Sayfalar

12 Temmuz 2012 Perşembe

Çekiliş Sonucu

Kitap çekilişinin sonucu belli oldu..
Dün iş dönüşü katılımcı isimlerini (166 çekiliş hakkı oldu) küçük kağıtlar halinde bir torbaya koydum ve tombala usulü Eylül'e çektirdim..





Kazanan Nilsuli'nin Dünyası oldu :)
Tebrik ediyorum kendisini, iletişim bilgilerini alıp hemen göndereceğim kitapları...

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Türk Filmleri ve Hangi Kitabı Oku(yamı)yorum...

Bloğumda bu aralar okuduğum kitaplar yerine kolaya kaçıp gezdiğim yerleri paylaşıyorum malum. 
Kitap demişken, son haftalarda elimde sürünen kitap Lütfen Anneme İyi Bak..



Aslında hevesle başladım ama işlerden sıra gelmedi. Tatilde de "amaan kendileri bulsunlar annelerini" deyip farklı kitapları okumaya yeltendim ama pek muvaffak olamadım :)
Bekliyor yanı başımda, bulacağım mutlaka annelerini...
Hazır blog gevşemişken bu aralar izlediğim Türk Filmlerini de yazayım bari..

Celal Tan ve Ailesi'nin Aşırı Acıklı Hikayesi




Filmi ilk duyduğumda önce ismini sevdim, Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi 'ne benziyor :) Sonra yönetmenin Onur Ünlü olduğunu gördüm ve izlemeliyim dedim..
Bir ara evde izlemeye başlamıştık ama ilk sahnelerden pek çocukla izlenebilecek bir film olmadığına karar verdik.
Sevdim ben bu aşırı acıklı (!) hikayeyi :) Her bir karakter ince ince tasvir edilmiş bence.
Bir L&M sever olarak da Onur Ünlü başta olmak üzere bir çok tanıdık sima ile karşılaştım :)

 Ak sakalı olmasa da dedemiz,

Çay mevzusuna hiç girilmese de Erdal Bakkal,

Ve baa'sından olmasa da dayısından torpilli Arda da buradaydı :)


Filmin en başarılı oyuncusu Ezgi Mola'ydı bence. 

Ezgi Mola,  geçenlerde izlediğim Dedemin İnsanları'nda da vardı..




Biraz gecikmeli olarak izledim bu filmi de. Etkileyici bir film olmuş, özellikle muhacirlerin kendilerinden çok şeyler bulacağını düşündüm (eşime de duyurdum, onlar da Bulgaristan göçmeni..)

Eveet Dedemin İnsanları'nda ki Mert Fırat'la da Başka Dilde Aşk'a geçiş yapayım..





Belki de üç film arasında en çok beğendiğim bu film oldu...
Bir genç kızın sağır bir gençle aşkı anlatılmış, ortaya çıkan pürüzler, çevreden gelen tepkilere direnen bir aşk. Onur'un günlük yaşama adaptasyonu, evinde kullandığı yöntemler çok ilginçti. İlginç geliyor çünkü, duyamayan birisinin sabah nasıl uyandığını, çalan kapıdan nasıl haberdar olduğunu hiç merak etmiyoruz. Mert Fırat da çok güzel yansıtmış karakteri bence..
İzlemeyeniniz varsa tavsiye ederim. 

(Resimler internetten alındığı için büyüklü küçüklü oldu..:( )

drwilldone'dan kitap çekilişi

Kitaplar...Üstelik bayandan, doktordan temiz :)
http://drwilldone.blogspot.com/2012/07/yeni-kitap-cekilisim-baslad.html


Şip Şak Isparta


Eşimin bisikletini 2-3 ay önce yenilemiştik, dağ taş geziyordu. Dün internette çok güzel bir bisiklet görmüş,  aldığımızdan çok daha güzelmiş, telefonda onu methediyordu bana; vites takımı tam istediği gibiymiş, göbeğiymiş dişlisiymiş, üstelik Isparta'daymış derken mesai sonrası kendimizi yollarda bulduk..


 Eylül henüz yolculuğu özlememiş, izin dönüşünden beri mızmızlık da devam ediyor, ara ara şarkı söyleyerek, masal anlatarak arada da tehditlerle geçirdik yolu...

 Eylül'ün abur cubur torbasını da silkeledik tabi azcık :)

 Isparta yolu sevdiğimiz güzergahlardan..Genelde yolculuğun son kısımlarında geçerdik Eğirdir'den ve yolun çok tadına varamazdık. Bu kez çok daha güzel göründü yol, kenarlarda hep meyve tezgahları vardı...Yakında yol kenarlarına elma yığınları yapmaya başlarlar :))




 Eğirdir'de dağlar yüzünden güneş erkenden kayboluyor, o yüzden çabuk serinledi hava..Kısa bir moladan sonra devam ettik..


 Eğirdir Gölü, Beyşehir Gölü'nden daha küçük ama bize her zaman daha güzel geliyor. Artık komşunun tavuğu durumumu yoksa gölü yukarıdan görebilmek mi bilmiyorum nedeni :) Gölün kenarı daha güzel düzenlenmiş, hafiften bir kordon havası verilmiş..Beyşehir Gölü aynı zamanda Milli Park olduğu için çok müdahele edilemiyor tabii..Bir ara gelip detaylı gezme kararı aldık Eğirdir'i..


 Bu da çakma Rosense :)) Yazı tipi, logosu, fon ve renkler çok tanıdık...Şöyle gül kokan bir sabun ve krem  alsam dedim ama oyalanmamak için Isparta'ya bıraktım alışverişi..

 Komando eğitim alanını görmek içimi sızlattı...Burada zor şartlarda cesurca savaş öğretiliyor ama gittikleri yerde hain pusularla karşılaşıyor, tepsi içinde sunulurmuş gibi yerleştirilen karakollarda nöbet tutuyorlar...


 Uzun süredir Isparta merkeze girmemiştim. hatırladığımdan daha yeşil göründü gözümüze..Hatta tayin mi istesek buraya diye göz kırptık birbirimize...

Ama ilerledikçe medeniyet seviyesi azaldı...Bisiklet sahibi bize "Telviye Hanım" usulü yol tarif edip, şehrin diğer ucuna kadar gitmemizi sağladı. Daha sonra da önümüze düşüp evinin önüne kadar götürdü ki dönüşte kolayca kaybolabilelim :) Neyse efendim bisiklet beğenildi, parası ödendi, sıra arabanın arkasına bisikletin takılmasına geldi ki adam evine girip kapatmış kapıyı!!!!Biz bir ara Eylül'le karşıdaki parka gidip geldik, yarım saate yakın evin önünde uğraştık, adam camdan bile bakmadı. Yatılı kalırız diye mi korktu nedir!!! Sanırım sabaha kadar hevesle parasını saydı, Eşim her zamanki gibi çok sakindi ama ben çok sinirlendim adama, adam dediğime bakmayın bildiğin konuşabilen odun çıktı!!!
Kedi içgüdülerimizle yolumuzu bulup Isparta'dan ayrıldık. Kızdık ya adama şehre de yüz vermedik :) "Eğirdir daha güzel hıhh!!" deyip düştük yola :)


 Eylül'le parkta bulduğumuz boncuklar ve çam iğneleriyle yaptığımız kolyemiz :)

 Bisikletimiz sırtımızda, geldik Eğirdir'e. Yemek molasından ve Eylül'e her zaman ki gibi yapılan çakma yoğurt çorbasından sonra kızımın elinden tuttum ve hedefimiz karşı kaldırımdaki dükkanlar dedim :)

Rosense'i es geçtim çünkü internette gördüklerimden farklı bir ürün yoktu. Bu arada parfüm, roll-on, gül suyu vs. bir çok ürününü beğenerek kullanıyorum Rosense'nin.Diğer satış yerinden bir kaç bir şey alıp hemen yola koyulduk..
Yıllardır bildiğim Gülçiçek markasıydı aldığım ürünler ama koku yıllardır bildiğim koku değil maalesef..(Ah ahh nerde çocukluğumuzun gül kremleri :))Arabada karanlık dinlemeden el yordamıyla denedim hepsini :) Kokular daha hafif ve kalıcı değil. Ama hepsi bir araya gelince odayı sabaha kadar çok hoş bir kokuyla kaplayabilmişler :)

 İşin ilginci ürünler çok ucuz..Pek güvenilir gelmedi haliyle, artık kremi ayağıma boca eder, sepetten çıkan şampuanla da Eylül'ün oyuncaklarını yıkarız :)

Sabunu kullanmak istiyorum ama bakalım nasıl bir şey...


Eve gece dönebildiğimiz için çekiliş işi bu güne kaldı. Söz verdiğim günde gerçekleştiremedim, kusuruma bakmayın lütfen. Listem hazır ama çekilişi Eylül'e yaptıracağım için akşama kaldı. Bu akşam ya da en geç yarın sabaha açıklarım kazananı..

10 Temmuz 2012 Salı

Döndüm...

Tatili bitirip sağ salim evimize döndük...
Bolca dinlendik, az biraz renk değiştirdik ve de nöbetçi sivrisinekler sayesinde de fazladan gözenek sahibi olduk :)
Bol çocuklu bir oteldi o yüzden Eylül de memnun kaldı, dönüşte epey mızmızlandı tabii..
Bol bol çektiğimiz fotoğrafların bir kısmını ekleyip kaçıyorum...


 Plajın en sakın kısmıydı burası, uzun bir sahil olduğu için tıkış tıkış değildi, insanlarla sırt sırta gelmedik denizde :)

 Çocuk parkı en sık gittiğimiz köşe oldu..




 Hayat kurtaran yemeğimiz pembe puding :)





 Dalgalar gıdıklıyormuş küçük hanımı, o yüzden hep havuzu tercih etti..

 Mini Clup sayesinde de sahne tozu yuttu ;)


Eve dönmeye ikna edebilmek için aldığımız kuzu ve sülalesi..Kurbana kadar semirtmeyi planlıyorum kendisini :)

Ve temmuz ayının 6'sı itibariyle bloğum bir yaşına girdi :)


Bu gece kitap çekilişini sonlandırıyorum, yarın kazananı açıklayacağım inşallah....