(Bol miktarda fotoğraf içerir)
Son gaz dağ tepe gezmeye devam :)
Bu haftasonu komşuların köyüne gittik. Köy yakınında iki üç evden oluşan bir mahallede misafir olduk. Arabadan inip savaş boyalarımızı sürdük (güneş kremi de olabilir tabii sürdüğümüz), şapkalarımızı taktık, üşürsek diye montlarımızı belimize sardık ve dağlara yollandık..
Asıl amacımız gezip dolaşmak ama bir yandan da göbek mantarı aradık. Beyşehir'de çok seviliyor bu mantar, biz de yeni tanıştık. Nasıl bir şey olduğunu görebilmek için tüm ağaç altlarına, kıyıya köşeye baktık ama bulamadık. Zaten ayak basılmamış yer kalmamıştı, bizen önce epeyce toplayan olmuş gibi..
Çoluk çocuk epey dolaşıp bir dere bulma umuduyla aşağılara indik. Ve sarp bir yere gelince pes edip oturduk. Meğer mantarların ortasına oturmuşuz, kalkınca fark ettik. Hevesle aramaya başladık tekrar, 8-10 tane bulabildik. Üç beş mantar sonuçta ama tüm yorgunluğumuzu aldı :)
Evlere yakın tarlalarda da yemlik bulduk, artık değmeyin keyfimize :)
Eşimin makinasında;
Meşhur göbek mantarı..
Her adımda kaplumbağa gördük..
Çebiçlerle tanışan "bizim çebiç" :)
Derenin yanında içtik çayımızı..
Hava serinlemişti ama ateşi bırakıp gidemedik. Uzun uzun çay keyfi yaptık..
Bunlar da benim objektifimden (havalı oldu, bildiğin telefondan yani :))
Bekle bizi dere akşama sendeyiz..
İşbaşında :)
Papatyalar harikaydı.
"Anne bak, Eylül'ün E'sini buldum."
Bunun ne olduğunu öğrenmiştim ama unuttum..
Bu da kılavuz mantarmış..
Yorgun savaşçı.
Epey yorulduk ama hepsine değdi doğrusu...
Yağmurlu bir hafta bekliyor bizi, fotoğraflara bakıp avunuruz artık...













































































