İnegöl'de henüz acıkmamıştık, köftemizi yiyemedik. Ama Bozhüyük'ten sonra esprili tabelaları ile Akçaabat Köftecisi bizi çağırdı :) Nasıl olsa onlara her yer Trabzon deyip şansımızı denedik..

 İçeceğimiz de bol acılı Laz Bombası idi. Hakikaten kışın bundan birer tane içsek kalorifer yakmaya bile gerek kalmaz ;)

Zaten öyle bol kepçe gelmiyor, minik bardaklarda getiriyorlar. Şalgam suyu gibi ama hafif bir lahana kokusu duyuluyor.
 Biz severek içtik, hatta ev için yedekledik ;)

Köfte, sunumu ve hizmet beklediğimizden çok çok iyiydi. Bozhüyük'te akçaabat köftesi mi olur demeyin, yolunuz düşerse uğrayın bence...

Ve yolculuğumuz boyunca Eylül'ü oyalayan Şirinlere teşekkürlerimi sunarak yazımı bitiriyorum...
Nice keyifli bayramlar diliyorum...


27 Ağustos 2012 Pazartesi

Bayram...Yollar..Yollar...

Fotoğrafı bol bir yazı ile döndüm...Bayramı akraba ziyareti ve yaz bitecek telaşıyla yapılan gezilerle geçirdik. Adı tatildi ama pek dinlenebildiğimiz söylenemez...
İstikamet Balıkesir Gönen'di. Her zaman ki gibi yolun Bozhüyük sonrasındaki kısmından zevk alarak, bol mola vererek (ki çoğunun nedeni Eylülün asılsız ihtiyaç molaları oluşturuyor ;)) vardık memlekete..
 
Kütahya'dan sonra az biraz da olsa ağaçlık giriyor manzaraya..Peki benim dikkatimi ne çekiyor? Tabii ki Kütahya/Güral Porselen satış mağazaları :)Ama alınanları gezdirmenin manası yok deyip, dönüşe bırakıyorum alışverişi..

Lülü'nün yol halleri. Aklında kaldığı kadarıyla kendisi okuyor (!) kitabını :)

İnegöl yolunu seviyorum, hem yol zevkli hem de çok şirin mola yerleri var...

Tabi uzun kuyruklar bu şirinliğe dahil değil..

Ve yolculuğun marşı: Acısa da öldürmez...Eylül'ün ezberlediği ilk şarkı, vaz geçilmezi :) Allahtan biz de bıkmadan dinliyoruz Sıla'yı, yeğenim gibi İsmail YK şarkısı ezberlese napardık ;))

İnegöl'de köfte molası...Memnun kaldık mı? Resim anlatıyor :)

Bandırma'da Kipa çıkarması; oyuncak indiriminden Eylül'e daha önce beğenmiş olduğumuz ama pahalı diye vaz geçtiğimiz Caillou oyuncağı aldık..Kipa'nın çocuk kıyafetlerini her zaman beğenirim ve sezon sonu indirimlerini kaçırmam.Gelecek sene için bir kaç tişört aldım, uğramayan varsa tavsiye ederim..

Ve Gönen..
Yolun sonunda Kaplıca Otelleri. Bu sene bir ilke imza atıp kaplıcaya da gittik eşimle...Suyun içinde olmak çok dinlendirici ama sonrasında dayak yemiş gibi oluyor insan..

Yegane uğrak yerimiz Gönen Parkı...

Acayip pozları ile Lülü. Önceden makineye gülümseyen çocuk artık poz ver deyice hemen elini beline koyup yamuluyor. Nerden kaptıysa bu huyu!


Bayram bitince istikamet Manyas...

Çeltik tarlalarını aşarak vardık Manyas Kuş Cenneti'ne.




Oldukça güzel düzenlenmiş Milli Park alanı. Öncesinde müzede kuş türlerini detaylı olarak inceleyebiliyorsunuz. Sonra da dürbünlerinizi alıp gözetleme kulelerine geçiyorsunuz.



 
Kuleden manzaralar..

Dürbünden manzaralar :)
 


Bir sonraki durak Erdek..
 
İlk gidişim Erdek'e, oldukça sakin bir yer, dinlenmek için ideal ama denizi kirli...O yüzden deniz planlarını iptal ettik..

Ve Edincik üzerinden Gönen'e dönüş. Yolun manzarası çok güzel..


Eylül ve halası köfte yapıyorlar. Fena da yapmıyordu kuzum ama tabureden düştüğü için sonu pek iyi olmadı :(
 
Ve dönüş yolu. Tesis konusunda biraz tutucuyuz galiba, genelde aynı noktalarda mola veririz. Hatta aynı noktada Eylül'ün fotoğrafını çeker yan yana sıralarım:) Burası da eklendi mola yerlerimize. Eylül çok sevdi, her köşede birer oyuncak, salıncak koşturdu durdu :)




 
 Kütahya'daki mola yerimiz yorulan bacaklara iyi geldi, dönüş hediyeleri de fabrika satış mağazasından seçildi...

 Bu kediciğin de karnını doyurduk ve uykusuna kaldığı yerden devam etti :)

 
 Yolculuğumuzun son saatleri pek hoş değildi. Yol çalışması nedeniyle, mecburen saptığımız, nereye gittiğini bile bilmediğimiz, bol virajlı ve kalabalık bir katır(!) yolundan geçtik...Akşehir yolundan bu sene dördüncü geçişimiz ve denediğimiz her güzergah bizi bin pişman ediyor. İki senedir bir düzgün yol yapamadılar...

 Kapanış karamsar olmasın...Dünden kareler, ağırladığımız misafirlerimiz..


 
Bu bayram da geldi geliyor derken bitti..Göz açıp kapayıncaya kadar da Kurban Bayramı gelir. Çocukluğumdan beri keşke iki bayram birbirine bu kadar yakın olmasa da, altı ayda bir bayram yapsak demişimdir ;))