Sayfalar

21 Mart 2012 Çarşamba

Ziyan



Neredeyse bir haftadır sürünüyor elimde kitap..Umduğumun aksine kitabın ilk kısımları zor ilerledi. Adapte olamadım bir türlü kitaba. Bir de yazıları ufacık geldi bu kitabın, beni bu ilkokul çocuğu bahanesine iten sanırım Martı Yayınları'nın ciltli kitapları!!Öyle büyük puntolarla yazıyorlar ki insan normal bir kitaba geçtiğinde bocalıyor..
Ziyan, okuduğum diğer Hakan Günday kitaplarından farklı (bu iyi bir durum benim için çünkü Kinyas ve Kayra'dan sonra Az ve Zargana biraz tekrar gibi gelmişti.) İşin içinde askerlik oluşu benim için konuyu çok cazip kılmasa da kitap ilerledikçe ilginç bir hal almaya başladı. Ve bu kitap benim favorim olan Az'ın bir adım ötesine geçti diyebilirim..
Pek çok kitabı okumakla yetinirken, Ziyan alıntı yaptıranlar arasında yerini aldı.
Spoiler korkusu olmadan okuyabilirsiniz, çünkü yazacaklarımdan kitabın seyrine dair hiç bir kırıntı yakalayamazsınız merak etmeyin:)



Bir gaziye, bedeninin yarısını vatan uğruna rehin bırakmış birine söylenebilecek hiçbirşey yoktu. Kahramanlık kelimesinin sözlük karşılığı can bulup yanımızda durmuşken kendimizi o kadar aciz ve güçsüz hissetmiştik ki!! Ne yapacağımızı bilememiştik. Her ne kadar onlar yaralandıkları anı çok gerilerde bırakmış gibi görünseler de bizim için hala savaşmakta olan üstün varlıklardı. Belki de insanların çekingen bakışlarına alışkın oldukları için ilk lafı onlar atmışlardı: "Şafak kaç ?" Söylemeye utanmıştık. Askerlik hizmetlerinde gazi olmuş insanlara, askerlik hizmetimizin her gününü saydığımızı söylemeye utanmıştık.
Daha önce de söylemiştim. Analitik zekayla aramda çelik duvarlar vardı. Ve amaç için bütün araçların kurban edilebileceğini vaaz eden Macchiavelli'den nefret ediyordum!Ben bi romantiktim. Ve Descartes'in, insan tanımayan soğuk mantığından iğreniyorum! Ben bir romantiktim. Ve Rousseau'nun Kuvvetler Birliği ilkesini alıp İsviçre'nin kalbine saplamak istiyordum. Ben romantizmin kendisiydim. Ve Gazi Mustafa Kemal'in göz yumduğu her çirkinliği, bir daha görmemek için gömmek istiyordum.   
Tabii ki bir günde olmadı bunlar. Bir günde terk etmedim Kahramanımı. Bir günde kırılmadı hayallerim. Bir günde vazgeçmedim, Mustafa Kemal'den. Bir günde karar vermedim peşini bırakmaya. Ben bir romantiktim Asker. Bir saniyede karar verdim onu öldürmeye! Bir saniyenin içinde!!!
Önümde sekiz yıl vardı. Devrilince sonsuzlukmuş gibi duran sekiz koca yıl. Sonsuzluk simgesinin anlamını çözeceğim kadar uzun. ∞ 'un anlamını. Soldakinin sonsuz hayat dairesini, sağdakininse sonsuz ölüm dairesi olduğunu kanıtlayacak kadar...
Belki de bir bedende iki ruh taşıyorum. Ama ben ruhlara inanmam. Ruh, bir insan icadıdır. Bedeni yaralandığı gün, varlığının bir parçası olan ancak asla zarar görmeyen bir şey hayal etmiş, adını da Ruh koymuştur. "Bedenimi parçalayabilir ama ruhuma dokunamazsınız" demenin keyfini yaşamak için kendisine hayali bir sığınak inşa etmiştir.

Önerebileceğim bir kitap...

2 yorum:

kitap eylemcisi dedi ki...

Ziyan süperdi , yaaa:)

flzpink dedi ki...

Kesinlikle :))