Millet fark etmeden diyet yapar, bense beyti!! Adam ve de ince olamayacağımın göstergesi....
Cumartesi evde kalan yufka ve kurban öncesi bitirilmesi gereken kıymayı değerlendirmekti amacım. Oktay Usta'nın bir tarifini görmüştüm, yufkaya sardığı kıymayı küçük küçük kesip çöp şişe takmış, fırınlamıştı. Onu yapayım dedim ama evde çöp şiş bulamadım. Amaan benimki de şişsiz olsun deyip, hazırladığım köfteyi yufkaya sardım, tepsiye sıralayıp pişirdim. Bu arada kuru olmasın üzerine salçalı bir sos yapayım dedim, e kıyma ve salçalı sos varsa üzerine yoğurt dökmek farz olur.
Bu arada eşim mutfağa girdi, alıcı gözle yemeğe bakıyor, "ben bir yemek uydurduğumu sanıyordum ama sabırım beyti yaptım" dedim :)
Junior porsiyon..
Eşim ve Lülü severek yediler ama sos yufkaları yumuşattığı için bana göre değildi (kıyma pişmezse düşüncesiyle, sosu döktüten sonra tekrar fırınladım). Beytinin kendisini de pek sevmem zaten. Ayrıca bir sonraki denemede köftesini önceden pişirmeye karar verdim..
Cumartesi hava oldukça güzeldi, eşimi bisiklet turuna gönderip biz Lülü ile bahçeye yayıldık. O toz toprak oynadı, ben sırtımı güneşe dönüp keyifle çayımı içtim, kitabımı okudum.
Önümüzde hazır kabağı ve bal arılarını görünce, kabak ile kavak ağaçını karıştıran Lülü'ye aradaki farkı anlattım. O da bana bal arıları ile ilgili bildiklerini anlattı :)
Ve Watership Tepesi bitti nihayet, yazısı geliyor...
Pazar gününün de güneşli geçeceğini düşünüp bahçede keyifi tekrarlamayı planlıyordum. Sabah beni balkondaki saldalyeleri devirip kalan çamaşırlarımı ıslatan fırtına uyandırdı!!!Tüm gün yağmurluydu, ev karanlıktı ve yaptığım hiç birşeyden keyif alamadan dolandım durdum...
Resim, boyama, aradaki farkı bulma, yapboz vs ile günü bitirdik...
Dünkü havaya karanlık derken yanıldığımı sabah evden çıkarken anladım. Bildiğin sahur vaktiydi yahu!!Korka korka durağa kadar koşar adım gittim. Alalım artık şu saatleri ileri...
Bu sahneye bir de köpek musallat iyi mi? Şemsiye marifetiyle ürküttüm...























































