Bu çember serisi saçımı ağarttı benim. Okuması değil de çıktı mı çıkıyor mu diye beklemesi!!Bu martı yayınevi neyi amaçlayarak yayınlıyor kitapları anlamadım. Seri iki şekilde okunabiliyormuş: Yeşil+Siyah+Kırmızı+Beyaz ya da Siyah+Kırmızı+Beyaz+Yeşil . Ben tesadüfen ikinci alternatifi uyguladım. Ama kitapların yayınlanma sırasına bakın: Siyah-Kırmızı-Yeşil. (Beyaz henüz ortalıkta yok)
Bu ne yahu ben bile yazarken sıkıldım, lisedeki olasılık hesapları gibi oldu.....
Anlayacağınız ben 'Beyaz'ı bekliyorum, serinin ilk iki kitabına da (yeni çıkan kitap fiyatı ödeyerek) ön siparişle falan sahip olmuşken, 'Yeşil'e metro marketin ucuz kitap sepetinde rastlıyorum. İlk yorumum şu oluyor "ama bu yeşill.." Eşim ise bu ne saçma bi tepki der gibi bakıyor bana. Bi telaşla sepeti karıştırıyorum belki 'Beyaz' ı da bulabilirim diye. Ve bulamıyorum...
Sonuç: laf olsun diye ve de ucuz diye ve de çember serisi de yarım kalacak galiba diyerek şu kitapları alıyorum;
Kitap seçerken dikkat ettiğim şahane kriterlerime gelince; kitabın isminde şeftali oluşu hoşuma gitti:) Diğerleri ıvır zıvır kitaplar olunca (memlekette ne çok vampir,cadı hikayesi varmış kardeşim) bari şu börtü böcekli olanı alayım dedim.
Tatil sonrası ayaklarım geri geri giderek geldim işe. Sırf iş yapmamak için de Ölüm Yeri 'ni okudum. Fena değilmiş aslında. Cinayet soruşturması, kitabın sonunda değişen akış, işinde popüler ama felçli bir kriminolog, fit ve güzel bir kadın polis vs...
Bi arada da şu şeftali olayını çözerim :)
28 Temmuz 2011 Perşembe
Az - Hakan GÜNDAY
Ve nihayet okudum... Tatilde hem de; arabada bulduğum 10'ar dakikalık aralarda, eylül uyuduğunda ya da oyuncaklarına daldığında, masadan erken kalktığımda, yataktan erken kalktığımda, yatağa erken gittiğimde......Ha kitap o kadar uzunmuydu? Elbette hayır sadece benim kitaba ayırabildiğim süreler kısacıktı..
Aslında aklımda Kinyas ve Kayra vardı.Yani onunla başlamak istiyordum ama o kitap listemde beklerken alınmayı, Az bir marketin kitap reyonunda attı kendini kucağıma (Aslında marketten kitap almak kitap ruhuna aykırıymış gibi gelir hep, yapılan yorumları okumadan pat diye alınmazmış gibi gelir ama dedim ya o atladı!)
Kitabın yarısı Derdâ'nın kalanı da Derda'nın hikayesini anlatıyor. Şiddetle erken tanışan ve mecburen erken büyüyen çocuklar.Anlatımını oldukça beğendim Hakan Günday'ın.Okumakta neden bu kadar geç kalmışım dedim..
Yanlız olaylarda tesadüflerin çokluğu sıkıcı olabiliyor zaman zaman. Bir de iki hikayenin kesişimi....Yani ilki normal görünmekle birlikte ikincisi zorlama geldi biraz...
Özetlersem; okuyun mutlaka. Tadı damağımda kaldı...
11 Temmuz 2011 Pazartesi
Bugünlerde...
Ben bugünlerde;
Ucundan kıyısından Ted Dekker'a bulaşmış bulunmaktayım. Eşimin marifetiyle evimize bu kitap geldi:
Zaten bunu bitirince beni bekleyen son belli; devam kitapları Türkçeye çevrilmemiş...
Bu arada internetten bakıp bakıp hülyalara daldığım , hatta birisi bunu bana alsa ne güzel olur dediğim, elimde henüz okumadığım kitaplarım olduğunda yenilerini almama kararıma sadık kalarak sadece baktığım kitaplar;
Ucundan kıyısından Ted Dekker'a bulaşmış bulunmaktayım. Eşimin marifetiyle evimize bu kitap geldi:
E tabi okumamak olmaz..İlginç bi kitap. Giriş kısmı biraz sıkıcı olmakla birlikte ilerledikçe konu daha anlaşılır bir hal alıyor ve hatta heyecan artınca beklenen oluyor; kitap bitiyor!!Ve eşimin farkına varmadan aldığı her kitapta olduğu üzre bu kitabın da serisi varmış (Çember Serisi). Ve hatta devamında okuyacağım kitap da henüz Türkçeye çevrilmemiş. Haydaa..... dedikten sonra bari başka bi ted Dekker kitabı okumaya karar verdim. Zaten Siyah'ın konusuna alışıncaya kadar ne çektim, bari yazar aynı kalsın da yadırgamayayım... Böylelikle "Kutsal Meclis"i okudum arada.
Fotoğrafın üzerinde fiyat var ya onu da sökesim geldi. Nedense kitabın üzerindeki fiyat etiketlerine alerjim var. Galiba birilerinin adını bile duymadığı kitapların kalınlığına ve fiyatına bakarak yorum yapmasına mani olmak amacım.
Neyse efendim bu 7,90 TL lik kitap (ki ben bu fiyata almadım, işe gizem katayım da okuyan fiyatıyla ilgili yorum yapamasın:) çok da matah bir kitap değilmiş. Polisiye diye başlayıp saçma Hristiyan öğretileriyle son bulan bi konusu var. Beni pek açmadı açıkçası...
Bizim Çember Serisine dönersek; uzun uğraşlarla "Kırmızı" yı okumaya başladım. Seri okumanın verdiği aşinalık ile hızla devam ediyorum bakalım...
Zaten bunu bitirince beni bekleyen son belli; devam kitapları Türkçeye çevrilmemiş...
Bu arada internetten bakıp bakıp hülyalara daldığım , hatta birisi bunu bana alsa ne güzel olur dediğim, elimde henüz okumadığım kitaplarım olduğunda yenilerini almama kararıma sadık kalarak sadece baktığım kitaplar;
Bi de şu Ejderha Dövmeli Kız mevzu var tabi. İlk iki iktabı okuyalı epey oldu. Üçüncü kitabı tek başına sipariş vermeyeyim dedim önce, yanına bir-iki kitap eklesem derken oldumu upuzun bi liste. Vazgeçtim tabii, önce elimdeki kitaplar bitecekti. Bu arada ben konudan uzaklaştım, soğudum.
Ben neredeyse okumaktan vazgeçtim ama kitapyurdu ısrarla her sayfanın altında ikili öneri diye önüme sürüyor. Ben de inadına almıyorum. Bakalım nereye varacak ("Madem siz almadınız zsize hediye olarak gönderdik" derler mi acep?)
6 Temmuz 2011 Çarşamba
Neden?
Bu tetrapaklarda satılan 200 ml'lik içeceklerin ambalajına özenle paketlenmiş hatta kundaklanmış pipeti yapıştıran zihniyet neden teneke kutulara aynı özenle yaklaşmaz.Ya da karton kutudan içeni korur gözetir de teneke kutudan içeni gözden çıkarır!!!
Ne idüğü belirsiz depolarda alt alta üst üst istiflenmiş, geceleri de börtü-böceğin ve hatta farelerin ziyaret ettiği (ve umalım ki ziyaretle kaldığı!!) teneke kutuları neden yalamak zorunda bırakılıyoruz!! Hani anladık pipet yuvarlak hatlı tenekenin neresine koyulacak ama bari içilecek kısmı ince bi ambalajla, folyoyla ya da bu işin endüstriyel boyutunda afilli bi isme sahip herhangi bişeyle kaplayın yahu!Sayın gıda endüstrisi çalışanları ve hatta zihni-sinir proje sahipleri bekliyoruz....
3 2 1 Başlıyoruz
Ve efendim uzuun uzuun blog okumalardan sonra, "tam da benim söylemek istediğim şeyi söylemiş"lerden sonra , e olmazsa ben de bi blog edineyim dedim ve de edindim.
Hadi bakalım başlıyoruz....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















