Sayfalar

1 Ekim 2013 Salı

Eylüle Veda

Yazın bitmesini kabullenememe ile Eylülün hoş, melankolik bir ay olduğu düşüncesi arasında gide gele sonbaharın ilk ayını bitirdik...

Çayı-kahvesi bol,
 

 Dalından yenen meyvesi bol,


 Pikniği seyrek ;)

 
 Kitap okuma hızı düşük,

 İnciği boncuğu bereketli,

Çiçekten tohuma dönen bir Eylül'ü geride bıraktık...
 
Üzgün müyüz?
Asla...
Bizim evde 12 ay Eylül yaşanır :)




25 Eylül 2013 Çarşamba

Son Bir Piknik Yapmadan Yaz Bitmesiinnn...

Son bir ay piknik ve geziler açısından kesat geçti :(
Üç haftasonu üst üste ve farklı nedenlerle Konya'ya taşındık, son haftasonunda da hastalıktan kırıldık ve biz son pikniğimizi yapamadan yaz bitti bitiyor.
Dün iş çıkışı az da olsa ısıtan güneşten faydalanabilmek için göl kenarına indik, hoş gölün rüzgarından güneşi hissedemedik ama minik bir piknik yapmaktan geri durmadık. Beyler (erkek kardeşim de bir süre misafirimiz) oltalarını hazırladılar, biz de Eylül'le yem bahanesiyle alınan mısırı yedik :)
 


Gölün suyu çok çekildi, normalde bu taşlar suyun içinde olurdu...




 Parkta sonbahar sakinliği hakim...

Güneş batıncaya kadar uzun kollu bir kıyafetle rüzgara karşı koyulabiliyor ama güneş kaybolunca hava çok soğuyor...
 
Önümüzdeki günlerde de piknik için fırsat bulamazsak artık son şansımız Antalya olacak :)

23 Eylül 2013 Pazartesi

D&R Hediye Çeki Kampanyası




İndirim Kodlarım takipçilerine özel, ücretsiz indirim çekleri, kupon kodları ve hediye çekleri dağıtmaya devam ediyor! İsteyen her blogerin katılabileceği bu çekilişin sonunda 1.ye 200 TL, 2.ye 100 TL, 3.ye ise 50 TL D&R Hediye Çeki verilecektir. Çekiliş sayfasına girmek için TIKLAYIN 

Ev Yapımı Öksürük Şurubu

Haftasonu ev revir gibiydi. Ben faranjit, eşim sinüzit, Eylül nezle ile mücadeledeydik...
Eylül okulun ilk haftasında eve farklı floradan mikroplarla döndü, beklenen bir durumdu zaten. Misafirlerimizi ağırladık, gönüllerini hoş tuttuk, antibiyotikle ürkütme gereği duymadık.
 
Benim faranjit ise yere seren cinstendi ama hafifledi çok şükür.
Asıl bahsetmek istediğim şey ise evde öksürük için hazırladığım karışım. Geçen sene üst komşum (ki tecrübeli bir hemşiredir kendisi) önermişti, denemiş ve çok faydasını görmüştüm. Bu sefer doktordan özellikle öksürük şurubu istemedim, daha etkili olan pekmezi deneyecektim.



Karışıma gelirsek;
1 çorba kaşığı pekmez
1/3 çay kaşığı toz zencefil
1/3 çay kaşığı karabiber (taze çekilmişi daha iyi olur)
1 çay kaşığı nane (bu acı tadı maskelemek için, miktarı değiştirilebilir)
 
Bu karşımı içip üzerine de bir yudum su içtim, üç gün tekrarladım. Hani öksürüğün ilk safhalarında göğsünüz yanar ya, o aşamayı kolaylaştırıp öksürüğü yumuşatıyor. Her kullanımda taze hazırlamak daha mantıklı.
 
Özellikle faranjit için önerilen bir diğer karışım da pekmez+tereyağ (veya zeytinyağı). Uyku öncesi ılık haldeki karışımdan bir kaşık içince gece rahatsız eden kuru öksürüğü nispeten azaltıyor, bu karışımı da denedim, işe yarıyor gibi. Yalnız üzerine su içilmeyecek...
 
Sonbahara dair renkli fotoğraflar ve kitap yorumları ile dönebilmek umuduyla,
Sağlıklı bir hafta dilerim...
 
*Görsel alıntıdır.

11 Eylül 2013 Çarşamba

Bugünlerde

Bu sonbahar denilen mevsim epeyce hızlıymış, unutmuşum...
Eylül ayı (adaşı Eylül) ismiyle müsemma bir enerjiye sahipmiş meğer...

Çiçeğimin üç günlük seyri, bizim hızımıza o da kapıldı...
 
Bu koşturmaca içinde en önemlisi 'okullu' olduk, evet yeni yine yeniden ;)
Geçen seneki 2 haftalık anaokulu denememiz pek iyi sonuçlanmamıştı, bu sene okul değişimi yaptık, umutluyuz...Bu hafta alıştırma turundayız, bir de veli oryantasyonları var tabi.
 
Son iki haftada misafirler ağırladık, misafir olduk, komşumla kızları kapıp bir günlük kaçamak yaptık, Şirinler izledik, Kule'den Konya'yı seyrettik...
 

 Profesyonel fotoğraflar işi eşimindi...


 D&R ganimetleri...Aslında kendim için de birkaç kitap seçmiştim ama evde okunmayı bekleyen kuleyi düşünüp ellerim titreyerek geri koydum kitapları. Güzel indirim vardı aslında, Kitap Hırsızı , hatta Vedat Türkali kitapları bile 9,90'lık kitaplar içindeydi...


 Eylül'ün kamerasından;)



 Vee nostaljik çekirdek :)
Çocukluğumda en büyük zevkimdi şekiller vererek, ellerim yapış yapış oluncaya dek yaş çekirdek yemekti. Dün pazarda bulunca sevinerek aldım, beklediğim tadı/doluluğu bulamasam da Eylül'ün park sefası bitinceye kadar itinayla yedim...


 Gün batımını da izleyip/resimleyip evimizin yolunu tuttuk.

 "Ee dışarda bu kadar gezersek akşam yemeğine de mecburen makarna yeriz" in somutlaştırılmış hali :)

 
Son kare de telefonuma el koyan Eylül'den...

Haa günün en güzel haberini unutuyordum;
Ben dün üçüncü kez hala oldum :)))
Abisi ile aynı gün doğan bir miniğimiz var, Allah sağlıklı bir ömür versin inşallah. Şimdi işin en zor kısmı haftasonuna kadar beklemek...


3 Eylül 2013 Salı

Alışveriş (1. Kısım)

Onbeş gündür yolunu gözlediğim siparişlerimin bir kısmı Çin'den geldi :)
 
Aslında taa Çin'den incik boncuk almak hiç aklımda yoktu.
Daha önce Lidyana'dan falan alıyordum birşeyler, ama istediğim orjinal/tasarım ürünleri bulamıyordum veya bulunanlar da çok pahalı oluyordu. Uyduruk bir yüzüğün adı tasarım olunca fiyatı da 40-50 liraya çıkıyor!!
Bloglarda gezinirken yabancı bir siteye denk geldim, çok hoş ürünler vardı ama fiyatlandırma pound üzerinden olunca pek bir avantajı kalmadı.
Eşime anlatınca onun daha önce elektronik alışverişi yaptığı sitede de ilginç takılar olduğundan bahsetti. Ve ben http://www.buyincoins.com/ 'te kendimi kaybettim :) 
 
Siparişler ortalama iki haftada geliyor ve ilk kısmı dün geldi.
 
 Kolyeler düşündüğümden daha büyük ama malzemesi kaliteli. Büyük baykuşu evde aksesuar olarak kullanmak istiyorum, robot da yeğenime gidecek :)

 Kitap ayraçlarından birisi, oldukça zarif. Keşke birkaç tane alsaydım dedim, hediye ederdim...

 Cicili bicili olduğu için aldığım saat...

 Küpelerin bir kısmı...En sevdiğim aksesuar küpe olduğundan siparişin büyük kısmı küpelerden oluşuyor :)

 Eylül'ün kalemi ve kalemliği. Aslında çanta da gelir diye ummuştum ama diğer kargoya kalmış. Umarım beklediğime değer çanta...


 Uzun zamandır ihtiyacım olan küpe standına da kavuştum. Gerçi yeterli gelmedi ikişer ikişer taktım ama yine de masamı toparladı.

Yüzüklerim...
Kedili olana bayıldım :) Baykuşlu olan da kolye ile takım. Malzemeleri umduğumdan çok daha iyi. Tek sorun yüzüklerin halkası oldukça küçük, ben risk almayıp sadece ayarlanabilenlerden seçmekle iyi yapmışım. Sağdakini çok beğenmiştim ama ayarlayıp takınca parmağımın ancak yarısını kaplıyor :(
Eylül'e kaldı artık...
 
Yüzükler minikken küpeler de düşündüğümden çok büyük!! Zannımca bu Çinlilerin elleri küçük ama kulakları büyük ;)
 
Ve akşam kahvesi...
 
Ben postu yazarken diğer kargo da geldi :)
Artık onlar da yarına kalsın.
 

27 Ağustos 2013 Salı

Evde (Kremadan) Tereyağı Yapımı

Bu aralar mutfak yazıları denk geliyor nedense? (Kitap okuyamadığımdan olabilir mi acaba:) )

Çocukluğumda evde kullandığımız tereyağı hep üzerinde parmak izleri olan yumurta formundaydı, tanım garip oldu di mi? Çiğ köftenin daha az sıkıştırılmış hali gibi yani :)
Annem hep krema alır ve onu yoğurarak tereyağı yapardı, kahvaltılık olan az tuzlanıp kaplara koyar, yemeklik olanı da bol tuz ekleyip tek kullanımlık küçük parçalara ayırırdı. O zaman dondurucumuz olmadığı için tereyağını muhafaza edebilmek için bolca tuzlaması gerekirdi. Şimdilerde tereyağını dondurduğumuz için az miktarda tuz yeterli oluyor.
Ben de evlendiğimden bu yana annemin yolundan gidiyorum... Dönem dönem büyük ambalajda krema bulamadığım zamanlar olsa da azmedim Konya'dan Kayseri'ye krema taşımışlığım vardır ;) Zaten evdeki tereyağına alışınca marketten aldığım hiçbir marka üründe istediğim tazeliği yakalayamadım...
Neyse kremayı bulabilenler için tereyağını ayırması son derece kolay.

 Tam Yağlı Kremanın yağ oranı en az % 45 olmalıdır, % 60 'lara kadar çıkabilir.

 Ben 'Ova' markalı olanı kullanıyorum, Metro Market'ten alıyorum...Farklı markalar da var orada.



Dolaptan çıkarılan krema yoğrulabilecek kıvama gelinceye kadar (yazın yaklaşık 2 saat) oda sıcaklığında bekletilir. Genişçe bir kapa alınıp su bırakmakaya başlayıncaya kadar yoğrulur. Ara ara biriken su alınarak yoğurmaya devam edilir. Sonrasında yağ dışındaki kuru maddeyi yıkayabilmek ve yağı biraz sertleştirmek için soğuk su eklenir, yoğrulup su alınır. Bu şekilde mat olan krema parlak bir hal alır. İçinde kalan su tamamen süzülüz. Son aşamada tereyağına isteğe göre tuz eklenip küçük kaplara doldurulur.
Tatlılarda/kurabiyelerde kullanılmak üzere bir kısmı tuzlanmadan ayrılabilir.

 5 kiloluk kremdan bu kadar tereyağı çıkıyor, tabi elle yoğrulduğu için tamamen susuz olmuyor. Zaten markette satılan tereyağının da maksimum % 90'ı yağ olduğu için sıkıntı yok :)
Kapları dondurucuda muhafaza ediyorum, altı ay gibi bir sürede tüketiyoruz ama daha uzun süre de bozulmadan dayanabilir.

Soldaki kahvaltı için ayırdığım krema, sağdaki ise dönüşümünü tamamlayan tereyağ :)
İmkanı olanlara denemelerini öneririm, son derece lezzetli bir tereyağı ortaya çıkıyor...


23 Ağustos 2013 Cuma

Kış Hazırlıkları; Domates Konservesi

Eveet hamarat hatun döndü, hem de öyle böyle değil, öğle arası konserve yapıp geldim :)
Tabi hepsini öğle arası yapmadım ;)


Çarşamba iş çıkışı bakıcı teyzemizin bahçesinden getirdiğim bir kova domatesle konserve yapmaya karar vermiştim, başlamışken tam olsun deyip bakıcımdaki bir kova domatesi de ekledim. Hızımı alamayıp bahçeden bizim bahçeden toplananları da ekleyince film koptu!!
Yaklaşık 25 kg domates oldu...Sağolsun komşum soyma işine yardım etti, ben de küp küp doğradım. 
(Domatesler rendelenerek de yapılabilir ama ben küp küp doğranmış domatesi daha çok seviyorum, daha nizami görünüyorlar :))
Tabi bu iş yazması kadar kısa sürmedi, koccaman tencereyi de ocağa koyamayacağım için pişirme işi bugüne sarktı. Üstüne bolca tuz döküp balkona çıkardım domatesleri.
Sabah bakıcımızdan domatesleri bir taşım kaynatmasını istedim, böylece öğleye kadar dayandılar. Öğle arası koşa koşa gidip balkonda domatesleri pişirdim. (Öğle arası eve koşabilmek de ilçede çalışmanın nimeti tabii;)) 




İçine bir yeterince tuz ve su bardağı da zeytinyağı ekledim, yağ hem daha lezzetli olmasını sağlıyor hem de yüzeyinde tabaka oluşturduğu için havayla temasını kesip konservenin ömrünü uzatıyor. Akşamdan hazırladığım kavanozlara kaynayan domatesleri doldurup (hiç boşluk kalmamasına dikkat ederek) kapağını kapattım ve ters çevirdim. Kapak da konservenin sıcağı ile sterilize oluyor ve daha iyi vakum oluşuyor. Tabi kapağın yeni olması şart.



Geçen senelerde domatesin bir kısmını menemen için biberli yapıyordum ama bu sene vaktim sınırlı olduğu için yapmadım. Bahçeden topladığım biberleri doğrayıp dondurucuya koymuştum ondan kullanırım artık.
Konserve yapımında kavanozlar kaynatılarak içindeki hava çıkarılır ama ben kaynar kaynar doldurduğum için (dolum sırasında da tencere kaynamaya devam ediyor) tekrar kaynatmıyorum, şimdiye kadar da bir sorun yaşamadım. Ters  çevirdiğim kavanozları bir gün bekletiyorum, kapağında hafif bir çökme oluyor bu vakum oluştuğunu gösteriyor. Sonra kavanozları serin bir yere kaldırıyorum.
Eğer kapakta çökme oluşmamışsa konserve tutmamıştır, hemen tüketilmeli ya da tekrar kaynatılıp doldurulmalı.

 Kalan domates akşama çorba olacak :)


Öğle aramı konserveye ayırınca öğle yemeği olarak payıma bunlar düştü...
(Gökten üç elma düşmüş gibi oldu :))