Sayfalar

23 Temmuz 2013 Salı

Ramazan

Haftasonu gezilerine Ramazan nedeniyle ara vermiştik. Bu hafta hem Eylül'ü gezdirmek hem de evde birikmiş olan işlerden kaçabilmek için kendimizi dışarı attık.
İstikamet Kuğulu Park (Seydişehir). Ben şehir merkezindeki parka gideceğimizi sanarken kendimizi Antalya yolunda bulduk. Dağlara sırtını dayamış Kuğulu Park, göletleri ve de kuğuları ile sakin, serin bir yer. Bayram sonrasına bu sakinlik kalır mı bilmem ama tam hamaklık bir yerdi ve bizim hamağımız yanımızda değildi :(

 Bu manzaraya bakınca "burası kışın harika olur" dedim. Yaza doydum galiba :)

 Ayşe de halinden memnundu, Eylül 'amman Ayşenin başına güneş geçmesin'  diyerek kendini feda edip şapkasını verdi.


 Eylül'ün objektifinden. Bu aralar fotoğraf çekmeyi çok seviyor. Evdeki eski makineyi ona tahsis edeceğiz, ne kirli çamaşırlarımız çıkar artık ortaya ;)


 Bu da minik ziyaretçimiz. Yanımızda sadece çubuk kraker vardı, onu verdik. Bir iki tane yedikten sonra ilgi göstermedi, eşim 'tuzlu geldi galiba' deyince Eylül elindeki çubukların tuzlarını kemirip vermeye başladı :) Sonuç değişmedi tabi...




 Bayram sonrasında esaslı bir piknik için tekrar gitmeye karar verdik...


Bu aralar kitap işini gevşettim, bari Ramazan ruhuna uyup bir yemek tarifi vereyim :)

Kızartılan yemekler benim mutfağımda pek yapılmaz, varsa fırın uyarlaması tercih edilir. Bunlardan birisi de Fırında Kabak Mücver

Malzemeler
-İki tane kabak
-Bir orta boy patates (isteğe bağlı)
-İki yumurta
-Peynir (miktarı ve çeşidi size kalmış, ben az yağlı beyaz peynir kullandım)
-Üç çorba kaşığı kadar un
-Yarım çay bardağı kadar süt
-Yeşil soğan
-Maydanoz (orjinali dereotu ama ben sevmediğim için yerine biraz maydanoz ekledim)
-Üzerine rendelenmiş kaşar peyniri

Tepsiye yağlı kağıt serdim ve kaşar peyniri kullandığım için ayrıca yağ ilave etmedim. İftar sofrasına yakışacak hafiflikte oldu, denemenizi öneririm...


Bakire

Bakire-Nancy Pickard
Takas kitaplarından...( Bu da cangz 'dan gelenlerden ;))


Ramazan mahmurluğuyla haftada bir kitabı ancak okuyabiliyorum. Tabi özellikle yorucu olmayanları seçiyorum ;) Bakire'nin isminden yola çıkarak son dönemde yaygın olan fantastik kitaplardan birisi olduğunu düşünmüştüm, Allahtan öyle değilmiş :)



Küçük bir kasabada ölü olarak bulunan bir genç kız ve değiştirdiği hayatlar, yıllar sonra açığa çıkan gerçekler konu edilmiş. Fazla beklenti içerisinde değildim ama özellikle sonlara doğru kitap oldukça sürükleyici bir hal aldı. İlahi adalet kısmı biraz bol kepçeydi ama kazanan iyiler olunca insan itiraz edemiyor. Sanırım güncel olayların da etkisiyle 'adalet'e hasret kalmış olmamızdan...

11 Temmuz 2013 Perşembe

Peri Masalım

Ramazanın ilk günleri uyku adaptasyonu nedeniyle pek bir mahmur geçiyor. Okuduğum kitapları da buna uyarlamak zorunda kaldım, Murakami oruç kafayla pek çekilmiyor. Okunacak kitaplarımı karıştırıp 'hafiflerini' seçtim.


 Bunu çevirmeye hiiç uğraşmayacağım çünkü beceremiyorum.
 Azcık çabalarsanız böyle de okunuyor :))

Peri Masalım, adı üstünde masal olduğu için okuyanı bunaltmaz diye düşündüm. Beni yanıltmadı tabi, şezlong kitabı havasındaydı. Gerçek olamayacak kadar zengin+yakışıklı+nazik+aşık adamların yer aldığı fantastik bir kitaptı. Hafif de başım ağrıyor ama okumayı bir deneyeyim deyip elime aldım ve bitirdim ;)
Takasla gelen kitaplardan birisiydi Peri Masalım (sevgili cangz dan). Takas için ayırdığım kitaplar azaldı ama kitaplığımı özden geçirip yeni kitaplar eklemeyi düşünüyorum. Hatta iki kitap var ki kalanlar içinde, kargoyla gide gele çilekeş oldular. Tam doğumgünümde bir kişi talip olmuştu onlara, ben de hadi bugünün hatrına kargo karşılığında göndereyim dedim. Önce Ptt kargoyla gönderdim ve adres yanlış diye geri döndü. Maille durumu açıklayınca alıcı 'nasıl olur, beni aramadılar ' vs dedi. Sonrasında bir de Yurtiçi kargoyla gönderdim bu sefer de bana 'kargo problem çıkarıyor' diyen alıcı paketi almak istememiş!! Onca takas yapıp hiç problem yaşamazken, şirinlik yapıp kitap göndermeye kalkınca iki defa kargo parası ödeyip rahatladım. Kitapları da cami avlusuna bırakacaktım ama konusu ortama pek uygun olmayacağı için tırstım..

Ramazanın hayrının devamı dileğiyle...

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Tatil Biter, Kürkçü Dükkanına Dönülür...

Eveet tatil de bitti, artık Ramazan'da şafak sayacağız :)
Bir günlük dinlenmenin (belki de yorulmanın) ardından işbaşı yaptık. Hızlıca rutine alışıp yarın sabah da Ramazan 1 diyeceğiz inşallah. Allah sabrımızı bol versin...




Kısa bir tatil turu yapalım;

 Bebeğimizi kremleyerek düştük yollara.

 Otelin fiziksel koşulları güzeldi (kalabalığı saymazsak)

 Annesinin diktiği tulumla salınan Eylül :)

 Kapanın elinde kalan şezlonglar..

 En serin köşelerden birisi..

 Kumuna aldandığımız çakıllı deniz.


 Eylül'ün dört gözle beklediği, çocukları pelte kıvamına getirip çabucak uyutan 'mini disco'.


 Anketör edasıyla dolaşan yavru :) Eline bir defter tutuşturup rahat rahat kahvelerimizi içtik :)

Dönüşte valizleri içeri alıp hemen bahçeye koştuk. Bir haftada ne kadar büyüdüklerine şaşırdık :)
Bizi bekleyen kabakları dilimleyip fırınladık, afiyetle yedik. Eylül iki tabak yedi, lezzetini düşünün artık :)

Bu zavallıcığın tatili pek iyi geçmemiş gibi :) Garibim eriyip donmaktan helak olmuş ;)

Tatile iki kitapla gidip yaklaşık 10 sayfa okuyarak döndüm!! Tatilde yaban koyunlarının izini sürmek pek eğlenceli değildi. Lizbona Gece Trenine binip ağaç altındaki şezlonglara gitme hayalim de Eylül engeline takılınca, tatildeki okuma serüvenim yön tabelaları ile sınırlı kaldı. Ramazanda da pek okuyamayacağım düşünülürse, yaban koyunları arayı epey açacak gibi. Ne diyelim sağlık olsun...


Hayırlı Ramazanlar dilerim... Gönül zenginliğimizi arttıran, hoşgörü dolu bir ay diliyorum...



29 Haziran 2013 Cumartesi

Eylül İçin Diktiğim Tulum

Yazın çocuklar için en ideal kıyafetlerden birisi tulum. Uzun zamandır internetten model bakıyordum, nihayet ben de diktim bir tane.

 
 
 
 
 
Kalıbın çıkarılışı ve dikiş en ince detayı ile burada anlatılmış. Benim gibi acemiler için oldukça açıklayıcı.
Orjinalince direkt şorttan kalıp çıkarılmış ama ben pantolon patronu kullandım, henüz elim o kadar yatkınlaşmadı. Üst kısımları ve boyunu göz kararı yaptım, roba kısmına çok uğraştım ama sonunda oldu. Sadece biraz yüksek yapmışım ama boynuna değmediği için sorun olmadı.
Benzer bir kumaş daha almıştım, onu da elbise yapmayı planlıyorum. Tabi tatil sonrasında :) Gerçi o zaman da Ramazan gelecek, artık bayrama dikerim :)

24 Haziran 2013 Pazartesi

Ne Kokluyorum

Hep ne okuyorum olmaz ya, hadi buyrun ne kokluyorum :)

Efendim vanilya kokluyorum. İçinde vanilya/kokusu olan herşeyi severim; iştahla yer, bayıla bayıla kullanırım. Kremde, mumda, sabunda favorim...


 Yves Rocher'i Kayseri'de bırakmıştım, buralara henüz açılmadı ama 'yakındaymış'...
Bunlar internetten aldıklarım. Söylememe gerek var mı bilmem, çok güzel kokuyor...

Duş jellerinden beyaz olanı pamuk çiçeği kokulu, ferah...Pamuk çiçeği nasıl kokar bir fikrim yok, ki bana daha çok çağla gibi koktu :)
Pembe olan lotus kokulu, bildiğin anneanne vazelini gibi kokuyor :)

Kullandıktan sonra fikrim ne yönde olur bilemiyorum tabi...

Ben bugün bunları kokluyorum, siz?

Kitap Takası (no: ohoo ); miyav kedicikten gelenler

Sevgili miyav kedicik ile kitap takasına doymadık, doyamadık :)
Kitapla başlayıp bir çok ortak nokta keşfettik kendisiyle. Zaten aynı şehri paylaşıyoruz, bir gün kahve keyfini de paylaşacağız inşallah.
 Etkinliğimizin adı 'kitap takası' ama gelen paketler bende 'doğum günü çocuğu' etkisi yapıyor.
Miss gibi kokan paketin içinde yok yok


Özlem Hanım teşekkür ederim, çok incesiniz...

Gece Evi Serisinden benim gönderdiğim kitaplar da burada.

Takasla gelenler, internetten gelenler, sahaftan aldıklarım derken  kitaplarla değil kule resmen toplu konut inşa ettim ben :))

Haftasonu, Bahçe, Kitap, Dikiş vs...

Hızlı bir haftasonunu daha geride bıraktık. Susuz ve de uykusuz işbaşı yaptık :)
Cumartesi anne-kız evde yalnızdık, Eylül'ün isteği üzerine kahvaltımızı balkonda yaptık, sonrasında tüm gün evde amaçsız gezinip durduk. Eylül boya yaparken ben de kitabımı bitirdim.

Takasla gelen kitaplardan.
Bir ileri bir geri Önder'in hikayesi...Aslında o kadar da kötü bir adam değil sanki...

Pazar günü tüm bina sakinleri için bahçe ve çalışma günüydü. Beyler bahçede masa yapım işlerine devam etti, ben bahçedeki otları çapaladım, kızlar bahçede toza toprağa bulanıp oynadı.

 Bu masanın verniklenmemiş hali. Masayı bitirip taburelere geçtiler. Takım tamamlanınca bahçe keyfine bu ekiple devam edeceğiz :)

 Minik seramızın içinde çekirdekten yetiştirdiğimiz domates ve salatalıklar. Gözümüz gibi baktık onlara :) Salatalıkları yemeye başladık, darısı diğerlerinin başına.

 Bahçenin genel görüntüsü, geçen hafta çekmiştim fotoğrafı, bir haftada epeyce büyüdüler. Duvar dibinde de haşmetli patateslerimiz var, bu sene yüksek bir rekolte bekliyoruz kendilerinden :)
Duvarın üzerinde kirazlara dadanan bir ikili var ama belli olmuyor.

 
 Çilekler ve marullar.

 Duvarın üzerine çıkıp dallar arasında kaybolan Eylülle teyzesi. Tabi kirazı dalından yemesi bir başka :)


Ve pazar sabahı tamamladığım şortum. Kumaş esnek değil o yüzden rahat olsun diye bir beden büyük kesmiştim. Ama çok bol oldu, yanlardan daraltmama rağmen pantolon-etek gibi durdu :) Uzun uğraşlar sonunda cep diktiğim için daha fazla oynama yapamıyorum. Bu haliyle giyeceğim artık.
Yalnız kumaş mütkiş renk verdi. Elim, yüzüm, makina herşey boyandı. Makinayi alkolle temizledim, kumaşı da tuzlu suya yatırdım. Umarım işe yarar yoksa şortu giyince şirinlere döneceğim...

Uzun zamandır aklımda olan Murakami kitaplarından Yaban Koyununun İzinde'ye başladım, bakalım nasılmış...



En hızlısından bir hafta diliyorum :)

20 Haziran 2013 Perşembe

Saklambaç

Saklambaç-Lisa Gardner
Takas kitaplarımdan.



Okuduğum ilk Lisa Gardner kitabı Saklambaç.
Oldukça sürükleyici bir konusu var kitabın, olaylar eski bir akıl hastanesinin bahçesinde mumyalanmış altı çocuk cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Ve hayatı bilmediği bir tehlikeden kaçmakla geçmiş olan Annabelle okuduğu gazeteden 'ölü olarak bulunduğunu' öğreniyor. Sonrası çok bilinmeyenli, bol heyecanlı...
Olayların kurugusu güzeldi, tam bir şüpheli için 'aranan adam bu olmalı' derken yeni bilgiler devreye giriyor. Gerçi işin içinde fazlaca polisiye/macera kitabı okumanın verdiği 'bazı klişelere aşinalık' olsa da (ikili ilişkiler, polislere has 'ben birini vurdum suçluluğu', 'girme oraya girme' dedirten bodrumlar ...vs) bence gayet güzel bir kitaptı. Bir günde bitti (tabi uykumdan, bahçe keyfinden, Eylülle oyun oynamaktan feragat ederek)...

Tavsiye edebileceğim polisiyelerden...
Elimde okunacak bir Gardner kitabı daha var (Tek Başına), yazara ait önerebileceğiniz kitaplar varsa duymak isterim :)

19 Haziran 2013 Çarşamba

Öldüm...Ve Yazdım

Öldüm...Ve Yazdım-Alkım Uysal



Takasla kütüphaneme giren kitaplardan.
Ayrılık acısı üzerine yazılmış kısa bölümlerden oluşuyor kitap. Bir kadının dilinden büyük özlemini, acısını, sevgisini dinliyoruz...



Peki okuduklarım bana etkileyici geldi mi? 
Gelmedi..

Yirmili yaşlarımın başında Cezmi Ersöz okumayı çok severdim (hala da severim ama okuma sıklığım azaldı). Ayrılığa ve hüzne dair hikayelerde C.Ersöz her zaman bir numaram olmuştur. Kitaplarını okumak belli bir döngüydü benim için, ruh halimden anlardım zamanının geldiğini. Hatta kitabı okurken dinlediğim şarkılar bile değişmezdi, illa ki Leman Sam...

Öldüm...Ve Yazdım bu yüzden biraz yüzeysel geldi bana, içime işleyemedi. 

Tabi dillendirmekten çekindiğim 'yaş faktörü' de etkili olmuş olabilir ...;)

18 Haziran 2013 Salı

Hikayem Paramparça

Hikayem Paramparça-Emrah Serbes

Erken Kaybedenler ile tanıştım E.Serbes'le. Yine kısa hikayelerden (ve metinlerden) oluşan bir kitap Hikayem Paramparça. Kitapta yer alan metinlerin büyük bir kısmı Afili Filintalar da yayınlanan 'afili parçalardan' seçilmiş, kitaptaki son hikaye 'Galip İşhanı' ise ilk kez yayımlanmış.



Yazarın Behzat Ç serisini okumadım ama bu kitapta da bir 'erken kaybedenler' tınısı var. İki üç  sayfalık hikayeler yanında bir iki cümlelik metinlerle 'bizden' tespitler yapmış yazar...

Alıntı yapabilmek zor, insanın tüm kitabı yazası geliyor. Çok beğendiğim kısımları fotoğrafladım, en çok da 'kapanış konuşmasını' sevdim.




Bir ara da Behzat Ç. serisini okumalıyım.

 Emrah Serbes'i okuyun, okutun...

Kahperengi

Hande Altaylı'nın üçüncü kitabı. İlk kitabını (Aşka Şeytan Karışır) okumuştum, öyle çok da akılda kalıcı bir hikayesi yoktu, kadın-erkek ilişkisi eksenli olduğu için kolayca okunduğunu hatırlıyorum.
Kahperengi'nin de ismi dikkatimi çekmişti daha sonra da diziye uyarlandığını duydum. Diziye ise hiç şans tanımadım (zaten biz evde belgesel izliyoruz :)) yok valla belgesel bile izleyemiyoruz. "Arka Bahçede Bilim" ve "Mr. Maker" çizgifilm dışında insan yüzü görebildiğimiz programlar)



Kitaba büyük beklentilerle başlamadım ama hikaye oldukça akıcıydı. Kitaptaki karakterler kötü (ve haliyle kötülüğü, terk edilmeyi hak eden) ve iyi (gözü kapalı güvenilen) olarak ayrılmış gibi, o yüzden olaylar üzerinde kafa yormaya lüzum kalmayacak şekilde tasarlanmış. Okuyorsunuz bitiyor. Final biraz zorlama gibi geldi ama zorlanmadan kadın-erkek ilişkisi olmaz di mi? :)

Tek sıkıntı, diziyi izlememiş olmama rağman Narin'i Özgü Namal'ın canlandırdığını biliyor olmamdı. Kitabı okurken kafamda kendi karakterimi çizemedim, gözümün önüne hep Namal geldi, kart sesiyle hep o konuştu!!

Yolculukta veya tatilde rahat okunabilecek kitaplardan, parça parça okuduğunuzda 'en son ne olmuştu' demeden devam edebilirsiniz. Kitaplığınızda durmasına gerek yok bence, kütüphaneden, eşten dosttan ödünç alıp okuyun ;)

17 Haziran 2013 Pazartesi

Kardeşimin Hikayesi

Zülfü Livaneli'nin son kitabı Kardeşimin Hikayesi,

Büyük beklentilerle  başladım kitaba.Kapak resmini çok orjinal buldum, kendimce gizemli kurgular yaptım.
 Karadeniz kıyısında gözlerden uzak bir köy, emekli bir inşaat mühendisi, işlenen bir cinayet, meraklı bir gazeteci, ve gizemli kardeşin öyküsünü konu alan (modern) Binbir Gece Masalları...
Ama kitap başından sonuna kadar cazip hale gel(e)medi. Kitabın büyük bir kısmını kardeşin hikayesi başladı başlayacak diyerek okudum, hikayeye sıra geldiğinde ise gizemli olan kısmı anladığım için olayın sürprizi kalmadı.Bir an önce bitsin düşüncesiyle okudum kitabı.
Kardeşimin Hikayesini heyecanlı, akıcı bulanlar da var. O yüzden net bir tavsiyede bulunmayacağım. Okuyup karar vermek gerek...