Sayfalar

10 Temmuz 2012 Salı

Döndüm...

Tatili bitirip sağ salim evimize döndük...
Bolca dinlendik, az biraz renk değiştirdik ve de nöbetçi sivrisinekler sayesinde de fazladan gözenek sahibi olduk :)
Bol çocuklu bir oteldi o yüzden Eylül de memnun kaldı, dönüşte epey mızmızlandı tabii..
Bol bol çektiğimiz fotoğrafların bir kısmını ekleyip kaçıyorum...


 Plajın en sakın kısmıydı burası, uzun bir sahil olduğu için tıkış tıkış değildi, insanlarla sırt sırta gelmedik denizde :)

 Çocuk parkı en sık gittiğimiz köşe oldu..




 Hayat kurtaran yemeğimiz pembe puding :)





 Dalgalar gıdıklıyormuş küçük hanımı, o yüzden hep havuzu tercih etti..

 Mini Clup sayesinde de sahne tozu yuttu ;)


Eve dönmeye ikna edebilmek için aldığımız kuzu ve sülalesi..Kurbana kadar semirtmeyi planlıyorum kendisini :)

Ve temmuz ayının 6'sı itibariyle bloğum bir yaşına girdi :)


Bu gece kitap çekilişini sonlandırıyorum, yarın kazananı açıklayacağım inşallah....

29 Haziran 2012 Cuma

27 Haziran 2012 Çarşamba

Plaj Elbisesi / Havlusu

Eylül'e bir havlu elbise diktim plajda giymesi için.



Bu elbiseleri hep kullanışlı bulmuşumdur zaten, geçen gün bloglarda gezinirken evde yapılan versiyonunu gördüm ve evdeki bir havluyla uygulamaya koyuldum.





Havlumuz sponsorlu ama idare edeceğiz artık, ya beceremezsem diye diğer havluları kullanmaya kıyamadım..
Ufak tefek desenlerle kamufle ettim..
İşin en zor kısmı da Eylül'e denetmekti, inadı tuttu mu nuh diyor peygamber demiyor..
Duruşu güzel oldu, inşallah kullanışlı da olur..

21 Haziran 2012 Perşembe

Travma




Mike Smith; o bir 'Kilit Sanatçısı'. Kombinasyonlar, şifreler ya da anahtar olmadan herhangi bir kasayı, asma kilidi veya kilitli kapıyı açabiliyor. Zamanını hikayesini yazarak geçiriyor çünkü başından geçenleri paylaşabilmesinin tek yolu bu; yazmak. On yıl boyunca hiç konuşmadı. "Mucize Çocuk" olarak ünlendiği o trajik günden beri.. Tek bir kelime bile.
Mike destek vermekten kendinizi alıkoyamayacağınız o gizemli insanlardan biri-aşkını resimlerle tasvir eden, uçurumun kenarından dönmüş, mücadeleci bir ruh..Sessiz bir dahi..
Özgün içeriğiyle en iyi roman dalında 2011 yılının Edgar Ödülü'ne layık görülen "Travma" ; karakterleri yalnızca belleğinize kazımıyor, aynı zamanda kombinasyonlar ve olasılıklar hakkında sizi kışkırtıcı bir yolculuğa davet ediyor. 

Bir travma ile hayatı yön değiştiren Mike, farklı yeteneği sayesinde "kutu adam"a dönüşür. Açamayacağı kapı/kilityoktur. Ve bu özelliği sayesinde aranılan bir ekip üyesi haline gelir, tabii karanlık işlerde.
Kendini okutan macera kitaplarından birisi Travma. İşin içine esas adamımızın konuşamaması da girince, hikaye farklı bir boyut kazanıyor.
Gerçi kitap bittiğinde altı çizili ya da aklınızda yer edebilen tek bir cümle bile olmasa da kilitleri açan bu sessiz çocuğun hikayesi merak uyandırıyor.
Kapakta yazan övgülerin dozu biraz abartılmış yalnız..
Dengesiz bir yorum gibi oldu sanki :)
Yazın boş bir vakitte okuyabilirsiniz, denk gelirseniz alabilirsiniz ama özellikle peşine düşmenize gerek yok :)

19 Haziran 2012 Salı

Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Barış Bıçakçı'nın çok konuşulan kitabı...
Aslında geçen hafta okumuştum, sıcağı sıcağına kitap hakkında yazmak istedim ama internetin azizliğine uğradım ..Sonra araya misafir ağırlanan günler, iş yoğunluğu,  kitabın evde kalışı vs girdi. Üstüne filmini de izledim ki bir iki laf etmek şart oldu :)



Garip bir efsunu var kitabın...Yaşanılan hayatın ahengi ve uyumu çok etkileyici. Ender'in dilinden anlatılıyor yaşananlar ama Çetin de yanı başında hissediyorsunuz...
Birisi kel, diğeri göbekli iki orta yaş insanı...
Birisi fasülyeleri ayıklarken diğeri bıçakla uzunlamasına ikiye kesiyor,
Birisi sinirlenip küfrederken, diğeri "çayın bitince seslen" diyor..
Masumiyetlerini yenüz yitirmemiş iki sıkı dost ve hayatlarına bavulu ve içinde acılarıyla katılan Nihal.
Barış Bıçakçı'nın anlatımı okuyanın damağında tanıdık bir his, bir aşinalık bırakıyor. Sinek Isırıklarının Müellifi nde de aynı tadı almıştım..Diğer kitapları mutlaka okunacaklar listemde :)

Bu sefer filmini de izleyip geldim :)



Kitabı okumadan izleseydim eminim daha çok sevecektim filmi. Çünkü ben en çok olayları Ender'in Çetin'e hitabıyla okumaktan zevk aldım. Dostluğun inceliğini vurguluyordu. Ama haksızlık etmeyeyim şimdi, bir çok kitap uyarlamasına göre detaylar atlanmadan anlatılmıştı.



İlker Aksum ve Fatih Al filmdeki sıkı dostlarımız..İ.Aksum'un içinde olduğu bir çok yapımı severek izledim zaten. (Biz zamanlar Çarli vardı dimi, onu diğer gruba atalım, Yabancı Damat'ı bile suratsız esas kızına rağmen az biraz izlemişliğim var yani :))
"Fatih Al da bir yerden tanıdık ama" derken google amca sayesinde buldum, Sülüman'ın matrakçısıymış ..

Ve filmi son dönemde tekrar gündeme getiren olay, yönetmeni Seyfi Teoman'ın bir trafik kazasında hayatını kaybetmesi..Toprağı bol olsun...

Kitap öncelikli tavsiyem, üstüne bir bardak demli çayla filmini de izleyebilirsiniz...

12 Haziran 2012 Salı

Çekiliş

drwilldone'ın kitap çekilişi var. Buradan


Sıcak :)

Yok yok şikayet değil henüz, içimiz ısındı valla. Eylül artık rahatça tişört giyebiliyor, annesi "Lülü'nün şortlarını nereye kaldırmıştım ben?" diyebiliyor..
Eylül'ün saçlarını da kestirdik terlemesin diye, artık yaza hazırız :)

Dünden kalan sıcak resimler..

 İlçenin en yaşlı vatandaşı..

 Zıpzıp vaadiyle kuaförde her denileni yaptı, cici kız oldu, gider ayak ojeyi de kaptı..




Acı Çikolata

İçinde yemek tarifleri, aşk öyküleri ve kocakarı ilaçları bulunan roman...



Kitap listeme muhtemelen bir blog yazısından sonra eklenen, isminin cazibesiyle de alınacaklar listeme dahil   olan Acı Çikolata, insanların duygularını farklı yollarla gösterebildiği bir roman. Aşkını, üzüntüsünü, şaşkınlığını mutfakta yaşayan, tarifleri okurken bile insanın ağzını sulandıran yemekler ortaya çıkaran, umut(lu)suz aşık Tita'nın hikayesi...
Aslında mevcut düzene baş kaldıran bir kadın Tita..Aile gelenekleri gereği evin en küçük kızı olarak evlenmemeli ve ölünceye dek annesine bakmalıdır. Ama aşık olduğu gencin ablası ile evlenmesi işleri giderek güçleştirecektir..Ve araya giren onca süre sonunda "sevgi emektir" diyecek mi? (Yok yok spoiler olmadı, arka kapakta da anlatılıyor bu kadarı, ben de azcık Türk Filmi tadı kattım o kadar:))

Romanda işin içine yemek tariflerinin dahil olması çok hoştu benim için. Sihirli bir iksir hazırlar gibi gram gram eklenen malzemeler ve püf noktaları, mumdan zamka kadar her şeyin evde hazırlanması, yemeğin yanında tartışılması nedeniyle pişmeyen fasülyeler, günler öncesi başlayan hazırlıklar ile düzenlenen şölen yemekleri... Keşke yemeklerin resmi de olsaymış dedim :)

 Bu masalsı anlatımı zevk alarak okudum ve tavsiye ediyorum..Filmi de varmış tabii, kitabın üstüne izlenmeli  :)

10 Haziran 2012 Pazar

Haftasonu...

Bu hafta sonunu evde yayılmak suretiyle giçiriyoruz...
Dikiş makineme kavuşmanın sevinci ile dün uzun uğraşlar sonunda kızıma bir nevresim takımı diktim..Kumaşı düzün kesebilmek için epey uğraştım ama sonuç güzel oldu :)



Eylül, bebekliğinden beri süt içme konusunda isteksiz. Tüm denemelerime karşın sadece çilekli süt içmeyi seçti. Biraz içsin sonra onu ballı sütle değiştiririm diye düşünmüştüm ama ballı, kakaolu, muzlu hiç bir çeşidi içiremedim. Bir süre çilekli süt içmesi hiç süt içmemesinden iyidir diye idare ettim ama artık müdahele zamanı geldi..
Çilek mevsiminin gelmesiyle işe koyuldum. Çalıştığım İlçede bolca çilek yetiştiriliyor. Organik çilek pazarında epey yer etmişler. Cuma günü iyi tanıdığım bir yetiştiriciden aldığım çileklerle Eylül için uzun süre muhafaza edebileceğim çilek püresi hazırladım..





Çilekleri dilimleyip, bir miktar şekerle kaynattım. (Şeker miktarını marmelattan biraz daha fazla tuttum ki dayanıklılığı artsın) Kaynayan karışımı blenderdan geçirdim ve 1-2 dakika daha kaynatıp,sıcakken kavanozlara doldurup, ters çevirdim. Kavanozları özellikle küçük seçtim ki en fazla bir hafta içinde tüketilebilsin..



Büyük bir bardak süte 3-4 tatlı kaşığı eklediğimde gerekli renk ve aromayı elde edebiliyorum, şekeri de hazır sütlere göre daha az..

(Fotoğraf parladığı için rengi pek anlaşılmıyor ama sütün rengi pembe,  bir önceki resimde daha iyi görünüyor..)

Eylül de beğendi..
Benim de içim rahat eti.
Aynı karışımın dondurmaya da çok yakışacağını düşünüyorum :)
Bugünlerde çilekli sütte kullanılan renklendiricilerle (karmin) ilgili epey haber yapıldı biliyorsunuz. Benim eğitimini aldığım konu olduğu için sürpriz bir durum değil. Zaten gıda katkı maddelerinde de benim için öncelikli olan böcekten elde ediliyor olması değil, kanserojen etkisini olmaması. Ve hazır çilekli sütten kaçacağım derken kullandığım çilekte pestisit ve hormon olmaması..Maalesef bu konuda açıklama yapanlar da konunun ehli olmayıp müftüsünden spor hakemine kadar alakasız kişiler..
Neyse çilek karışımına dönersem, hazır çilekli sütün tadını ve aromasını yakaladım diyebilirim. Sütte ve dondurmada çilek sevenlere de denemelerini öneririm.

Ve bahçenin yenilesi ve seyredilesi güzellikleri :)





İyi hafta sonları diliyorum..

Kitap Çekilişi

ÇEKİLİŞ SONA ERMİŞTİR...

Yaza girdiğimiz şu günlerde, sahil kitaplarınız benden...
Çekilişle katılanlara üç tane kitap hediye etmek istiyorum...



Yeşil: Çokça bahsettiğim Çember Serisi'nin ilk kitabı veya son kitabı. Kafa karıştırıcı bir tanım oldu değil mi? Çember Serisi iki şekilde okunabiliyor ve alternatiflerden birisi de Yeşil'den başlamak. Ben seriyi tamamladım (almayı, okumayı değil henüz:)) ve elimde iki tane Yeşil var...
Boleyn Kızı: Uzun zamandır kütüphanemde bekliyor ama okumaya elim gitmedi henüz. Konusuyla ilgili yorum yapamayacağım ama çıktığı dönemde çok ses getirdiğini hatırlıyorum..
Bakirenin Aşığı: Boleyn Kızı'nın devamı. Artık şanslı kişi okuyunca bizim için yorumlar :)



Kitaplar yeni ve hiç okunmadı...

Çekiliş şartlarıma gelirsek
-Bloğumun izleyicisi olmak,
-Aşağıya yorum bırakarak özellikle mail adresini belirtmek...

Ayrıca zorunlu olmamakla birlikte herhangi bir alanda paylaşım yapıp linkini belirtmeniz durumunda (+)  çekiliş hakkı vereceğim..
Çekilişi klasik tombala usulü ile kızıma yaptıracağım..
Kargo ücreti bana ait tabii:)
Son katılım tarihi 10 Temmuz, saat 22:00 de sonlandıracağım çekilişi..
İyi şanslar...

8 Haziran 2012 Cuma

Karahindiba

Tanrı benden bir ısırık almış, tadımı beğenmemiş, bir kenara fırlatıvermişti...





Kapak resmiyle beni çağıran kitaplardan Karahindiba, iyi ki de çağırmış...:)
Sinan Sülün'ün ilk kitabı, üç öyküden oluşuyor. Yazarın çok sıcak bir anlatımı var, aynı dönemde büyümüş olmanın getirdiği aşinalıklar da satır aralarından göz kırpıyor.
Üç öykü de etkileyici, ben en çok Pelikan'ı sevdim; Numan'ın usanmadan paspasladığı, çocukların Helvacıoğlu flüt için kapısını çaldıkları dükkan her detayıyla canlandı gözümde...

"Mavi, aşçıbaşının sırtında götürülürken boynunu uzattı, bir zamanlar özgürce uçtuğu gökyüzüne son kez baktı. Baharın insanı sarhoş eden kokusunu içine çekti. Gülümsedi. Dünya tersten çok güzel görünüyordu."

Rıfat, önünde ayakkabıların biriktiği açık kapıdan girmedi ya ben kendimi zor tuttum kafamı uzatıp içeri bakmamak için..

"O anı hatırladıkça hala çok kötü oluyorum. O mesajdan sonra bir daha ne cep telefonu kullanabildim ne de Rum karakterlerin Türkçe konuştuğu bir filmi izleyebildim."

Sinan Sülün '80 doğumlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun olmuş..Öğrencilik yıllarından itibaren tezgahtar, garson, gişe memuru, redaktör, muhabir, editör, reprezant olarak bir çok işte çalışmış..
Eşime "Fetih yaşını geçtin ama roman yazacak yaştasın" diyesim geldi:)

Kitap ismiyle, "çimenlerin arasındaki sarı çiçek" diye bildiğimiz, görünce koparıp bir nefeste tohumlarını uçurduğumuz Karahindiba'nın adını öğretiyor, adını öğrenince de insanda "yeri gelse de bir cümlede kullansam " etkisi yaratıyor :)



Kapaktaki resmin cazibesine kapılıp, kitabı elinize aldığınızda arka kapakta Metin Üstündağ'ın yazısını görüyorsunuz "Okuyun, pişman olmayacaksınız." diyor. Benim yorumum Met-Üst'ün yanında ne kadar etkili olur bilemem ama 
Okudum, pişman olmadım. Siz de okuyun...

Alakasız not: Bir ay kadar tamirde kalacağını düşündüğüm dikiş makinem iki gün içinde servisten geldi, ne dikeceğimi bilmememin de etkisiyle, lüzumsuz bir sevinç yaşıyorum :)) 

7 Haziran 2012 Perşembe

Kabuk Adam

"Bazen insana hiçbir şey hatırlamak kadar acı vermez, özellikle de mutluluğu hatırlamak kadar. Unutamamak. belleğin kaçınılmaz intikamı. Herhangi bir iz taşınıyorsa eğer, bu bir zamanlar bir yara açıldığındandır."

 (Kapaktaki şekilleri tam anlamlandıramadım ama  ilk gördüğümde çok ilgimi çekmişti ve kitap kapağıyla aklımda kalmıştı.)


"Şık olmakla cinayet işlemek arasındaki o çok ince çizginin öyküsü..."

Kabuk Adam, dün ki absürt komedi tarzımın üzerine oldukça etkileyici ve hatta vurucu bir sayfa açtı..
Karayipler'de yaşanan ve etkisi bir ömür süren kısacık bir hikaye...
Geçmişiyle yüzleşemeyen bir  Fizikçi ile yerli bir adam, Kabuk Adam'ın kesişen yolları..

Okuduğum ilk Aslı Erdoğan kitabı. Ve yazarın kendisinin de CERN'e kadar uzanan bir fizikçi olup, sonradan yazar olmayı seçmiş olmasının, kitabın benim üzerimdeki etkisini arttırdığı bir gerçek..


Elinizi bir deniz kabuğunun kıvrımlarına yerleştirip okuyun kitabı...

Vanilya Club Haziran Kutusu

Evde döndüğümüzde her birimiz için birer kargo vardı, gerçi doğum günü çocuğu bendim ama, paylaştık  artık :)
Benim payıma düşen Vanilya Club kutusuydu..

Artık kutu işinden de hevesimi aldım galiba, zaten artık tekrarları oynamaya başladık. Aynı ürünün simlisi-simsizi, ozonlu krem/şampuan/losyon, plasentalı bilimum ürün derken, ilk aylardaki cazibesini kaybetti.
Bu ayın Vanilya Club kutusunda da ;
-Nuxe Kuru Yağ (su defa simlisi)
-China Glaze Oje (bu marka gönderimleri hep iddialı renklerde, seyretmesi güzel ama benlik değil)
-Loccitane Sabun (Buna itirazım yok, seviyorum Loccitane ürünlerini ve de her türlü sabunu :)
-YoungBlood Toz Mineral  Fondöten (fondöten kullanmadığım için cazip gelmeyen ürünlerden)
-Liquid Gold Yüz Temizleme Jeli (markalar değişse de bu minik paketler birikti evde)
-The Lift bir uygulamalık paket (bu da öncesinde LilaKutu'da çıkanlardan)
-Bvlgari testerları (erkekler için olanı güzel kokuyor:), Eylül'ü oyalamalık parfüm stokladım epeyce..)







Demem odur ki, bir süre kutu işine ara vereceğim. Yaz geçsin bakalım, çeşitlilik değişirse (ki benimle ayı görüşü paylaşanların arttığını düşünüyorum, o yüzden ufak değişiklikler yapabilirler), 2-3 ay sonra güncelleyebilirim üyeliğimi..