Sayfalar

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Bugünlerde...

Ben bugünlerde;

Ucundan kıyısından Ted Dekker'a bulaşmış bulunmaktayım. Eşimin marifetiyle evimize bu kitap geldi:




E tabi okumamak olmaz..İlginç bi kitap. Giriş kısmı biraz sıkıcı olmakla birlikte ilerledikçe konu daha anlaşılır bir hal alıyor ve hatta heyecan artınca beklenen oluyor; kitap bitiyor!!Ve eşimin farkına varmadan aldığı her kitapta olduğu üzre bu kitabın da serisi varmış (Çember Serisi). Ve hatta devamında okuyacağım kitap da henüz Türkçeye çevrilmemiş. Haydaa..... dedikten sonra bari başka bi ted Dekker kitabı okumaya karar verdim. Zaten Siyah'ın konusuna alışıncaya kadar ne çektim, bari yazar aynı kalsın da yadırgamayayım... Böylelikle "Kutsal Meclis"i okudum arada.




Fotoğrafın üzerinde fiyat var ya onu da sökesim geldi. Nedense kitabın üzerindeki fiyat etiketlerine alerjim var. Galiba birilerinin adını bile duymadığı kitapların kalınlığına ve fiyatına bakarak yorum yapmasına mani olmak amacım.
Neyse efendim bu 7,90 TL lik kitap (ki ben bu fiyata almadım, işe gizem katayım da okuyan fiyatıyla ilgili yorum yapamasın:) çok da matah bir kitap değilmiş. Polisiye diye başlayıp saçma Hristiyan öğretileriyle son bulan bi konusu var. Beni pek açmadı açıkçası...

Bizim Çember Serisine dönersek; uzun uğraşlarla "Kırmızı" yı okumaya başladım. Seri  okumanın verdiği aşinalık ile hızla devam ediyorum bakalım...



Zaten bunu bitirince beni bekleyen son belli; devam kitapları Türkçeye çevrilmemiş...



Bu arada internetten bakıp bakıp hülyalara daldığım , hatta birisi bunu bana alsa ne güzel olur dediğim,  elimde henüz okumadığım kitaplarım olduğunda yenilerini almama  kararıma sadık kalarak  sadece baktığım kitaplar;





Bi de şu Ejderha Dövmeli Kız mevzu var tabi. İlk iki iktabı okuyalı epey oldu. Üçüncü kitabı tek başına sipariş vermeyeyim dedim önce, yanına bir-iki kitap eklesem derken oldumu upuzun bi liste. Vazgeçtim tabii, önce elimdeki kitaplar bitecekti. Bu arada ben konudan uzaklaştım, soğudum.
Ben neredeyse okumaktan vazgeçtim ama kitapyurdu ısrarla her sayfanın altında ikili öneri diye önüme  sürüyor. Ben de inadına almıyorum. Bakalım nereye varacak ("Madem siz almadınız zsize hediye olarak gönderdik" derler mi acep?)

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Neden?



İlk postumla herşeyden şikayetçi bir profil  çizmek istemezdim ama hakkaten şikayetçiyim...
Bu tetrapaklarda satılan 200 ml'lik içeceklerin ambalajına özenle paketlenmiş hatta kundaklanmış pipeti yapıştıran zihniyet neden teneke kutulara aynı özenle yaklaşmaz.Ya da karton kutudan içeni korur gözetir de teneke kutudan içeni gözden çıkarır!!!

Ne idüğü belirsiz depolarda alt alta üst üst istiflenmiş, geceleri de börtü-böceğin ve hatta farelerin ziyaret ettiği (ve umalım ki ziyaretle kaldığı!!) teneke kutuları neden yalamak zorunda bırakılıyoruz!! Hani anladık pipet yuvarlak hatlı tenekenin neresine koyulacak ama bari içilecek kısmı ince bi ambalajla, folyoyla ya da bu işin endüstriyel boyutunda afilli bi isme sahip herhangi bişeyle kaplayın yahu!


Sayın gıda endüstrisi çalışanları ve hatta zihni-sinir proje sahipleri bekliyoruz....

3 2 1 Başlıyoruz



Ve efendim uzuun uzuun blog okumalardan sonra, "tam da benim söylemek istediğim şeyi söylemiş"lerden sonra , e olmazsa ben de bi blog edineyim dedim ve de edindim.
Hadi bakalım başlıyoruz....