Sayfalar

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Bayram...Yollar..Yollar...

Fotoğrafı bol bir yazı ile döndüm...Bayramı akraba ziyareti ve yaz bitecek telaşıyla yapılan gezilerle geçirdik. Adı tatildi ama pek dinlenebildiğimiz söylenemez...
İstikamet Balıkesir Gönen'di. Her zaman ki gibi yolun Bozhüyük sonrasındaki kısmından zevk alarak, bol mola vererek (ki çoğunun nedeni Eylülün asılsız ihtiyaç molaları oluşturuyor ;)) vardık memlekete..
 
Kütahya'dan sonra az biraz da olsa ağaçlık giriyor manzaraya..Peki benim dikkatimi ne çekiyor? Tabii ki Kütahya/Güral Porselen satış mağazaları :)Ama alınanları gezdirmenin manası yok deyip, dönüşe bırakıyorum alışverişi..

Lülü'nün yol halleri. Aklında kaldığı kadarıyla kendisi okuyor (!) kitabını :)

İnegöl yolunu seviyorum, hem yol zevkli hem de çok şirin mola yerleri var...

Tabi uzun kuyruklar bu şirinliğe dahil değil..

Ve yolculuğun marşı: Acısa da öldürmez...Eylül'ün ezberlediği ilk şarkı, vaz geçilmezi :) Allahtan biz de bıkmadan dinliyoruz Sıla'yı, yeğenim gibi İsmail YK şarkısı ezberlese napardık ;))

İnegöl'de köfte molası...Memnun kaldık mı? Resim anlatıyor :)

Bandırma'da Kipa çıkarması; oyuncak indiriminden Eylül'e daha önce beğenmiş olduğumuz ama pahalı diye vaz geçtiğimiz Caillou oyuncağı aldık..Kipa'nın çocuk kıyafetlerini her zaman beğenirim ve sezon sonu indirimlerini kaçırmam.Gelecek sene için bir kaç tişört aldım, uğramayan varsa tavsiye ederim..

Ve Gönen..
Yolun sonunda Kaplıca Otelleri. Bu sene bir ilke imza atıp kaplıcaya da gittik eşimle...Suyun içinde olmak çok dinlendirici ama sonrasında dayak yemiş gibi oluyor insan..

Yegane uğrak yerimiz Gönen Parkı...

Acayip pozları ile Lülü. Önceden makineye gülümseyen çocuk artık poz ver deyice hemen elini beline koyup yamuluyor. Nerden kaptıysa bu huyu!


Bayram bitince istikamet Manyas...

Çeltik tarlalarını aşarak vardık Manyas Kuş Cenneti'ne.




Oldukça güzel düzenlenmiş Milli Park alanı. Öncesinde müzede kuş türlerini detaylı olarak inceleyebiliyorsunuz. Sonra da dürbünlerinizi alıp gözetleme kulelerine geçiyorsunuz.



 
Kuleden manzaralar..

Dürbünden manzaralar :)
 


Bir sonraki durak Erdek..
 
İlk gidişim Erdek'e, oldukça sakin bir yer, dinlenmek için ideal ama denizi kirli...O yüzden deniz planlarını iptal ettik..

Ve Edincik üzerinden Gönen'e dönüş. Yolun manzarası çok güzel..


Eylül ve halası köfte yapıyorlar. Fena da yapmıyordu kuzum ama tabureden düştüğü için sonu pek iyi olmadı :(
 
Ve dönüş yolu. Tesis konusunda biraz tutucuyuz galiba, genelde aynı noktalarda mola veririz. Hatta aynı noktada Eylül'ün fotoğrafını çeker yan yana sıralarım:) Burası da eklendi mola yerlerimize. Eylül çok sevdi, her köşede birer oyuncak, salıncak koşturdu durdu :)




 
 Kütahya'daki mola yerimiz yorulan bacaklara iyi geldi, dönüş hediyeleri de fabrika satış mağazasından seçildi...

 Bu kediciğin de karnını doyurduk ve uykusuna kaldığı yerden devam etti :)

 
 Yolculuğumuzun son saatleri pek hoş değildi. Yol çalışması nedeniyle, mecburen saptığımız, nereye gittiğini bile bilmediğimiz, bol virajlı ve kalabalık bir katır(!) yolundan geçtik...Akşehir yolundan bu sene dördüncü geçişimiz ve denediğimiz her güzergah bizi bin pişman ediyor. İki senedir bir düzgün yol yapamadılar...

 Kapanış karamsar olmasın...Dünden kareler, ağırladığımız misafirlerimiz..


 
Bu bayram da geldi geliyor derken bitti..Göz açıp kapayıncaya kadar da Kurban Bayramı gelir. Çocukluğumdan beri keşke iki bayram birbirine bu kadar yakın olmasa da, altı ayda bir bayram yapsak demişimdir ;))





 

Çekilişle Yedinci Gün..

Kültürelf çekilişle İhsan Oktay Anar'ın son kitabını hediye ediyor..


Bir blog iki çekiliş...

Bloğun  devam eden iki kitap çekilişi var...
İlk çekilişte kendi kitabını,

İkinci çekilişte de üç popüler kitabı hediye diyor...



17 Ağustos 2012 Cuma

Bayram

Dört gün yeter mi, bir gün izin mi eklesek, iznim de az kaldı derken üç gün izinle haftayı kapattık...
Bayram adresimiz Gönen...
Yolculuk konusundaki (nedensiz) isteksizliğim devam etmekte..
Akşama valiz hazırlığı dahil epey iş bekliyor beni..
İş çıkışı kuaföre de gitmeli, saçımı başımı bayramlık kıvama getirmeliyim...
Markete uğrayıp yolculuk için ıvır zıvır almalıyım, geçen sene yemek yiyecek doğru dürüst bir yer bulamamamızdan yola çıkarak börek-çörek, Eylül'e yoğurt-süt  vs bir şeyler hazırlamalıyım...
Bayram süresince buralara uğramam pek mümkün görünmüyor.
Şimdiden mutlu bayramlar dilerim...



Çikolatayı abartmayın :)



Kolonya alacaksanız da Rebul Mandarine şiddetle tavsiyem ;)
Yolculuk kitabım; Ölü Erkek Kuşlar...
Yolculuk şarkımız; 39850684 kere Sıla-Acısa da öldürmez (Lülü'nün favorisi)
Yolculuk kuralımız; "Haritada kısa görünen mesafeler, gerçekte kısa değildir. Bu kez söz dinle bildiğin yoldan git, maceraya gerek yok.."
Sağlıcakla...........

16 Ağustos 2012 Perşembe

Günlerim...

Günlerim düşük bir tempoyla geçiyor. Sabahları serviste istisnasız uyuyor, odacının gelmesini beklerken üşüyor, eve gidince gönülsüz gönülsüz yemek hazırlıyor, yemek sonrası masaya sağ tıklayıp "temizle"mek ve Eylül'le oynayabilmek için daha çok enerjiye sahip olmak istiyor, perde yıkamaktan hala nefret ediyor, bayram sürecini minimum yorgunlukla atlatmayı umuyorum.... 
Karamsar mı oldu? Aslına o kadar değil de iş güç derken Ramazan'dan da beklediğim tadı alamıyorum. Hükümet bu işe el atsa, bize Ramazan izni verse ya :)
Bu günlerde çektiğim bir iki fotoğrafla bitireyim en iyisi...

 Geçen hafta gittiğim köyün meydanı, gölgesi koyu bir ağaç ve orjinal bir bank..Bahçemizde böyle bir ağaç olsa, altını kare bir sedirle çevirsek, çayımızı-kitabımızı alsak, yayılsak gölgeye.....

 Çiçek tarlaları..


 Arabada can sıkıntısı...

 Mutfaktan döndüğümde beni bekleyen (ya da beklemeye dayanamayan) manzara. Kucaklanıp bol bol koklanır..

Bana ait olmasa da son dönemdeki ruh halime çok uyan bir fotoğraf..

Bayramı da geçirip, zıpkın gibi-fişşek gibi dönmek istiyorum..

7 Ağustos 2012 Salı

Kış Hazırlıkları - 1

Kış hazırlıkları başlasınn...:)
Evet aslında erken, Ağustos sonu ve hatta Eylül'e bırakırdım her sene..
Ama bu sefer mecburen erken başladım. Bahçedeki fasülyeler hızla büyüdüler ama bir yandan da yaprak biti istilasına uğradılar. O yüzden haftada bir kere yemek yapıp kalanını dondurucuya kaldırdım. Sezonu erken kapadık yani :(

 Fasülyeleri rengi değişecek kadar kaynar suda beklettim.

 Soğuk suya daldırıp soğuttum, süzdüm ve paketledim.

Daha önce çiğ olarak dondurmayı da denedim ama bu haliyle daha lezzetli olduğunu fark ettim..

Vişne zamanı malum, bekle desen beklemez. Ama Ramazan mahmurluğundan pazara çıkamadım ve burada yetişen güzelim vişneleri kaçırdım. Hafta sonu Konya'da pazarda vardı epeyce ama değil Beyşehir'e kadar dayanmak, annemlere gidinceye kadar bile şurup olurdu. Almadım tabii.
Amaa eve geldiğimde komşumun Isparta'daki bahçesinden getirdiği bir koli küçük kırmızı erik beni bekliyordu :) Vişne olmazsa erik olur dedim ve ilk parti kompostomu yapıp kavanozladım. İkinci parti akşama.


Erikleri az şeker ve bir kaç tane karanfille kabukları ayrılıncaya kadar kaynattım. Kabuklarını alıp, kaynar kaynar kavanozlara doldurup, sıkıca kapattım ve ters çevirdim. Kavanozları fotoğraflamayı unutmuşum ama sabah baktığımda hepsi tutmuştu.

Yine mevsimi gereği yapılan işlem de mısır haşlamak :) Mısıra tek kelime ile bayılırım, Eylül de benim gibi seviyor. Hal böyle olunca, pazardan 30-40 tane süt şeker mısır alınır, haşlanır, ayıklanır ve dondurucuya atılır..Geçen sene ben gidemeyince annem sağ olsun pazardan alıp bana ayıklanmış ve dondurulmuş olarak göndermişti :) Bu sene iş başa düştü...Mısırların 1/3 ü akşam halledildi, bugün devam edilecek.. Mısırı koçanından ayırma işi pek görülesi değildi, üstüm başım mısır olmuştu, o yüzden fotoğrafı yok :)
(Beyşehir'de istediğim gibi mısır bulamıyorum, yemlik mısırı şeker mısır diye satıyorlar..)

Ve köy biberi...Cins adını bilmiyorum ama burada bu isimle satılıyor, gevrek ve lezzetli, ince kabuklu bir biber. Aslında bahçede de epey biber var ama bolca yediğimiz için ancak yetiyor, pazardan aldım ben de :) Biberler de ayıklanıp doğranacak ve dondurucuya kaldırılacak. Geçen senelerde az yağla pişirip de kaldırıyordum ama bu sene çiğ koyacağım. Onlar da ayıklandı, bu akşam doğranacaklar..

Aslında biberler çok büyük değil ama fotoğrafta pek bir haşmetli çıkmışlar..
Biberi dondurucudan çıkarınca az yağda ve ağzı kapalı olarak kızartıyorum, üzerine domates veya yoğurtlu sarımsaklı sos yapıyorum. Bir de kayınvalidem usulü lor peynirli biber yapıyorum, değişik bir kahvaltı alternatifi oluyor... 

Ramazan sonrasına da domates konservesi ile acı sos yapmak, patlıcan-biber közlemek, bamya ayıklamak kaldı...