Sayfalar

26 Şubat 2012 Pazar

Şubat...

2 gün kısa olduğundan mı bilinmez Şubat ayı pek bir hızlı geçti..Parça parça izin kullanmam, bir hafta raporlu olmam da etkili oldu tabii :)
Kar bu ayın yegane yöneticisi oldu..Gün geldi izin aldırdı, gün geldi dizlerime kadar ıslattı ve de dağ başında mahsur bıraktı..Tabii bahaneyle bir hafta da zorunlu tatil yaptırdı.Bu son kısımdan memnun kaldım itiraf edeyim.Cuma eve döndük ve iki gün tam anlamıyla dinlendik.
İki gündür de kıyıda köşede birikmiş kara inat oldukça güzeldi hava. Bir haftalık güneşimizi de stokladık çünkü soğuklar dönüş yapacakmış!!!
Küçük Mucizeler Dükkanı benimle beraber gezdi dolaştı ama okumaya hiç fırsatım olmadı. Araba servise giderken içindeki eşyaları boşalttılar ve ben bıktırana kadar aynı soruyu sordum "torpidoda kitabım vardı, aldınız mı?" Okuyamadım ama yerini sağlama aldım :))








Göl hala buzla kaplı..







Göle karşı çay keyfi..


Ve vazgeçilmezimiz Ayşe ile yeni favorimiz Karakaçan :))

20 Şubat 2012 Pazartesi

Karla İmtihanımız..



Cuma akşam üzeri Konya'ya doğru başlayan yolculuğumuz yaklaşık 1,5 saat sürmesi gerekirken 7 saat sürdü...Kar lastiğimize güvenirken önce yolda kaldık, sonra arabamıza kayan bir araba daha sonra da otobüs çarptı. Saatlerce bekleyip, herhangi bir yardım gelmeyeceğini de anlayınca, bize çarpan otobüsle (yarı ayakta, yarı oturur halde) gittik Konya'ya..
Aracın servisten çıkmasını bekliyor, zorunlu tatil(!) yapıyoruz...
Cuma akşamı biz hariç herkesin ciddi bir kar fırtınası olacağından haberi varmış...
(Eşim yaz kış zincir taşıma kararı aldı  :)))

17 Şubat 2012 Cuma

Kırmızı

Kırmızı olsun 5 fazla olsun :)
Bilimum mutfak eşyasını almayı da kullanmayı da çok severim..Bu da sihirlimavi nin bloğundan aldığım düdüklü çaydanlığım..Grili mutfağımın bayrağı gibi oldu :)



16 Şubat 2012 Perşembe

Zargana

Klasik girişimi yapacağım; Hakan Günday'ı severek okuyorum...



Bu okuduğum üçüncü kitaptı ve ilk ikisinin verdiği aşinalıkla okudum Zargana'yı. Zargana'da biraz Derda gördüm, biraz Kayra, biraz Kinyas...

Kitabın garip bir akıcılığı var ama öyle bir oturuşta okuyup bitirilecek gibi değil. Zaten şöyle arkaya yaslanıp keyifle değil de sandalye üstünde okumaya müsait gibi, ya da okuyanı fiziken öyle etkiliyor...

İnsanların saçlarının dökülmeye başladığını onlardan daha önce anlayacak kadar uzun boylu olduğu gün geldiğinde, Zargana o cüce heykellerini hatırlayacaktı.

Hollywood filmlerinin kurallarından biri gereğince kameranın üç saniyeliğine bile olsa tek başına gösterdiği bir nesnenin hikayenin ilerleyen dakikalarında kullanılacağından nasıl emin olunursa, Zargana'nın içindeki Betty'yi terk etme isteğinin de bir gün mutlaka su yüzüne çıkacağı bir gerçekti.

Yine herkese gözü kapalı önermiyorum ama Hakan Günday'ın bir kitabını mutlaka okuyun, tarzını beğendiyseniz Zargana'yı da okunacaklara ekleyin..
Bir iki kitap okuduktan sonra Hakan Günday'a devam edeceğim.

Bu arada Antalya'daki kitap fuarının görüp heveslenmiş, Hakan Günday'ın fuarda olacağının öğrenince sevinmiş, (boş atıp dolu tutmam sayesinde) haftasonu Antalya'ya gitme kararı almıştık ama yeniden kar yağacak olması  nedeniyle iptal ettik.

Sanırım Konya'ya gitmekle yetineceğiz (kar yolları kapamazsa)...

Not: Nihat Genç de kitap fuarında leman'daymış.. Ühüüüüü!!!!!!!!!!

15 Şubat 2012 Çarşamba

Çekiliş

Şubat Ayı çekilişleri;
Şirin tepsi içinde hediyeler için; http://hayattanufaktefekesintiler.blogspot.com/2012/02/size-kucuk-bir-hediye-versem.html
Çok şık bir çanta için; http://classy-and-elegant.blogspot.com/2012/02/subat-ayi-cekilisi.html
Kırmızılı hediyeler için; http://arzuveazralblog-arzu.blogspot.com/2012/01/kirmizi-askina-hediyelerim.html
Bol farlı bir çekiliş için; http://bronzmakyaj.blogspot.com/2012/02/2-cekilisimi-baslatyorum.html
İncili kolya ve süpriz bir hediye için; http://siyahbeyazmutfak.blogspot.com/2012/02/siyah-beyaz-mutfaktan-hediyeler-var.html
Parfümle birlikte bilimum hediyeler için; http://delansey.blogspot.com/2012/01/ilk-hediye-cekilisim.html?spref=bl

LilaKutu Şubat

LilaKutu Şubat iyi bir zamanlama ile 13 Şubatta elime ulaştı.
Önce fotoğraflar;






Şubat kutusuna dair beklentilerim daha yüksekti açıkçası. 14 Şubat temalı, kullananı şımartan, ya da erkeklere özel birşeyler bekledim. Gelenler (yine) şampuan (seyahat için bir köşede bekler), fondöten (tester) (kullanmıyorum), saç şekillendirici (tester), Loccitane vücut losyonu (deneme boyu),  Inglot allık(herkesin övdüğü bir marka ama ben kullanmadım daha önce, allık da çok sık kullandığım bir ürün değil) , tüy azaltıcı serum ve losyon (çok manidar bir seçim olmuş!!14 şubat öncesi bunları kullanın, zamanınız yoksa gönderdiğimiz çorabı giyin de kamufle olun :))) Zaten deneme boyu da olsa etkisini nasıl anlayacağız?
Bir de Activardan zahmetli bir maske (yeşil çay demlenip karışıma eklenecek, yine yeşil çayla silinecek..)
Çorabı beğenmedim, illaki çorap olacaksa daha şık birşey olsaydı bari...
Ve kutudaki sevdiğim tek şey Durance El Kremi (Tester) oldu. Çok özenilerek ambalajlanmış ve kremin kokusuna bayıldım. Gerçi fiyatını biraz tuzlu buldum ama Loccitane ile birlikte almak istediğim kremlerin başında geliyor...
Bu ay ya ben huysuzum ya da kutu çok bana hitap etmedi..Bir de komşunun tavuğu bana kaz göründü :))
Artık önümüzdeki maçlara bakacağız...
Eylül de gelen  kutulara alıştı, kedi gibi etrafımda dolanıyor, eline krem sürmemi ya da parfüm testeri vermemi bekliyor. Küçük losyonları heba edilmek üzere kendisine tahsis ediyorum :))

12 Şubat 2012 Pazar

Günün.....

Günün sinirlendireni;



Ailecek TV karşısındayız, çocuk kanallarında geziniyoruz..Amaç kanalları ve çizgifilmleri tanımak, Eylül'e şiddet içeren ya da saçma sapan çizgifilmler izletmemek.
Trt Okul adlı kanalda bir program; Okuldaki Mucit..Bir tane "abla" elinde ıvır zıvırlar çocuklara neyi nasıl icat(!) edeceğini anlatıyor.



Peki ne mi icat ediyor?Bomba !! Pinpon topuyla, kibritle bomba yapıyor. Bir yandan da uyarıyor "sakın tek başınıza denemeyin, evde yapmayın". Yani arkadaşlarınızla yapın, mümkünse bodrum, kiler vs zula bi yer bulun!!
Trt'nin gelecek nesilden nasıl bir beklentisi var düşünmek bile istemiyorum...

Günün gıcık edeni;
İlk defa Acun'un sunduğu şarkı yarışmasını bu kadar uzun süre izledim.Yahu attıkları her adım, verdikleri hediye, kampanya reklam, yer gök sponsor. Allahtan Hülya Avşar'ın tuvalet kağıdını olaya dahil etmemişler :)
Bu arada hepsini dinleyemedim ama Mustafa Sandalın yarışmacısı bi Eye Of The Tiger söyledi ki harikaydı...

Günün denk geleni;
Hani insan bazan saçma sapan şeylere sevinir ya, dengesiz yapıma çok uyan bir durumdur benim. Bugün de aldığım dolmalık biberlerin, tencereme eksiksiz olarak sığmasına sevindim :))



Günün 'anne' yemeği;
Kayınvalidem usulü kıymalı börek...



Ve günün dinlendireni;
Akşam yemeğini hazırlayıp, Eylülü de uyutup içilen bir fincan Türk Kahvesi...







Bu aslında "dün"ün keçisiydi ama olsun, arabadan iyi denk getirmişim :))Yaramazlık yapan, bir yerlere tırmanan çocuklara bizde 'keçi gibi' denir, sözün haklılığının kanıtı :)


Çekiliş

Güzel bir çekiliş için buyrun;
tıkk

10 Şubat 2012 Cuma

Yes Man


Klasik Jim Carrey filmi. Filmin konusunu anlatsalar, kim oynamalı deseler cevap belli.
Liar Liar benzeri, Bruce Almighty kadar zevkli değil..





İzleyecek başka filminiz yoksa, izleyin :)

Sinek Isırıklarının Müellifi



2011'in öne çıkan kitaplarından birisi Sinek Isırıklarının Müellifi...Ve hacmi küçük ama kendisi dopdolu, övgüyü hak eden bir kitap...
Okuduğum ilk Barış Bıçakçı kitabı. Beğendiğim kitap genç bir yazara aitse ayrı bir  gurur duyuyorum. Hani artık yaşlanmış olan sanatçının yerini alabileceğini düşündüğünüz birisini dinleyince hissedilen rahatlama gibi...
Sinek Isırıklarının Müellifi, Cemil'in kitabını yayımevine teslim etmesiyle başlıyor...Günler ilerlerken Cemil düşünüyor, editörle konuşuyor, çilek reçeli yapıyor, üst komşuya çıkıp banyonun aktığını söylüyor... Günlük yaşama dair tespitleri insanı hem hüzünlendirip hem de gülümsetiyor, okuyanda 'yan dairede oturan komşu' izlenimi uyandırıyor.
Ankara'da geçiyor öykü. Son dönemde kitaplarda İstanbul tekeli yavaş yavaş kalkıyor ve bence daha sıcak ve samimi bir Ankara anlatımı başlıyor. Ya da deniz olmayan bir ilde büyüyen insanlara sıcak ve tanıdık geliyor :)
Pek çok kitapta okuduklarımı not almam, dönüp bir kaç kez okumakla yetinirim ama Sinek Isırıklarının Müellifi alıntı yapmadan duramayacağım kitaplardan...
Nazlı, çocukken balık yedikten sonra ailecek ellerini mutfak lavabosunda Pril ile yıkadıklarını anlattığında Cemil derinden sarsıldı. Mutsuzluğun formülüyle bulaşık deterjanının formülünün aynı olduğunu ileri sürdü.
Zaten bu dünyada çoğunluğu, herkesin kendisine hayran olduğunu düşünenler ile kimsenin kendisini sevmediğini düşünenler oluşturur. Geri kalanlar ise Vüs'at O. Bener okurudur.
Yaz gelince sır diye bişey kalmıyor. Açık pencereler çarpmasın diye pervazlara konulan minderler dışarı sarkıyor, binalar insanlara dil çıkarıyor.
Herşey çok anlamsız! Hayat, kendi kendilerini kopyalayan dev moleküllerden başka birşey değil. Hayat dediğimiz sadece kimyadan ibaret. Periyodik tabloyu ezberlesek yeter. Evrendeki en bol iki elementin, hidrojen ile helyumun ,aynı zamanda en hafif iki element olması herşeyi açıklıyor zaten. Böyle hafif bir evrende anlam ne arasın? Anlam ağırdır. Dibe çöker. Falcılar bu nedenle kahvenin telvesine bakarlar..

Ben büyük bir zevkle okudum...Ve Barış Bıçakçı'nın diğer kitaplarını da okunacaklar listeme ekledim..

Okul Kütüphanesine Destek

Karasüleymanlı Uzunköy İlköğretim Okulu için bir kitap toplama kampanyası başlatılmış. Detaylar aşağıdaki alıntıda. İnternette bir okulun web sitesini buldum. Bu okulun kütüphanesine katkım olsun diyorsanız;
 
 


Okul öğretmeni Mahmut Bey'in kaleminden:
Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki Karasüleymanlı Uzunköy İlköğretim Okuluna kütüphane kurmak için kitap toplama kampanyası başlattık. Köy okulu olduğumuzdan dolayı imkanlar maalesef çok kısıtlı. Öğrencilerin de kitap almaya ayırabilecekleri maddi güçleri olmadığından dolayı kütüphanemiz için tek seçeneğimiz sizlerden gelecek yardımlardır. Yardımlarınızı esirgemeyeceğinizi düşünüyoruz.



Kütüphane projemize destek olmak için ne mi yapabilirsiniz?

- Hikaye, roman, dergi, ansiklopedi türü kitapları okulumuza kargo olarak yollayabilirsiniz.

- Projemizi arkadaşlarınıza, akrabalarınıza vs duyurarak daha geniş kitlelere ulaşmamızı sağlayabilirsiniz.

- Facebook, twitter, friendfeed ve bloglarınızda projemizi duyurarak ve sayfaya dair linki sosyal mecra hesaplarınızda paylaşarak destek olabilirsiniz.


Okul Bilgileri: HATAY'ın Reyhanlı ilçesine bağlı Karasüleymanlı Uzunköy İlköğretim Okulu

Kargo Adresimiz: Karasüleymanlı Uzunköy İlköğretim Okulu, Reyhanlı/HATAY


İletişim: mahmutadin@hotmail.com

Kitapsız Kütüphanemizi Kitaplandıralım

Önemli Not: Okulumuz köy okulu olduğundan dolayı bazı kargo firmaları tarafından sorun/gecikme olabilir. Bu yüzden kitapları kargoya verdikten sonra; kargo firmasını ve kargo bilgilerini mahmutadin@hotmail.com e-posta adresine yollarsanız daha iyi olur. Böylece kargonun takibini daha iyi yapabiliriz.

9 Şubat 2012 Perşembe

How To Train Your Dragon


How To Train Your Dragon?
Bir çizgi film sever olarak bir çok seçenek arasında benim için önceliğe sahiptir çizgi filmler..Kaliteli bir yapımsa bir çok komedi aksiyon filmine taş çıkartır ...
Ejderhanı Nasıl Eğitirsin, 2010 yapımı oldukça eğlenceli bir çizgi film.1999'ların çizgi sineması Mulan'ı anımsatıyor, onun kadar da sevimli ejderhaları var. Özellikle 'Gecenin Öfkesi'ni çok sevimli çizmişler :)




Karakterlerin isimleri de ilginç; hıçkıdık, geğirti :))
Küçük savaşçı kızın seslendirmesi çok tanıdık geldi önce, tanıdık ama nedense bi o kadar da itici. Kim olduğunu çıkaramadım tabii ve Google'dan kopya çektim. Meğer Serenay Sarıkaya'ymış, sevimsiz ve yeteneksiz dizi karakterlerinden birisi. Ama seslendirdiği karakter de ilk etapta gıcık bir kız olduğu için uymuş gibi seslendirme :)




Ejderhaların dövüş sahnesi Transformers'dan kat kat daha gerçekçiydi :)) Transformers'a ayrı bir gıcığım var, sevmiyorum o pat diye dönüşen makinaları, onun yerine tekrar tekrar Road Runner izlemeyi tercih ederim...
How To Train Your Dragon'u çizgi film severlere gözüm kapalı öneririm...

Aile Hekimi


Pencereye dön ağzını aç diyen, filmleri pencereye tutup bakan, parazit teşhisi koyup size bir "solucan ilacı" yazayım diyen bir aile hekimimiz var. Teknolojiye ve tıp terminolojisine bu kadar hakim olması beni korkutuyor...
Ama yine de kötünün iyisi sağolsun. Çok fazla doktor alternatifimiz yok :( 30bin küsür nüfuslu ilçede özel hastane yok! Devlet hastanesindeki iki çocuk doktoru da gideni pişman eden cinsten!!
Akşam başlayan ateş gece de devam edince, saat kurarak takip ettim Eylül'ü. İlaç verdik, olmadı üzerindekileri çıkardık, eline ıslak mendiller verip oyun bahanesiyle boynunu bacaklarını sildirdik :) Bu arada evdeki infrared termometrenin 1-2 derece hatalı, kulaktan ateş ölçerin ise yaklaşık yarım derece hatalı ölçtüğünü fark edip klasik termometreyle ölçüm yapabilmek için Eylül'ü ikna etmeye çalıştık..Pek başarılı olamayınca devreye "anne eli yöntemi" girdi :) Geriye dönük hafızası yok ama gayet iyi ölçüyor :))

Ve doktor demişken buyrun ;





8 Şubat 2012 Çarşamba

Dahi Çocuk Yetiştirme Klavuzu

Annelere, babalara, dedelere, anne/babannelere okutun:)
Tavsiyelere bayıldım ama sanırım uygulamayacağım :)

http://uzuncorap.com/2012/01/20/dahi-cocuk-yetistirme-kilavuzu/#comment-79

Yedi adımda Filiz..

Bu mim işine ilk girişim. selinka 'dan geldi mim; hakkımda yedi gerçek
(niye yedi bilmiyorum ama yedi madde deyince benim aklıma direkt HACCP İlkeleri geldi :)...


  • Tanıştığım insanlarda oluşturduğum ilk izlenim hep aynıdır; soğuk, suratsız, mesafeli..Sadece bir defaya mahsus görüştüğüm insanlar beni öyle bilmeye devam eder, 2-3 kez daha görüştüklerim de aslında hiç de göründüğüm gibi olmadığımı söyler. Karşımdakinin kendini cümleye hazırlayışından anlarım, geliyordur "aslında soğuk ve suratsız değilmişsin" :)
  • Klasik bir ikizlerim. Sağım solum belli olmaz, neşe saçarken bi bakmışsın diplerde gezerim. Çok konuşurum ve bazı kişilerle birlikteyken hep ben konuşurum.Kullandığım, okuduğum, izlediğim, yediğim şeyleri begenmişsem mutlaka birilerine tavsiye ederim..
  • Simetrik, geometrik şekilli, çift sayılı şeyleri severim. Asal sayılara gıcık olur, elimde bıçak varsa yiyeceklerimi karelere üçgenlere bölerek yerim...
  • Elimde sayılabilecek birşey varsa, kaç tane olduğunu tahmin etmeye çalışır, çevremdekilere de sorar sonra da üşenmeden sayarım :)
  • Türk kahvesini çok severim, telvesini de hiç bırakmayacak şekilde içerim, bırakana da kahveyi heba etmiş gözüyle bakarım. Evdeyken babam kahvenin telvesini içmeme kızardı, fincanımı mutfağa götürür gizlice kaşıklardım :) (Bu arada Allah Shazilliyi bulandan razı olsun)
  • Abur cubur severim, yeni çıkan çikolata vs'yi muhakkak alır denerim. Eti Cin ve Eti Puf değişmez favorilerimdir..Mesela cips gibi çikolata çıkmış, bitterini mutlaka yiyin:))
  • Kitaplarım çok kıymetlidir. Altının çizilmesine, sayfasının kıvrılmasına ve de kağıda bişeyler yazılacağı zaman kitabımın üstünde yazılmasına çok kızarım. Emanet verdiğim kitabın kapağında yazı izi var mı diye bakarım.Kitaplığımın düzeninin (ya da düzensizliğinin) değiştirilmesine, kitaplığa alakasız eşyalar koyulmasına sinir olurum, cıngar çıkarırım..
  • Elmaya bayılırım. Sabah, akşam, gece yarısı, aç-tok karna elma yerim. Kabuğunu özenere soyar, ikiye bölüp içindeki karpeli (çekirdek yuvasını) şekline uygun olarak çıkarırım. Özenmeden elma soyan birisini izlemeye bile dayanamam, elinden almak kendim soymak isterim..
  • Yazınca daha iyi anladım; ne gıcık biriymişim..:)
Dur ben de yazayım bişeyler diyeniniz varsa buyursun...:)

Günahkar..

Cerrah ve Çırak'tan sonra ara verip Sinek Isırıklarının Müellifi'ne başlamıştım. Araya izin, misafirler girince evde kitap okuyamadım. Pazartesi sabah çantama kitabımı atarken Tess Gerritsen'in cazibesine kapıldım (kitabın cazibesi tabii yoksa kadının kendisi pek bi korkunç:) ve Günahkarı da aldım yanıma.



Uyku mahmuru olduğum için kitaba sert kahve muamelesi yaptım ve uykumu açsa açsa Tess Gerritsen açar diyerek başladım okumaya..
Günahkar, Cerrah ve Çırak'ın yanında sadece "polisiye"  bir kitap. Daha az tıbbi yaklaşım, daha az gerilim. Grange kitaplarına da benzettim konuyu ama işleyiş baya bir kadınsıydı. Kahramanlar kadın olması ve özel hayatlarındaki gidişat yazarın cinsiyetini ele veren cinsten..
Bir de Grange'le örtüşen örgüt var tabi işin içinde; One Earth. Leyleklerin Uçuşu'nda da işin içinde Tek Dünya örgütü vardı. Gerçekten varsa böyle bir örgüt ya da kurulursa önyargım hazır :)
Bu kez cinayetler bir Manastırda başlıyor ve birbirinden bağımsız paralel cinayetlerle ilerliyor.
Ve yine bir solukta okunuyor. Aksiyon/Polisiye severlere rahatlıkla tavsiye edebilirim.

Bu aralar servise de uyuklayarak bindiğim için bu aksiyon kitaplarını daha rahat okuyorum. Zaten kaldırımlar diz boyu kar,yollar gölet,  insanın içini açacak hiç birşey yok o yüzden hevesle aldığım Hakan Günday kitaplarını bekletiyor, çok kafa yormayacak kitaplarla devam ediyorum...


Hazır şikayet moduna girmişken işyerinin çayı da berbat!!Bakıyorum kullandıkları çay da iyi ama, demek ki sadece malzemeyle olmuyor, çayı demleyende de maharet olmalı, bi de su çok kireçli sanırım...Eve gidip de kendi bergamut aromalı çayımı, temizliğinden şüphe etmediğim bir bardaktan içmek gibisi yok...
Şu 'Sinek Isırıklarının Sorumlusu' kimmiş devam edeyim bari.. 

7 Şubat 2012 Salı

Kar..

Kara doyduk bu sene, yıllardır bu kadar çok kar yağmamış buralara, bizi bekliyormuş sanırım. Kayseride bile görmedik yahu bu kadar kar!!

 Öğleye doğru çektiğim fotoğraf, akşama kadar devam etti kar..


Ve kardan ailemiz. Karı çok bulunca kardanadam yanlız kalmasın dedik :)

5 Şubat 2012 Pazar

Haftasonu

Bol koşuşturmalı ve hareketli bir haftasonunu bitirdik. Ve havalar nispeten ısındığı için sevindik. Artık buzla değil yollardaki erimiş karla mücadelemiz başlayacak, bolca paça ıslatacağız.
Cumartesi günü haftaiçine göre daha ılık bir hava vardı ama göl hala donmuş vaziyetteydi.

 Gölün üzerinde yürüyüşe çıkanlar..Kırılan bir kısımdan buzun oldukça kalın olduğu görülüyor ama yine de tehlikeli ...

 Ve garibim Karabataklar..Artık batamıyorlar, buzun üstünde ordan orada koşturuyorlar, atılan simitleri yiyorlar..

 Neredeyse 10 ay oldu biz taşınalı ama Eşrefoğlu Camii ve Medreseye gitmemiştik, bu karda kışta kısa bir tur yapabildik. Cami de kapalıydı zaten, baharda tekrar görmek lazım..




Caminin kapısı çok güzel, her karesinde farklı bir detay var...