Bol yağmurlu ve serin bir haftasonuydu. Üşüyen ayaklar, giyilmek istenmeyen hırkalar ve kurumayan çamaşırlar eşliğinde dinlenmeye çalıştık.
Cumartesi yağmura inat klasik dağ-bayır gezimizi yaptık, Pazar'ı öz hakiki anneler ile vekil anneannelere (Eylül bakıcısına ve komşu teyzeye de 'anneanne' diyor) ayırdık. Nihayet haftasonunu bitirdik geldik, darısı bu haftanın başına..
Güneş olmadığı için çok da cazip görünmeyen fotoğraflarımız;
Aslında dışarıda oturacak şekilde giyinmiştik ama turla gelen kafile tüm terası doldurmuştu, bize yine kışlık kısım düştü...
Yemekten önce çalışan usta biz çıkıncaya kadar gitmişti...Biz de kalan çamurları parmakladık ;)
Bu sabah çayla ısındım, işyeri hala serin...
Havanın etkisinden mi bilinmez pek bir sevimsizdim haftasonu, huysuz şirin modunda geçirdim iki günü. Nispeten pozitif bir hafta diliyorum...
10 Mayıs 2013 Cuma
Kitap Takası 1; cangz 'dan gelenler
Bu hafta kitap takası açısından çok hareketliydi :)
Yazıyı ilk yayınladığımda pek bir talep olmadığı için üzülmüştüm, demek ki zamana bırakmak gerekiyormuş...
Üç arkadaşla tanışma ve kitap alışverişi yapma fırsatı buldum.
İlk olarak elime geçenler sevgili cangz dan gelen kitaplardı.
Özenle ambalajlanmıştı kitaplar.
Üstelik pırıl pırıllar, internet sitelerinden aldığım pek çok kitaptan daha yeniler. Okunacak kitaplar arasında yerlerini aldılar. Kitapların yanında da özenle yapılmış bir kitap ayracı çıktı :)
Sevgili cangz kitaplar ve kendi ellerinle yaptığınız ayraç için teşekkür ederim. Kitaplarla başlayan paylaşımlarımızın devam etmesi dileğiyle...
Benim takas listem (yakın zamanda yeni kitaplar ekleyeceğim) ;
cangz'ın takas listesi;
6 Mayıs 2013 Pazartesi
İntihar Cinayet
Kütüphaneden...
Kitabın ismi konuyu özetliyor aslında; intihar mı cinayet mi?
Olaylara (adli) psikiyatris Clevenger'in gözünden bakıyoruz. Ciddi/deneysel bir beyin ameliyatı ile hayatını değiştirmeyi planlayan John Snow'un ölümü intihar olarak kayıtlara geçiyor. Snow'un psikolojik durumunu inceleme görevi Clevenger'e veriliyor.
İşin ilginç tarafı adli psikiyatrisin bir polis/dedektif rahatlığı ile her kapıyı açabiliyor olması..Tabi o kadar uğraş da sonuç veriyor. Belki daha çetrefilli bir son olabilirdi...
Mutlaka okuyun diyemem ama denk gelirseniz bir şans verin. (Kütüphaneden, arkadaştan ödünç alınabilecek kitaplardan ;))
Keith Ablow Psikopat ile gündeme gelmiş, çok satanlar listesinde yer almıştı ama onu henüz okumadım. Olasılıksız ve sonrasında çıkan polisiye kitapların hepsinin kapağı birbirini andırıyor. Bu kapak tarzı tuttu düşüncesiyle hızla benzer kitaplar yayınlaıyor, birçoğuna karşı mesafeli duruyorum. Psikopat da onlardan birisi.
Bu aralar da Tess kitaplarını andıran sıçramış kanlı, şırıngalı, yan yatan cesetli kapaklar revaçta :) Kitapta farklı bir kapak ne kadar çekici geliyorsa, bu tür esinlenilmiş kapaklar da bir o kadar itici geliyor...
Uzun zamandır adam akıllı bir kitap alışverişi yapamadım, yapmadım. Kütüphaneye üye olduktan sonra kendimi frenledim. İndirimlerden, kampanyalardan ve marketlerdeki kitap reyonlarından üçer beşer kitap aldım. Bazılarını okudum, bazılarını okunacaklar arasına ekledim. Ama listemde yer alan kitaplar uzadıkça uzadı. Umarım en kısa zamanda onlara da sıra gelir...
Cümleleri toparlamakta zorlandım yahu, acıktım galiba ...
Ne diyeyim, Allah kimseye diyetin ilk günü stresi vermesin :)
Okunacak kitabınız bol olsun...
Eylülle kitaplarımız...
Antalya'ya hem Eylül için hem de kendim için uzun bir kitap listesi ile gittim. D&R'ı fethetmeyi planlıyordum ;)
Eylül bu aralar eski kitaplarına rağbet etmiyor, her seferinde hiç okumadığımız bir kitap olsun diyor. Onun için bloglardan incelediğim kitapları alacaktım.
Her zamanki gibi D&R'dan önce Kipa'ya girdim, Tübitak'ın kitaplarını inceledim uzun uzun. Listemdekilerden sadece ikisi vardı ama yanına üç beş de ben ekledim. Çıkartma kitabı, boyama kitabı, minik kitaplar derken epeyce kitap aldım. İndirimdeki kitaplardan da kendime üç Tess kitabı alınca D&R'a gitmeye yüzüm kalmadı :)
Karınca fobimi keşfettiğinden beri nerde karınca görse hemen bana haber veriyor, "anne burada senin hiç hoşlanmadığın birşeyler var..." diye :) İsmini de söylemiyor, sanki üç harfli ;)
Benim payıma düşenlerse;
Eylül'ün kitaplarının çoğunu okuduk, ben de kitabın birisine Antalya'da başlamıştım ama kütüphane kitaplarını öne çektim. Bunlar da okunacakların arasına katıldı, ne güzel :)
Bol güneşli, bol kitaplı günler dilerim...
Eylül bu aralar eski kitaplarına rağbet etmiyor, her seferinde hiç okumadığımız bir kitap olsun diyor. Onun için bloglardan incelediğim kitapları alacaktım.
Her zamanki gibi D&R'dan önce Kipa'ya girdim, Tübitak'ın kitaplarını inceledim uzun uzun. Listemdekilerden sadece ikisi vardı ama yanına üç beş de ben ekledim. Çıkartma kitabı, boyama kitabı, minik kitaplar derken epeyce kitap aldım. İndirimdeki kitaplardan da kendime üç Tess kitabı alınca D&R'a gitmeye yüzüm kalmadı :)
Yukarıdaki kitapları Tübitak'tan seçtiklerim. Hepsi +3 grubundan. (Diğerlerini kitaplıktan çıkarmaya üşendim :))
Yalnız Kelebek ve Güneşli Bir Gün'de metin çok az, daha çok resimlerle anlatılmış ve bence +3'ün altında da rahat anlaşılır. Harika Bir Takım ve Doğruluk Taşı Kimberlit'de de karşılıklı diyaloglar karmaşık olmuş, okurken ben bile kimin ne dediğini karıştırdım. Yani yaş grubunun sağlıklı belirlenmediğini düşündüm.
Kitapların konusu fena değil ama resimler bir harika. Ben de konuyu kendi cümlelerimle anlatmaya karar verdim...
Bunlar 3 yaş altında da okunabilir diye düşündüklerim;
Bunlar da diyalogların biraz karmaşık olduğu kitaplar;
Listemde yer alan kitaplardan iki tanesini bulabildim;
Bu kitaplarla vakit geçirmek çok eğlenceli. Eylül sayma konusunda iyi olsa da bazı rakamları tanımakta zorlanıyor, kitaplar o açıdan da faydalı oldu. Artık kendisi bakıp sayabiliyor, tabi canı isterse. Tek sıkıntı akşamları ve yatmadan önce birşeyler aramaya ve saymaya üşeniyor, gün içinde göz atmak daha mantıklı.
Karınca fobimi keşfettiğinden beri nerde karınca görse hemen bana haber veriyor, "anne burada senin hiç hoşlanmadığın birşeyler var..." diye :) İsmini de söylemiyor, sanki üç harfli ;)
Benim payıma düşenlerse;
Tess Gerritsen'in Rizzoli&Isles serisini daha çok seviyorum ama diğer kitaplarına da hayır demem. Kan Gölü ve Gece Nöbeti indirimliydi, düşünmeden aldım. Gölgesizlerin Tutkulu Dansı'nı ise indirimli sanarak alma şaşkınlığını gösterdim :))
Eylül'ün kitaplarının çoğunu okuduk, ben de kitabın birisine Antalya'da başlamıştım ama kütüphane kitaplarını öne çektim. Bunlar da okunacakların arasına katıldı, ne güzel :)
Bol güneşli, bol kitaplı günler dilerim...
2 Mayıs 2013 Perşembe
Antalya ve İyi Ki Doğdun Eylül...
Haftasonu ve izin birleşimi ile üç dört gün dinlenip döndük.
Eylül'ün yaş gününü kutladık, kızım artık dört yaşında :) İyi ki doğdu, iyi ki hayatımızda...
Elinde Ayşe ile uçar adım giden Lülü :)
Dedenin bahçesine gidip dutlarla hasret giderdik ;)
Bakla topladık..Çok sevdiğimizden değilde toplaması eğlenceli olduğundan..
Diğer bir gün yaya olarak düştük yollara. Yat Limanının merdivenlerine kafa tuttuk. Eylül ilk kez dolaştı buraları, onu evde bırakıyorduk hep, bize ayak uydurabildi, büyümüş artık kızım :)
Eve yorgun argın dönen Eylül erkenden uyuyunca akşamlar da bize kaldı. Konyaaltı bu dönemde ideal, sakin, dingin...Eve de yakın olunca soluğu orada aldık.
Türk kahvesine eşlik eden manzara..
Hava yazı aratmayacak kadar sıcaktı, aklımız denizde kaldı ama az daha sabır. Şurda ne kaldı yaza tatile :)
Dönüşte Isparta üzerinden geldik, baharda güzel oluyor bu güzergah..
Yolun keyfini çıkararak döndük..
Ayşe de yoruldu, ee kendisi epeyce yaşlı bir ayıcık, neredeyse 11 yaşına girecek :)
Akşam Antalya'dan dönüp, sabah da konu komşu erkenden pikniğe gittik..Derdimiz neydi bilmiyorum, eve gelince merdivenleri zor çıktım (giriş kattaki evimize ;))..
Eylül'ün yaş gününü kutladık, kızım artık dört yaşında :) İyi ki doğdu, iyi ki hayatımızda...
Gün Eylül'ün günüydü, onun sevdiği yerleri gezdik...
Elinde Ayşe ile uçar adım giden Lülü :)
Dedenin bahçesine gidip dutlarla hasret giderdik ;)
Bakla topladık..Çok sevdiğimizden değilde toplaması eğlenceli olduğundan..
Diğer bir gün yaya olarak düştük yollara. Yat Limanının merdivenlerine kafa tuttuk. Eylül ilk kez dolaştı buraları, onu evde bırakıyorduk hep, bize ayak uydurabildi, büyümüş artık kızım :)
Eve yorgun argın dönen Eylül erkenden uyuyunca akşamlar da bize kaldı. Konyaaltı bu dönemde ideal, sakin, dingin...Eve de yakın olunca soluğu orada aldık.
Türk kahvesine eşlik eden manzara..
Hava yazı aratmayacak kadar sıcaktı, aklımız denizde kaldı ama az daha sabır. Şurda ne kaldı yaza tatile :)
Dönüşte Isparta üzerinden geldik, baharda güzel oluyor bu güzergah..
Yolun keyfini çıkararak döndük..
Ayşe de yoruldu, ee kendisi epeyce yaşlı bir ayıcık, neredeyse 11 yaşına girecek :)
Akşam Antalya'dan dönüp, sabah da konu komşu erkenden pikniğe gittik..Derdimiz neydi bilmiyorum, eve gelince merdivenleri zor çıktım (giriş kattaki evimize ;))..
Dinlenmek amacıyla gidip, yorulmuş ve hatta dayak yemiş gibi döndüğümüz bir kısa tatilin daha sonuna geldik...Yorgunum ve de mutluyum....
Bora'nın Kitabı
Gizli Anların Yolcusu ile birlikte almıştım. İlk kitabı beğenmesem de Bora'nın Kitabı devamı olduğu için ödev mantığı ile okudum.. Zaten gereksiz bulduğum hikayenin detaylarını da öğrenmiş oldum çok mes'udum ;)
Antalya'ya giderken yolda okudum, sayfa sayısı az, çabucak bitiyor zaten kitap. Kitaplarda olaylara farklı açılardan bakılarak anlatılmasını severim ama bu kitapta o tat yoktu, bilmediğimiz birşey anlatmıyordu. Gereksiz, lüzumsuz bir hikaye...
Benim gibi merakınıza yenilip ilk kitabı okuduysanız, kalın orda. Bora'nın Kitabına para vermeye gerek yok, onun yerine alın bir bademli dondurma yiyin, oh serin serin...
26 Nisan 2013 Cuma
Filiz, Nerdesin?
Filiz, Nerdesin?-Ahmet İnam
Kütüphaneden..
Beni çağırdığı için seçmiştim kitabı...
Filiz'in romanı, Filiz'in hayatı, Filiz'in felsefesi. İlgiyle okudum, zaman zaman adaşımın yalnızlığına ortak oldum..
Kütüphaneden..
Beni çağırdığı için seçmiştim kitabı...
Filiz'in romanı, Filiz'in hayatı, Filiz'in felsefesi. İlgiyle okudum, zaman zaman adaşımın yalnızlığına ortak oldum..
Ahmet İnam, bir felsefeci, iki kez ODTÜ Felsefe Bölüm Başkanlığı yapmış. Kitabı aldıktan sonra öğrendim tabi bunları.
Farklı bir deneyim oldu benim için, sakin köşeler seçtim kitabı okumak için. Kitabı okumak isteyenlere de önerim bu yönde; sakin bir yerde, demli bir bardak çayla okuyun...
1 Mayısa kadar Antalya'dayız, kızımın doğumgününü kutlayıp, ısınıp dinleneceğiz :)
İçinizi ısıtacak bir hafta sonu diliyorum...
24 Nisan 2013 Çarşamba
Konuşmayan Tavus Kuşu Camio
Konuşmayan Tavus Kuşu Camio-Berrak Yurdakul
Kütüphaneden...
Bilinen dünya tarihinde rastlanılan en sıradışı günler yaşanıyordu. Aslına bakılırsa, dünyanın dört bir yanındaki tüm insanların alnının ortasına birer sayının yerleştiği o lanetli andan itibaren hiçbir günün sıradan olması beklenemezdi. Dünyanın artık Sayılardan Önce (S.Ö.) ve Sayılardan Sonra (S.S.) olarak ayrılmıştı. Yeryüzüne ayak basmış en vurdumduymaz kişiler dahi bu duruma karşı kayıtsız kalamıyordu.
Eser miktarda spoiler, fındık ve soya içerir...
Kitabın ismi ve kapağı ile dikkat çekiyor, daha da çekici kısmı da içinde saklı bence.. Fantastik ve eğlenceli bir kitap..
İlk sayfaları okurken epeyce güldüm. Özellikle Avidya ile Ajnana'nın muhabbetleri haybeden gerçek üstü konuşmalar gidiydi :)
Seraphim'in meditasyonlarına kadar gayet eğlenceli devam eden kitap, Astraroth'un ortaya çıkışı ile biraz karmaşıklaştı. Hem karakterlerin çokluğu hem de kitabı kısa kısa okuyabilmem nedeniyle benim için kitap anlaşılmaz bir hal aldı.Ta ki sayıların belirmesine kadar..En çook sevdiğim kısımlar SS dönemine aitti. Yüzümde sabit bir gülümseme ile okudum:)
Favorilerim Kutsanmış Varlıklar Biraderliği, Bayan Hiç, Bayan Yedi Milyar Küsür ve Ajan Yirmidokuz'du...
Uzaylıların üstün teknolojili aletini okuyunca kahkaha attım resmen :))
Kitabın son üçte birlik kısmını bir solukta okudum. Kitaba yakışır bir finalle de bağlamış bence Berrak Yurdakul...
Anlatımı da çok berraktı, bu kitap tercüme olsaydı bu kadar zevk alarak okuyamazdım kesinlikle..
Tarzı itibariyle çok da detaylı bilgi verilebilecek bir kitap değil . Ben severek okudum ama gözüm kapalı tavsiye edemem. Okumadan önce kısa bir göz atıp karar verin derim...
17 Nisan 2013 Çarşamba
Gizli Anların Yolcusu
Gecikmeli okudum Ayşe Kulin'in kitabını.
Gündeme gelen tartışmalarla konusunu az çok tahmin edebiliyordum, bu yüzden kitaba karşı hem önyargılıydım hem de merak ediyordum.
(Spoiler içerir.)
Kitaba gümdende tutan Bora'nın hikayesinin, asıl olayların yanında paralel ilerleyeceğini, ne bileyim ince bir tül arkasında kalacağını düşünmüştüm.
Okumaya başlayınca öyle olmadığını gördüm, en azından hikayenin boyutu değişir diye umdum bu kez de. Ama kitap bitince anladım ki başından sonuna hep birşeylerin değişmesini beklemişim.
Tüm hikaye aheste bir şekilde ilerlerken, finalin alel acele yapıldığını düşündüm. Kim kime neyi anlatmış kafam karıştı biraz.
Sevmedim hikayeyi, sevemedim. Empati kurmak isteyeceğim, kitabın kahramanı adına üzüleceğim/sevineceğim bir hikaye değildi benim için. Baştan sona zorlama bir hikayeydi bence. (Mesela Zenne'yi izlerken etkilenmiştim, anlatımı samimiydi.)Yazarın bir kadın olduğunu bilmek de beni olumsuz etkiledi, bir sürü "belki"li cümle kurdum...
Aslında kitabı satın almaktansa kütüphaneden ya da ikinci el alabilmeyi ummuştum ama olmadı. (Fazla beklenti içne girmediğim ama bir yandan da merak ettiğim kitaplara genelde para vermek istemiyorum) Bir de işgüzarlık edip devam kitabıyla birlikte aldım. Üstelik okuyanların çoğu Bora'nın Kitabını ilk kitaba göre zorlama/gereksiz bulunmuş. Devam kitabı olmasının verdiği "baskı" ile onu da okurum artık bir ara....
Tavsiye notuyla bağlayayım; okunacak onca güzel kitap var.(Belki bu konuda daha naif kitaplar da vardır). Daha iyi bir seçim yapabilirsiniz bence.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




























































